23 Nisan 2026 Perşembe
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Az bulutlu
14°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Dünya Rum basınından skandal analiz: “İşgalci Türkiye” diliyle Ankara’yı hedef aldılar

Rum basınından skandal analiz: “İşgalci Türkiye” diliyle Ankara’yı hedef aldılar

Rum gazetesi Philenews, “Ankara sert poker oynuyor” başlıklı analizinde Türkiye’yi “işgalci” diye niteledi; Kıbrıs dosyasında baskı iddiasını bölgesel savaş iklimi ve BM takvimi üzerinden kurdu.

Güney Kıbrıs Rum basınında Türkiye karşıtı dil yeniden sertleşti. Philenews’te yayımlanan analiz, Ankara’yı “işgalci” diye hedef alırken, Türkiye’nin Kıbrıs’ta güvenlik ve egemenlik çizgisini “güç dayatması” olarak çerçeveledi. Yazıda, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in son bir hamle arayışı ile Lefkoşa’nın “hareketlilik” planı yan yana konuldu. Türkiye’nin pozisyonu ise doğrudan suçlayıcı bir dille anlatıldı.  

Philenews’in iddiası: “Trump mantığı, sert poker”

Philenews’te Costas Venizelos imzasıyla yayımlanan “Trump mantığıyla, Ankara’dan sert poker” başlıklı yazıda, bölgede süren savaşın pratikleriyle Türkiye’nin jeopolitik hedefleri bir araya getirildi. Yazı, Türkiye’yi “işgalci” sıfatıyla anarak, gelişmelerin Kıbrıs’ı ve “ulusal konuyu” etkileyebileceğini savundu. Ankara’nın “başrol oyuncuları” arasına girme isteğini öne çıkardı.  

Aynı analizde Rum tarafı, uluslararası ilişkilerde “dayatmacılığın” öne çıktığı bir dönemde Türkiye’nin Kıbrıs’ta “güç yoluyla dayatma” çizgisinde hareket ettiğini iddia etti. Yazı, ABD ve İsrail’in sahadaki pratiklerinin Ankara tarafından “benimsendiği” yorumunu da yaptı.  


Rum tarafının takvimi: Lider görüşmesi, geçiş kapıları ve “haziran” hedefi

Analizin somutlaştırdığı başlıklardan biri, Lefkoşa’nın “kanalları güçlendirme” ve temel aktörlerle temasları artırma çizgisi oldu. Yazı, Rum Yönetimi lideri Nikos Hristodulidis ile KKTC’deki “lider” Tufan Erhürman’ın görüşmesine değinerek bunun sürece “nefes” vermeyi hedeflediğini, ancak süreci ileri itmeye yetmediğini savundu.  

Yazıda, güven artırıcı önlemler çerçevesinde yeni geçiş kapıları için görüşmelerin müzakereciler düzeyinde sürdürülmesinin kararlaştırıldığı ve ay sonuna doğru yeni bir lider görüşmesi hedeflendiği aktarıldı. Bu süreçten sonuç çıkması halinde BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin’in haziranda adaya gelmesinin “yeşil ışık” alacağı da yazıda yer aldı.  

“Guterres son hamlesini arıyor” iddiası ve “üç tek” şartı

Fileleftheros analizinin ikinci ekseni, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in görev süresi bitmeden Kıbrıs’ta “son bir girişim” aradığı iddiası oldu. Yazı, Guterres’in yeni bir gayriresmi beşli toplantıyı “başarı güvencesi” olmadan toplamak istemediğini ve görüşmelerin “her şey masada” çizgisine dönmesini engellemeye çalıştığını öne sürdü.  

Analizde, Guterres’in başlangıç için “üç tek” (tek egemenlik, tek vatandaşlık, tek uluslararası kişilik) yaklaşımını benimsediği; bunun federasyon modeline işaret ettiği; Ankara’da yapılan temaslarda “iki devletli çözüme” sıcak bakmadığını Türk yetkililere söylediği iddia edildi. Yazıda bu çerçevenin Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a da iletildiği belirtildi.  

“Türkiye’nin tutumu değişmez” iddiası: Dört maddelik suçlama çerçevesi

Yazının “Türkiye’nin tutumu” bölümünde, Ankara’nın Kıbrıs’ta bilinen tezlerinde değişiklik olmayacağı öne sürüldü ve bu durum bölgesel gelişmelerle ilişkilendirildi. Analizin bu bölümünde öne çıkan iddialar şu şekilde kurgulandı: Türkiye’nin Kıbrıs’ı daha geniş uluslararası ortamın parçası olarak gördüğü; adadaki varlığının zayıflatılmasını istemediği; Lefkoşa’nın çağrısıyla bölgede bulunan yabancı güçlerin varlığına karşı çıktığı; stratejik hedefinin “Kıbrıs’ı askeri ve siyasi olarak kontrol etmek” olduğu.  

Yazı ayrıca, “Türkiye’nin Kıbrıs’ta geri adım atması için kimsenin baskı uygulamadığını” ileri sürerek, Rum tarafında “baskı yok” serzenişini de açık biçimde dile getirdi.  

Ankara’nın resmi çizgisi: İki devletli çözüm vurgusu

Rum basınındaki bu sert dilin karşısında, Ankara’nın Kıbrıs’ta çözüm için “iki devletin bir arada varlığı” yaklaşımını öne çıkardığı biliniyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, KKTC’nin 42’nci kuruluş yıl dönümü mesajında çözümün “adadaki iki devletin bir arada var olmasından geçtiğini” ifade etmişti.  

Rum basınının üçüncü başlığı: KKTC’de iç gerilim ve “Ankara istemiyor” iddiası

Fileleftheros analizinde, KKTC’deki iç gündemin de Kıbrıs dosyasını etkilediği ileri sürüldü. Yazı, “ATA” başlığındaki iç gerilimin ve hükümete yönelik istifa baskısının “çöküş ihtimali” doğurabileceğini; olası bir erken seçim atmosferinin gündeme gelebileceğini savundu.  

Bu bölümde Rum basını, KKTC hükümetini “sözde” diye niteleyerek Ankara’nın hükümetin düşmesini istemediğini iddia etti; bunun gerekçelerini sıraladı. Yazıda ayrıca Erhürman’ın partisinin seçim kazanabileceği değerlendirmesi yapıldı ve Ankara’nın iç dengeleri korumaya çalıştığı öne sürüldü.

Sert dil, yoğun takvim

Philenews’in analizi, Türkiye’yi hedef alan “işgalci” gibi ağır ifadelerle Rum kamuoyuna sert bir çerçeve sundu. Yazı, bir yandan Türkiye’ye dönük suçlayıcı bir “baskı” anlatısı kurarken, diğer yandan BM takvimini ve Lefkoşa’nın planladığı adımları ayrıntılandırdı. Bu tablo, Güney’de Türkiye karşıtı dilin yeniden sertleştiğini; buna karşın Kıbrıs dosyasının önümüzdeki aylarda BM’nin takvimiyle birlikte daha yoğun bir diplomasi trafiğine gireceğini gösterdi.  


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *