Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ankara’da bir araya geldiği Almanya Dışişleri Bakanı Johann David Wadephul ile gerçekleştirdiği temasların ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu. Orta Doğu’daki istikrarsızlığın yeni safhalara taşınmak istendiğine dikkat çeken Fidan, şu ifadeleri kullandı:
"Görüşmelerimizde güncel uluslararası meseleleri ele alma imkanımız oldu. Bunların başında Orta Doğu'daki savaş gelmekte. Gerilimin azaltılması için komşularımız ve ortaklarımızla fikir alışverişinde bulunmaya devam ediyoruz."
İran’ın toprak bütünlüğünün korunması gerektiğini vurgulayan Fidan, olası iç savaş senaryoları hakkında sert bir uyarıda bulundu:
"Bu savaş bir an önce sona ermelidir. Türkiye olarak savaşın bitmesi için yoğun bir çaba içerisindeyiz. Ayrılıkçı senaryoların bu kez İran için gündeme getirildiğini görmekteyiz. İran'da iç savaş çıkarmayı ve etnik veya dinsel fay hatları üzerinden çatışmaları körükleyen her türlü plana sonuna kadar karşıyız. Hiç kimse böyle bir hayalin içine girmesin. Yanlış bir adım atılmasına izin vermemiz mümkün değil. Savaşın gidişatına ve sonrasına dair her tür senaryoya hazırlıklı durumdayız."
İsrail'in yayılmacı politikası
Bakan Fidan, İsrail’in saldırgan tutumunun Gazze sınırlarını aşarak Lübnan’ı tehdit eder hale geldiğini ve bölgenin büyük bir insani felaketle karşı karşıya olduğunu belirtti:
"Netanyahu hükümeti bölgedeki her savaşın ve insani krizin şu anda merkezinde yer almakta. Uluslararası hukuku ve insani değerlerimizi korumak istiyorsak, bu gerçeği kabul etmeli ve açıkça dile getirebilmeliyiz. Lübnan devleti yıkılma noktasına gelmeden İsrail’in saldırıları sona ermeli. Lübnan'ın çökmesi başta komşu ülkeler olmak üzere tüm bölgeyi derinden etkileyecektir. Yayılmacı politika izleyen İsrail, mevcut savaştan istifade ile kirli savaşı Lübnan’a da taşımakta. 1 milyon kişinin yerinden edilmesi kabul edilemez. Uluslararası toplumun dikkati Gazze'den uzaklaşmamalıdır. Gazzelilerin yaşam koşullarının kötüleşmemesi öncelikli meseledir."
Vatandaşların güvenliği ve savunma iş birliği
Çatışma bölgelerinde yaşayan Türk vatandaşlarının tahliyesi ve güvenliği için tüm birimlerin teyakkuzda olduğunu ifade eden Fidan, çalışmaların sürdüğünü şu sözlerle aktardı:
"Bölgede bulunan vatandaşlarımızın güvenliği için gece-gündüz çalışıyoruz. Hava sahasının halen kapalı olduğu ülkelerde bulunan vatandaşlarımızın barınma ve sağlık ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli önlemleri alıyoruz."
Hava savunma sistemlerinin önemine ve NATO kapsamındaki gelişmelere de değinen Bakan, savunma stratejileri hakkında şunları söyledi:
"NATO'nun kollektif savunma konseptiyle uyumlu bir hareket tarzı oldu. NATO bu türden senaryolara hazırlık yapmakta, malumunuz. Hava savunma sistemleri gerçekten çok önemli. Milli Savunma Bakanlığımızın bu konuda yürüttüğü çalışmalar var. Almanya ile bu savaşın nasıl durdurulması gerektiği konusunda görüş birliğimiz var. Savaşın hemen durması gerektiği konusunda hemfikiriz. Yayılma riski de devam ediyor. Bu savaşın bir an önce durması gerekiyor."
Rejim değişikliği ve hukuk vurgusu
Son olarak bölgedeki aktörlerle yürütülen diplomasi trafiğine değinen Fidan, taraflara yapılan uyarıların net olduğunu belirtti:
"İran'ın toprak bütünlüğü konusunda bir sıkıntı olmaması lazım. Rejim değişikliği gibi hedeflerin peşinde koşulmaması gerekiyor. Bir an önce bölgenin normale dönmesi gerekiyor. İran tarafıyla da ABD tarafıyla da konuşuyoruz. İran'a yapılan tahrik edilmemiş bu saldırı ne kadar hukuksuzsa, İran'ın tahrik edilmeden Körfez ülkelerine yapmış olduğu saldırı da o kadar hukuksuzdur. Bunu İranlı meslektaşlarımıza da dile getirdik.”
Almanya Dışişleri Bakanı Wadephul'un açıklamalarından öne çıkanlar:
“İran'ın etrafındaki gelişmeler bizi endişe ettiriyor. Bu konuda ortak bir perspektif bulmamız gerekiyor ki burada savaş sona erdirilebilsin. İran; dronlar ve füze saldırılarıyla bölgeye büyük zararlar veriyor; bildiğiniz gibi Türkiye'ye yönelen füzeler de oldu. Bu füzelerin NATO imkanlarıyla engellenmesini son derece olumlu bir sonuç olarak görüyorum. Körfez bölgesinde gerilimin sürekli tırmandırılması ve komşulara yönelik saldırılar, beraberinde tehlikeli bir tablo getiriyor. İran'ın çevresindeki bu gelişmeler bizi ciddi şekilde endişelendiriyor. Savaşın sona erdirilmesi için ortak bir perspektif bulmamız şart. Mevcut imkânları kullanarak bu süreci durdurmalıyız. Türkiye'nin burada çok önemli bir rol oynayabileceğine inanıyorum; önümüzdeki günlerde bu konuda tam bir koordinasyon içinde çalışmak istiyoruz. Vaktinizi ayırdığınız ve bizi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sayın Cumhurbaşkanı'nın da bugün beni kabul edecek olması vesilesiyle şükranlarımı sunuyorum.”