Belgeselde, Türkiye’nin Gazze’ye asker konuşlandırması ihtimali ele alınırken, bu senaryonun İsrail açısından ciddi stratejik riskler doğuracağı vurgulandı.
Belge ile ilgili değerlendirmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türk Silahlı Kuvvetlerinin sahadaki kararlılığı “endişe verici” olarak tanımlandı. İsrailli yorumcular, Türk askerinin Gazze’ye girmesi halinde benzer bölgelerde kalıcı askeri varlık örneklerine dikkat çekti.
Belgeselde yer alan görüşlerden birinde “Türk askerinin Gazze’ye intikalinin İsrail için ‘stratejik bir hata’ olacağı” savunuldu.
Belgeselde ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planı kapsamında Türk askerinin Gazze Şeridi’nde barış gücü olarak görev alabileceği ihtimali özel olarak ele alındı. İsrailli yorumcular, bu senaryonun İsrail’in askeri ve siyasi manevra alanını ciddi biçimde daraltacağını öne sürdü.
“Türk askeri girerse bir daha çıkmaz”
Türkiye uzmanı Dr. Hay Eytan Cohen Yanarocak, Türk ordusunun geçmiş operasyonlarına atıfla dikkat çekti. Yanarocak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Irak, Suriye, Kıbrıs, Katar, Somali ve Libya’daki kalıcı askeri varlığının benzeri bir tablonun Gazze’de de ortaya çıkacağını savundu. Bu yaklaşım, belgeselde İsrail açısından uzun vadeli bir güvenlik riski olarak sunuldu.
“İsrail buna izin vermemeli”
Belgeselde görüşlerine yer verilen başka bir İsrailli uzman, Türk askerinin Gazze’ye konuşlanmasını “kedinin ciğere bakması” benzetmesiyle eleştirdi. Uzman, İsrail’in bu duruma kesinlikle izin vermemesi gerektiğini savunarak, aksi halde Türk güçleriyle sahada karşı karşıya gelme riskinin doğacağını ileri sürdü.
Belgeselde ayrıca, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın nihai hedefinin Gazze’de fiili askeri varlık oluşturmak olduğu iddiası öne çıkarıldı.
Türkiye’nin NATO konumu ve olası askeri senaryolar
Belgeselde yer alan bir diğer değerlendirmede, Türkiye’nin NATO ve Batı için vazgeçilmez bir aktör olduğu vurgulandı. Rusya’nın artan baskısı nedeniyle Batı’nın Türkiye’ye ihtiyaç duyduğu belirtilirken, Türkiye’nin NATO’dan kopmasının veya ittifakın dağılmasının mümkün olmadığı ifade edildi.
Aynı değerlendirmede, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimalinin düşük olduğu, ancak Türkiye’nin bölgesel nüfuzunu artırma hamlelerinin İsrail üzerindeki baskıyı sürdüreceği görüşü dile getirildi.
Türkiye’nin bölgedeki askeri hamleleri İsrail’i endişelendiriyor
Belgeselin son bölümünde İsrailli uzman Dr. Alion Liel, Türkiye’nin Suriye’de konuşlandırdığı radar sistemine dikkat çekti. Liel, bu adımın bölgesel istihbarat dengelerini değiştirdiğini ve İsrail’in hareket özgürlüğü açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu savundu. Belgeye göre, İsrail topraklarının büyük bir kısmı artık Türkiye-Suriye hattı üzerinden gerçek zamanlı gözetim altında bulunuyor. 