28 Nisan 2026 Salı
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Açık
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Dünya Afrika Boynuzu’nda dengeler sertleşiyor: Türkiye çözümün kilit aktörü

Afrika Boynuzu’nda dengeler sertleşiyor: Türkiye çözümün kilit aktörü

Afrika Boynuzu’nda Kızıldeniz hattı üzerinden derinleşen güç mücadelesi, bölgeyi yeni bir vekalet savaşı riskine doğru sürüklüyor. American Enterprise Institute (AEI) tarafından hazırlanan rapor, Körfez ülkeleri, İsrail ve bölgesel aktörler arasındaki rekabetin Somali’den Sudan’a kadar geniş bir coğrafyada kırılgan dengeleri zorladığını ortaya koyarken, Türkiye’nin bölgede istikrarı ve meşruiyeti önceleyen dengeleyici rolüne dikkat çekiyor.

Ankara’nın Somali ve Sudan başta olmak üzere Afrika Boynuzu’ndaki diplomatik ve güvenlik odaklı ortaklıkları, bölgedeki parçalanma riskine karşı en kritik denge unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Türkiye, son yıllarda hem sahadaki etkinliği hem de arabuluculuk kapasitesiyle yalnızca izleyen değil, krizlerin çözümünde inisiyatif alan aktörlerden biri haline geldi.

Kızıldeniz hattında vekalet savaşı riski

AEI’nin Mart 2026 tarihli “Afrika Boynuzu’ndaki Fay Hatları” başlıklı raporuna göre, Kızıldeniz’in iki yakasında sertleşen bir güç mücadelesi yaşanıyor. Raporda, Körfez ülkeleri, Türkiye ve İsrail arasındaki rekabetin Afrika’daki yerel çatışmaları daha karmaşık ve tehlikeli hale getirdiği belirtiliyor.

2020’den bu yana şekillenen “orta ölçekli güç rekabeti”nin bölgeyi iki ana hatta ayırdığı ifade ediliyor. Rapora göre bir tarafta BAE ve İsrail’in başını çektiği “revizyonistler”, diğer tarafta ise Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın dahil olduğu “statükocular” bulunuyor.

Bu tablo, Afrika Boynuzu’ndaki krizlerin artık yalnızca yerel dinamiklerle açıklanamayacağını, bölgenin küresel rekabetin yeni cephelerinden biri haline geldiğini gösteriyor.

Türkiye meşruiyet ve istikrar hattında

Raporda Türkiye, Afrika ülkelerinin tam bağımsızlığını ve devlet bütünlüğünü gözeten yaklaşımı nedeniyle statüko bloğunun en önemli aktörlerinden biri olarak öne çıkarılıyor.

Ankara’nın Somali Federal Hükümeti ve Sudan’da meşruiyeti temsil eden Sudan Silahlı Kuvvetleri ile kurduğu güçlü ortaklıklar, bölgedeki parçalanma riskine karşı stratejik bir güvenlik hattı oluşturuyor.

Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan ile benzer bir çizgide ilerleyerek Etiyopya’nın denize erişim hamleleri, Sudan’daki iç savaş ve Somali’deki anayasal gerilimler gibi başlıklarda dengeleyici güç olarak konumlanıyor. Bu yaklaşım, Ankara’nın bölgedeki varlığını yalnızca askeri ya da ekonomik değil, aynı zamanda diplomatik ve siyasi bir istikrar unsuru haline getiriyor.

BAE ve İsrail ekseni bölgeyi zorluyor

AEI raporunda, Birleşik Arap Emirlikleri’nin bölgedeki etkisine ilişkin dikkat çekici iddialar yer alıyor. Rapora göre BAE, Etiyopya’nın en önemli müttefiklerinden biri olarak konumlanırken, Sudan’daki paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri’nin ana hamisi ve Somali’de ayrılıkçı yerel hükümetlerin destekçisi olarak öne çıkıyor.

İsrail’in ise Etiyopya ve Somaliland üzerinden bölgedeki etkisini artırmaya çalıştığı, bu yönüyle BAE ile paralel bir çizgi izlediği değerlendiriliyor.

