Türkiye'nin küresel arenadaki stratejik gücünü ve diplomatik başarısını ortaya koyacak olan NATO Zirvesi öncesinde böyle bir yazının yayınlanması, zamanlama açısından manidar bulundu. Makalesinde, demokratik seçimlerle göreve gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın halk desteğini kaybettiğini iddia eden Özel, milli iradeyi ve sandık sonuçlarını görmezden gelen bir yaklaşım sergiledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın zirveyi bir güç gösterisi olarak kullanacağını öne süren CHP'li Özel'in, bu iddialarda bulunurken Türkiye'nin bölgesel ve küresel başarılarını da sıralaması dikkat çekti.

Eleştirdiği Türkiye'nin küresel gücünü teslim etti
Yazısında Türkiye'nin siyasi ve hukuki süreçlerini hedef alan Özel, her fırsatta dış dünyaya şikayet ettiği Türkiye Cumhuriyeti'nin ulaştığı stratejik gücü ve savunma sanayisindeki atılımları ise şu sözlerle itiraf etmek zorunda kaldı:
"Türkiye'nin stratejik önemi apaçık ortada. Karadeniz'e erişimi kontrol ediyor; Suriye, Irak ve İran ile sınır komşusu; ve Avrupa güvenliğini tekrar tekrar sınayan çatışmalara yakın konumda bulunuyor. Silahlı kuvvetlerimiz NATO'nun en büyükleri arasında yer alırken, savunma sanayimiz Avrupa'nın güvenliği için giderek daha önemli hale geliyor.”
Hukuki süreçleri hedef aldı, partisine yönelik olayları gizledi
Türkiye'yi Avrupa'nın en büyük cezaevi nüfusuna sahip ülkesi olarak nitelendirerek devletin meşru güvenlik adımlarını siyasi baskı gibi yansıtmaya çalışan Özel, kendi partisine yönelik yürütülen hukuki soruşturmalardaki ağır ithamları ve itirafları ise tamamen görmezden geldi.
Batı dünyasına "istikrarsızlık ve kaos" senaryosu
Özgür Özel'in kaleme aldığı yazıdaki en çok tepki çeken bölümlerden biri de Türkiye üzerinden batılı ülkelere yönelik yaptığı uyarılar oldu. Ülkede bir patlama riski ve toplumsal çalkantı yaşanabileceğini öne süren Özel, bu olası istikrarsızlığın sadece Türkiye ile sınırlı kalmayacağını, Avrupa'nın güvenliğini, enerji hatlarını ve NATO'nun güney kanadını da doğrudan etkileyeceğini iddia etti. Kendi ülkesine yönelik kaos senaryoları çizerek dış dünyadan medet uman bu ifadeler, siyaset kulislerinde milli çıkarlarla bağdaşmayan bir yaklaşım olarak değerlendirildi.