Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi'nde gerçekleştirilen olağanüstü MYK toplantısı tamamlandı. Toplantı sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, partinin değişim süreci ve geçmiş seçim dönemlerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
"Değerli basın mensupları hoş geldiniz, gecenin bir vaktinde buradasınız, sizleri yorduğumuz için üzgünüz. Saray rejimine, AK Parti'nin kara rejimine verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı da son derece memnunuz. Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz. Bugüne nasıl geldiğimiz kısaca özetlemek isterim. Bizim hikayemiz Mayıs 2023'te başladı. Mayıs'ın 14'ünde bilemediniz 28'inde Türkiye'yi bir büyük zaferle birlikte yeniden ayağa kaldırmaya, demokratikleştirmeye, zenginleştirmeye ve o seçimi kazanmaya çok istekliydik. Bütün Türkiye çok istekliydi. Bir değişim umudu vardı, o seçimleri kaybettik. O seçimlerin kaybında en büyük sorumluluk CHP’deydi. Millet o günlerde yaptığım bir tanımlamayla partimizden, siyasetten bir duygusal kopuş yaşadı. Emekliler kahveye çıkmamaya, otursalar da konuşmamaya, yolda giderken gazoz kapağına gençler tekme atmamaya, 'Bir daha sandığa gitmeyeceğim, mümkünse yurt dışına gideceğim.' demeye başlamıştı. CHP'nin bir öz elleştiri yapması lazımdı. Bu özeleştirinin milletinin gönlünde kabul görmesi lazımdı. Anketler yüzde 12'leri, 13'leri protesto oyları yüzde 40'ları göstermekteydi. Halen daha bütün kurumların ellerinde mevcut. Bu duygu durumu içinde CHP değişmeli dedik, bu sözlerimiz tepki görünce görevi biz üstlendik. Bir yola çıktık. Yola çıktığımızda aday olacak imzayı bile toplayamayacağımızı, mevcut delege yapısı ile 60 imzayı bulamayacağımızı, aday dahi olamayacağımızı söylediler. Bütün Türkiye'yi, il kongreleriniz gezdik. Kazanırsak ne yapacağımızı, ne hedefleyeceğimizi paylaştık. Dediler ki bu delegeyi ikna edemezsiniz, o delegeyi berberi ikna edecek, o delegeyi asansörde karşılaştığı, torunu, kızı, oğlu, eşi ikna edecek. Eşi Ankara'ya yollarken değişim olmazsa gönül koyarım diyecek. Delegeleri çağırırken en güvendiğinizle konuşun öyle gelin dedim. Onların vicdanına güvendik. Kurultay salonun en beklenmedik, en organik sesini ben de siz de hatırlıyoruz. Delege sokağı sesini dinle diye bağırıldı. O delege vicdanının ve sokağın sesini dinledi ve değişime karar verdi. Değişim kurultayından sonra şu kadar kibir yapmadık. Bizim sevincimizin ve galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olsun istemedik. O günlerde sana devlet geldi mi diyorlardı, devlet binadır bana nasıl gelsin diyordum.”
Konuşmasının devamında Özgür Özel, şu ifadeleri kullandı:
"Demokrasi sandıkla gelenin sandıkla gitmesidir. Göstermelik kurultay yapanlar, demokrasiyi güya savunanlar, bir kere kaybedince milli iradeyi yerle bir ettiler. Birileri kurultayı kazanmamızı, diğerleri yerel seçimleri kazanmamızı hazmedemedi. Milletin kararına savaş açmayı tercih ettiler. 19 Mart'ta darbeye kalkıştılar. Ekrem İmamoğlu 14 aydır hapiste. Bize sağdan soldan 'Ekrem'i bırak, Ankara'ya dön, partinin başında otur' dediler. Mutlu mesut muhalefet liderliği koltuğunu reddediyorum. Kontrollü muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum. Bugün gelinen noktada, kazanacak Cumhurbaşkanı adayı belirleme, kendini aday göstermeme, en doğru adayı bulurum deme suçundan da saldırı altındayım. Cumhurbaşkanı adaylığını kabul etseydim benden iyisi yoktu. Mesele ne Özgür Özel meselesi, ne de kurultayda göreve gelenlerin şahsi meselesidir. 19 Mart'ta geleceğin Cumhurbaşkanına, 21 Mayıs'ta da geleceğin iktidar partisine darbe yapılmıştır. Resmi rakamlarla göre bu kararla yarım saatte verdikleri zarar 10 milyar dolardır. Erdoğan milleti adaysız partisiz ve seçeneksiz bırakmanın çabası içinde. Şunu herkes bilsin ki, CHP de Özgür Özel de kendisini savunmanın peşinde değildir. CHP, Cumhuriyeti, demokrasiyi, sandığı ve sandığa umut bağlamış milyonları savunmak durumundadır. Bu kararla hiçbir partinin kongresinin artık bir garantisi kalmamıştır. Biz bugün ilk itirazımı tedbir kararının kaldırılmasını da içerecek şekilde Yargıtay'a yaptık. Yarın da YSK'ya başvuracağız. Başvuruların en acil şekilde ele alınarak YSK'nın siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz. Bu gecenin bir felaket gecesi olmaktan bir umut gecesine dönüştüğünü ifade etmek isterim. Bir yanda boş bir sokak, koşturan muhterisler, Helper tarafta partisine sahip çıkanlar. Muhalefet partileri bu akşam tarihe geçmiştir. Şanlıurfa Barosu'nun ilk açıklamayı yapması ve peşi sıra yapılan açıklamalar kıymetlidir. Sendikaların, meslek örgütlerinin açıklamaları bu geceyi matem gecesinden umut gecesine dönüştürmüştür. CHP bu darbeye asla ve asla teslim olmayacaktır. Buradayız, bu darbeye karşı sonuna kadar direneceğiz. sözümüze kıymet veren herkesi direnişe, mücadeleye, bir arada olmaya, tepkiyi yükseltmeye davet ediyorum. Yarın aklıselimin hakim olmasını ümit ediyorum. CHP'yi savunmak rekabetçi bir seçimi savunmaktan başka bir şey değildir. Biz buradayız ve bütün o kirli teklifleri reddediyoruz. Müesses nizamın makbul partisi olmak yerine her şeyi göze almışız. Sadece ve sadece milletimizden yetki ve destek bekliyoruz. Onun dışında her türlü kirli teklife kapalıyız.”
“Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Kararın YSK tarafından nasıl yorumlanacağını göreceiz. Her mücadele zemininde güçlüyüz. Bize verilen bayrağı yere bırakmayacağız. O bayrak elimizde, ölebiliriz ama milletin verdiği emaneti bırakmayacağız. Millete borcumuz var. Ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayacağız. Bu akşam arayanlar arasında Kılıçdaroğlu da vardı. Telefonuna henüz dönmedim. Zaten dönsem de ne konuşacağız? O telefonun anlamı yargının bu kararını meşrulaştırmaksa o kararı meşrulaştırmam. Elbette telefonuna dönülecektir ama o dönüş rejimle uzlaşma olamaz. Ben genel merkezdeyim, arkadaşlarımız genel merkezde. Nasıl Saraçhane'ye sahip çıktıysak genel merkeze de sahip çıkacağız. Yedek parti seçeneği Türkiye'de tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir ama butlana karşı böyle bir tedbir düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da o ocağın sahipleri karar verir, mahkemeler değil."