Bu hamlelerin, Etiyopya’nın ezeli rakibi Eritre ve komşusu Mısır tarafından tehdit olarak algılandığı; bunun da Afrika Boynuzu’ndaki askeri hareketliliği daha tehlikeli bir noktaya taşıdığı belirtiliyor.

Sudan ve Somali rekabetin merkezinde

Raporda Sudan ve Somali, bölgesel rekabetin en kritik iki merkez üssü olarak öne çıkıyor. Sudan’da dördüncü yılına giren iç savaş, yalnızca ülke içi bir güç mücadelesi olmaktan çıkarak dış aktörlerin SİHA’lar, askeri destekler ve siyasi nüfuz araçlarıyla dahil olduğu bir hesaplaşma alanına dönüşmüş durumda.

Somali’de ise Puntland ve Jubbaland gibi eyaletlerin merkezi hükümetle yaşadığı anayasal kriz, dış aktörlerin bu bölgeler üzerindeki etkisiyle daha da derinleşiyor.

Bu tablo, Türkiye’nin Somali Federal Hükümeti ile kurduğu ortaklığın önemini daha da artırıyor. Ankara, Somali’de merkezi devlet kapasitesinin güçlenmesini ve ülkenin parçalanma riskine karşı direnç kazanmasını destekleyen aktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Ara buluculukta kilit ülke Türkiye

AEI uzmanları Liam Karr ve Michael DeAngelo, ABD’nin Afrika Boynuzu’ndaki kaosu durdurmak için Türkiye gibi aktörlerle iş birliği yapması gerektiğini vurguluyor.

Raporda Türkiye’nin Etiyopya ile ilgili ihtilaflarda “kanıtlanmış bir ara buluculuk siciline” sahip olduğu hatırlatılıyor. Ankara’nın her iki rakip blok arasında köprü kurabilecek nadir aktörlerden biri olduğu belirtiliyor.

Bu değerlendirme, Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği çok yönlü diplomasi kapasitesinin Afrika Boynuzu’nda da karşılık bulduğunu gösteriyor. Ankara, hem sahadaki aktörlerle konuşabilen hem de krizleri diplomatik zemine taşıyabilen yapısıyla bölgede çözüm arayışlarının merkezinde yer alıyor.

Kızıldeniz güvenliğinde Ankara faktörü

Raporda, Katar ve Türkiye’nin diplomasi kanallarını kullanmasının Kızıldeniz’deki tansiyonun düşürülmesi açısından hayati önem taşıdığı kaydediliyor.

Kızıldeniz hattı, küresel ticaret yolları, enerji güvenliği ve deniz taşımacılığı açısından kritik bir geçiş güzergahı olduğu için bölgedeki her gerilim yalnızca Afrika’yı değil, Avrupa’dan Asya’ya uzanan geniş bir hattı etkiliyor.

Bu nedenle Türkiye’nin bölgedeki askeri, diplomatik ve insani varlığı, Kızıldeniz güvenliğinde giderek daha stratejik bir konuma yerleşiyor.

ABD’ye çağrı: Türkiye modeli desteklenmeli

Raporun son bölümünde, ABD yönetimlerinin Afrika Boynuzu’nu ikinci plana atma lüksünün olmadığı vurgulanıyor. İran ve Rusya gibi aktörlerin Sudan’daki boşluğu istismar etmeye başladığı uyarısı yapılırken, Türkiye, Katar ve Afrika Birliği gibi bölgesel aktörlerin arabuluculuk çabalarının desteklenmesi gerektiği ifade ediliyor.

AEI’nin değerlendirmesi, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’ndaki varlığının yalnızca bölgesel bir açılım değil, küresel güvenlik mimarisinde karşılığı olan stratejik bir hamle olduğunu ortaya koyuyor.

Ankara’nın Somali ve Sudan’daki ortaklıkları, meşruiyeti esas alan dış politika çizgisi ve arabuluculuk kapasitesi, Afrika Boynuzu’nda çözüm arayan aktörler için Türkiye’yi vazgeçilmez bir ülke haline getiriyor.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *