16 Haziran 2026 Salı
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Dünyamız ve bölgemiz tarihi bir dönemden geçerken bizim ufkumuzda sadece ‘Büyük Türkiye’ var”

Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Dünyamız ve bölgemiz tarihi bir dönemden geçerken bizim ufkumuzda sadece ‘Büyük Türkiye’ var”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Kabine Toplantısı sona erdi. Toplantının ardından millete sesleniş konuşması gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikadan enerji yatırımlarına, bölgedeki kritik gelişmelerden önümüzdeki süreçte Türkiye'de yapılacak uluslararası zirvelere kadar birçok önemli konuda değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Kabine Toplantısı sonrasındaki açıklamalarından öne çıkanlar:

"Kabine’mizin 66. toplantısını az önce tamamlamış bulunuyoruz. Toplantımızda, 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak NATO zirvesi hazırlıklarını, dış politikada son günlerde yaşanan hadiseleri, İran krizinde varılan mutabakatı ve bölgemiz için sonuçlarını, dış ticaret cephesindeki güncel gelişmeleri etraflıca değerlendirdik. Kabine toplantımızda aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bir defa şunu tüm vatandaşlarımızın bilmesini istiyorum: Dünyamız ve bölgemiz tarihi bir dönemden geçerken bizim ufkumuzda sadece 'Büyük Türkiye' var. Bizim idealimizde Türk milletini hayalleriyle buluşturmak var."

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye'nin en büyük avantajına dönüşmüştür"

Türkiye'nin küresel hedeflerine yürürken karşılaştığı zorluklara ve yönetim sisteminin sağladığı istikrara dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim hedefimizde bu çağa milletimizin mührünü vurmak var. Menzilinde güçlü, müreffeh, muteber ve muzaffer bir Türkiye'nin olduğu bu yolda durmadan, dinlenmeden yürüyoruz. Bu yolculukta elbette zaman zaman sıkıntılarla karşılaşıyoruz. Bu yolculukta tabii ki engellerle, zorluklarla muhatap oluyoruz. Kimi zaman içeriden kimi zaman dışarıdan önümüzü kesmeye, hızımızı yavaşlatmaya dönük operasyonlara maruz kalıyoruz. Ama bunlara aldırmadan ülkemize ve milletimize hizmet mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Yaklaşık iki asırlık yönetim sistemi arayışına son veren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, hem bu yolculukta hem de içinden geçtiğimiz sancılı dönemde Türkiye'nin en büyük avantajına dönüşmüştür. Ülkemizin yumuşak karnı olan yönetimde istikrar sorununu çözen sistem sayesinde, bugün devletimizin tüm kurumları uyum ve koordinasyon içinde çalışıyor, Türkiye'yi geleceğe taşımanın mücadelesini veriyor."

"Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı"

Orta Doğu'da yaşanan sıcak gelişmelere ve ABD-İran mutabakatına değinen Erdoğan, Türkiye'nin süreç boyunca sergilediği dengeli duruşu şu cümlelerle ifade etti:

"İşte en son İran'ı ve Körfez bölgesini etkileyen çatışmalarda olduğu gibi Türkiye, en zor krizleri bile son derece başarılı bir şekilde yönetiyor. İsrail'in tertip ve tahrikleriyle 28 Şubat'ta başlayan savaşta dün gece çok önemli bir adım atıldı. Amerika ve İran arasındaki çatışmaları sonlandırmaya dönük mutabakata varıldığı açıklandı. Böylece aylardır diken üstünde olan bölgemiz rahat bir nefes almış oldu. Biliyorsunuz Türkiye olarak, İran'a saldırıların ilk gününden itibaren daima sağduyulu, serinkanlı ve diplomasiyi önceleyen bir tutum içinde olduk. Provokasyonlara gelmedik. Hakkaniyeti elden bırakmadık. Komşuluk ve kardeşlik hukukumuzun zedelenmesine izin vermedik. Müttefiklerimiz ve Körfez'deki kardeşlerimizle iş birliği içinde hareket ettik. Savaşa benzin dökenlerden değil, barışın sesini yükseltenlerden olduk. Kardeş ülkemiz Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen çabalara Katar ve Suudi Arabistan'la birlikte çok güçlü destek verdik."

"Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz"

Bölgesel krizlerin çözümünde Türkiye'nin hak ve hukuku kararlılıkla savunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, mutabakatın bölge barışı için önemini şu sözlerle aktardı:

"Eş zamanlı olarak bölgemizi daha fazla bölmeyi, kardeş halklar arasında kandan duvarlar örmeyi amaçlayan sinsi oyunlara bigane kalmadık. Gün oldu Yunus'un diliyle konuştuk. Gün oldu Yavuz'un diliyle konuştuk. Gün oldu bin yapıp bir konuştuk. Ama her defasında Türkiye'nin hak ve hukukunu kararlı şekilde savunduk. Neticede coğrafyamızla birlikte tüm dünyayı uçurumun eşiğine getiren bu krizde, Allah'a hamdolsun tek bir vatandaşımızın dahi burnu kanamadı. Kardeşi kardeşe kırdırma planları amacına ulaşmadı. Türkler, Araplar, Kürtler ve Farslar arasında yeni fitne ateşleri yakma girişimleri başarısızlıkla sonuçlandı. Elbette bölgemizde yaşanan korkunç yıkımı, okul sıralarında katledilen masum yavruların dramını, uluslararası hukukun pervasızca ayaklar altına alınmasını hiçbir zaman unutmayacağız. Ama aralarında masum yavruların da olduğu binlerce sivilin hayatına mal olan bu anlamsız savaş defterinin artık kapandığına inanıyoruz. Bizim de katkılarımızla varılan mutabakattan bölgemiz ve tüm insanlık adına büyük memnuniyet duyuyoruz."

"İmzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması gerekmektedir"

Müzakere sürecinde emeği geçen ülkelere teşekkür eden ve olası provokasyonlara karşı uyarılarda bulunan Erdoğan, iç politikadaki eleştirilere de şu cümlelerle yanıt verdi:

"Mutabakatın bölgemizde kalıcı barış ve istikrarın tesisine giden yolu ardına kadar açmasını ümit ediyoruz. Aylar sonra bölgemize ve tüm dünyaya rahat bir nefes aldıran bu önemli mutabakata ulaşılmasında emeği geçen başta Amerikan ve İran liderliği olmak üzere herkesi gönülden tebrik ediyorum. Ara buluculuk görevini layıkıyla yerine getiren Pakistanlı kardeşlerimizle müzakerelere desteklerini esirgemeyen Katarlı ve Suudi kardeşlerimize aynı şekilde tebriklerimizi iletiyorum. Çatışmaların tarafı olmadıkları halde zarar gören, füzelerin ve dronların hedefi olan kardeş ülkelerimize de bir kere daha geçmiş olsun diyorum. Tabii burada şunu da açık açık ifade etmek durumundayım: 28 Şubat'tan beri kimin barış istediği kimin de savaşın devamından yana olduğu çok net görülmüştür. Tüm umutlarını bölgemizde silah seslerinin susmamasına bağlayanlar, gayet iyi biliyoruz ki barış ikliminin güçlenmesinden rahatsız olacaklardır. Daha evvel defalarca yaptıkları gibi bu sürece de çomak sokmak için ellerinden geleni yapacaklardır. Ellerinde Filistinli ve Lübnanlı masumların kanı olan katliam şebekesinin dün ve bugün yaptığı açıklamaları bunun işaretleri olarak görüyoruz. Dolayısıyla imzaların atılacağı güne kadarki süreçte gerilimi tırmandıracak her türlü söylem ve eylemden uzak durulması, sabotajlara karşı çok ama çok dikkatli olunması gerekmektedir. Türkiye bu süreçte de üzerine düşeni yapacaktır. Mutabakatın hayırlı olmasını diliyor, Rabbim ülkemizi ve bölgemizi bu tür gerilimlerden muhafaza eylesin diyorum. İran krizinin ilk gününden itibaren hükümetimizin politikalarına destek vermek yerine köstek olmaya çalışanları ise bugün bir kez daha Allah'a ve aziz milletimizin tertemiz vicdanına havale ediyorum."

"Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren alanlarda ahkam kesmekten vazgeçin"

Muhalefetin dış politika yaklaşımlarını sert sözlerle eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, polemik siyasetinden uzak durduklarını belirterek şöyle konuştu:

"Gözleri şahsi ikballeri dışında hiçbir şey görmeyenler bilsinler ki biz sizin Türkiye'ye hiçbir faydası olmayan polemik siyasetinizden yüz çevirdik. Siz dış politika gibi tecrübe gerektiren, bilgi birikim gerektiren, omurga gerektiren, yerli ve milli duruş gerektiren alanlarda ahkam kesmekten vazgeçin. Bunun yerine gidin koltuk peşinde koşun, salon kapmaca oynayın, en iyi bildiğiniz iş olan birbirinizin kuyusunu kazın. Biz sizden ihsan istemiyoruz, gölge etmeyin bu bize yeter diyoruz. Aziz milletim, çok değerli arkadaşlar, 2026 yılında Türkiye olarak birbirinden önemli uluslararası zirvelere ev sahipliği yapmaya hazırlanıyoruz. Hiç şüphesiz bunların en başında 7-8 Temmuz tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan NATO Liderler Toplantısı vardır. Bildiğiniz üzere Türkiye 1952 yılında Demokrat Parti iktidarında katıldığı NATO ittifakının en önemli aktörlerinden biridir. Geçmişte bazı görüş ayrılıkları yaşansa da on yıllardır NATO'nun Güneydoğu kanadının güvenliği büyük ölçüde ülkemize emanet edildi. Biz de ittifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda gerektiğinde elini taşın altına koyan bir müttefik olduk. Halihazırda NATO'nun ikinci büyük kara ordusunu sevk ve idare ediyoruz. Keza dünyanın muhtelif yerlerinde NATO'nun barış misyonlarına en güçlü desteği veren ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Ülkemizin savunma yeteneklerini geliştirirken ittifakın caydırıcılığına katkıda bulunuyoruz. Dünya barışı ve istikrarına önemli katkılar yapan NATO'nun gelecekte de bu misyonunu sağlıklı bir zeminde devam ettirmesinde fayda görüyoruz. Bunun yolu ise NATO'nun üzerinde inşa edildiği müttefiklik ruhunun muhafaza edilmesinden geçmektedir. Esasen güçlü bir ittifak ancak güçlü bir dayanışma ve iş birliği zemininde yükselebilir. Berlin Duvarı'nın yıkılışından beri ittifakın geleceğine dair yazılan kötümser senaryoların hiçbiri gerçeğe dönüşmemiştir. NATO değişen şartlara ve terörizm gibi asimetrik tehditlere adapte olarak varlığını tahkim etmiştir. Türkiye olarak biz de kapsamlı askeri yeteneklerimiz, son derece dinamik savunma sanayimiz, stratejik önemi yüksek coğrafyamız, tarihi ve kültürel derinliğimizle ittifakta başat rol oynamaya devam edeceğiz."

"Ankara zirvesine yönelik ilgiyi ve beklentileri artırdığını görüyoruz"

Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Liderler Zirvesi'ne yönelik hazırlıkları ve diğer uluslararası programları aktaran Erdoğan, hazırlık sürecini şu sözlerle özetledi:

"Gerek Türkiye'nin ittifak bünyesindeki konumunun gerekse bölgemizde cereyan eden hadiselerin Ankara zirvesine yönelik ilgiyi ve beklentileri artırdığını görüyoruz. Bu beklentilerin idrakiyle zirvenin NATO güvenlik mimarisinin yarınlarına yön verecek bir eşik olması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Misafirperverlik konusunda zaten tüm dünyada parmakla gösterilen bir ülkeyiz. Özellikle ev sahipliğimizde düzenlenen 2015 yılındaki G20 Antalya zirvesi bugün hala standartları belirleyen bir referans teşkil ediyor. Zirve vesilesiyle Ankara'ya gelecek devlet ve hükümet başkanlarını en güzel şekilde ağırlamak için kapsamlı bir hazırlık içindeyiz. Bugün hem NATO zirvesinde hem de daha sonra resmi ziyaretlerde kullanılacak Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarını açtık. Başkentimize ulaştırma alanında çok uzun yıllar hizmet edecek yeni bir eser daha kazandırmanın mutluluğunu yaşadık. Sadece NATO zirvesinin değil yıl içinde ülkemizde tertiplenecek diğer etkinliklerin de başarılı geçmesi için hazırlıklarımız devam ediyor. 28-29 Haziran'da NATO Parlamenter Zirvesi İstanbul'da yapılacak. Türk Devletleri Teşkilatı'mızın 13. Devlet Başkanları toplantısı sonbaharda Ankara'da icra edilecek. 77. Uluslararası Uzay Kongresi ile Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansını Antalya'da tertipleyeceğiz. İnşallah bütün bu uluslararası programları Türkiye'nin büyüklüğüne yaraşır şekilde düzenleyeceğiz."

"Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki stratejik rolünü bir kez daha teyit etmiştir"

Hükümetin son dönemde hayata geçirdiği enerji, çevre ve ekonomi odaklı projeleri ve resmi temasları özetleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu şekilde tamamladı:

"Değerli vatandaşlarım, omuzlarımızda taşıdığımız mesuliyetin bilinciyle gece gündüz demeden 86 milyona hizmet için koşturuyoruz. Son kabine toplantımızdan bu yana yine pek çok programa iştirak ettik, milletimizi yeni eserler ve yatırımlarla buluşturmaya devam ettik. 2 Haziran'da kuruluşunun 164. yıl dönümünü kutlayan Sayıştay camiamızla bir araya geldik. 3 Haziran'da 2025 yılı içinde tamamladığımız ve toplam 5,6 milyar dolar yatırım değerine sahip 7 bin 110 elektrik üretim santralimizin toplu açılışını gerçekleştirdik. Bölgemizde devam eden savaş ve çatışmalar Türkiye'nin küresel enerji tedarikindeki stratejik rolünü bir kez daha teyit etmiştir. Yıllık üretim kapasitesi 17,3 teravatsaat olan santrallerimizin ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. 5 Haziran'da bu yıl üçüncüsü düzenlenen İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'ne iştirak ettik. Sermayenin İslam ekonomisindeki konumunun detaylıca ele alındığı zirvede dijital dönüşümden bölgesel finans entegrasyonuna kadar pek çok başlık uzman isimler tarafından masaya yatırıldı. Borç yükü gittikçe artan küresel ekonominin ciddi sorunlarla yüzleştiği bu dönemde katılım finansın insan ve değer odaklı mimarisinin dünyanın geleceği adına taşıdığı önemi dile getirdik. 6 Haziran'da ise 41 yıldır özel sektörümüzün dünyaya açılmasında lokomotif işlevi gören Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) 39. Olağan Mali Genel Kurulu'na katıldık. Aynı programda DEİK'e ve ülkemize önemli katkılar yapan ustalarımıza saygı ödüllerini tevdi ettik. Bayrağımızı dünyanın dört bir yanında gururla dalgalandıran, yürüttüğü proje ve yatırımlarla ekonomimizin dinamosu olan DEİK ailemizi bir kez daha tebrik ediyorum. Küresel bir seferberliğe dönüşen Sıfır Atık Hareketi başta olmak üzere çevre diplomasisi çalışmalarımızı hız vermiş durumdayız. 5-7 Haziran tarihlerinde 183 ülkeden 120'yi aşkın bakanın 200'ün üzerinde belediye başkanının bir araya geldiği Sıfır Atık Forumunu İstanbul'umuzda gerçekleştirdik. COP31 Taraflar Konferansı öncesi 5 bin kişilik yüksek bir katılımla icra ettiğimiz Sıfır Atık Forumu'nda emeği geçenleri tebrik ediyorum. 9 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı Külliyemizde icra edilen Milli Güvenlik Konferanslarının açılış törenindeydik. 11 Haziran'da kuruluşunun 158. yıl dönümünü idrak eden Kızılay camiamızla bir araya gelerek Kızılay Ödüllerini sahiplerine takdim ettik. Geçtiğimiz sene 3 milyon ünitenin üzerinde kan bağışı ile rekor kıran Kızılay'ımızı tebrik ediyor, bu geniş ailenin her bir mensubuna başarılar diliyorum. 12 Haziran'da şanlı fetihlerimizin merkez ve karargahı, ilmin sanatın ve mimarinin kapıgahı serhat şehrimiz Edirne'deydik. Edirneli kardeşlerimizle hasret giderdiğimiz ziyaretimizde medeniyetimizin en seçkin mimari yapılarından Selimiye Camii'mizi dört yıllık titiz bir restorasyonun ardından yeniden ibadete açtık. Ayrıca 19 milyar 326 micron lira değerindeki toplam 65 projemizin resmi açılışını gerçekleştirdik. Yeni yatırımlarımız Edirne'miz, ülkemiz ve milletimiz için bir kez daha hayırlı uğurlu olsun diyorum. Geçtiğimiz cumartesi günü denizcilik tarihimizde önemli bir yer tutan Tersane-i Amire'de Türkiye Yapay Zeka Zirvesi'ne katıldık. Zirvede 2026-2030 dönemini kapsayan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'mızı da milletimizle paylaştık. Eylem planımızın ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını temenni ediyor, emeği geçenleri tekrar tebrik ediyorum."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *