Toplumdaki genel beklentiye dikkat çeken Bakan Gürlek, çocuk suçluluğuyla mücadelede hem kavramsal hem de yasal bir değişim sinyali verdi. Gürlek, şu ifadeleri kullandı:
"'Suça sürüklenen çocuk' diyoruz, aslında bu kavramı da en baştan değiştirmemiz gerekecek. Toplumun yüzde 81'inin çocuklara verilen cezaların yetersiz olduğu konusunda bir algısı var. Bu toplumun genel kanaati. Ben de aynı kanaatteyim."
12. Yargı Paketi ve yasal düzenleme sinyali
Hali hazırda 12. Yargı Paketi üzerinde çalıştıklarını hatırlatan Bakan Gürlek, komisyondan gelecek raporun yol gösterici olacağını belirtti. Özellikle "cezasızlık algısı" üzerine teknik ekiple birlikte çalıştıklarını ifade eden Gürlek, şunları kaydetti:
"Burada da sizden gelecek öneriler, teklifler, sizin çok değerli saha araştırmalarınız bunlarla ilgili düşündüğümüz maddeler var. Bizler de Adalet Bakanlığı olarak teknik ekibimizle birlikte bu cezaların özellikle biraz yetersiz olduğunu, toplumda cezasızlık algısı olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda birlikte çalışmanın çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Sizin sahadaki çalışmalarınız, sonuç raporunuzun bize çok katkı sağlayacağını düşünüyorum."
Önleme mekanizmaları ve üç bakanlık vurgusu
Suç işlenmeden önceki aşamanın hayati önem taşıdığını vurgulayan Bakan Gürlek; Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı ile ortak bir çalışma yürüttüklerini açıkladı. "Adalet Bakanlığı suç işlendikten sonra göreve başlıyor" diyen Gürlek, önleyici mekanizmalarda aile faktörü, eğitim hayatı ve sosyal çevrenin belirleyici olduğunu ifade etti.
"Hakim ve savcıların takdir yetkisi geniş"
İstanbul'da mağdur ailelerle yaptıkları görüşmelerden çok etkilendiğini belirten Bakan Gürlek, suç politikasının dengelenmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmede bulundu:
“Hakim savcılara verilen takdir hakları biraz geniş. Gerekirse hakim, savcı arkadaşlarla sık sık bir araya gelerek, istişare toplantıları yapılarak bu konuda hassasiyeti dile getirmek gerekiyorsa bunu da söyleyelim. Kanun değişikliği yapılması gerekiyorsa kanun değişikliği. Önleyici ve caydırıcı tedbirler konusu da çok önemli. Burada üç bakanlığımızın birlikte çalışmasını çok kıymetli buluyorum.”