Muhalefetin yönetim anlayışını eleştiren ve 2026 yılına dair iyi dileklerini paylaşan Erdoğan, hizmet odaklı çalışmaya devam edeceklerini belirtti:
"Evet, işte biz de insanımıza olan şükran borcumuzu daha fazla çalışarak, daha fazla hizmet ve eser üreterek, daha fazla koşturarak ödeyeceğiz. Nitekim bunu yapmanın samimi çabası içindeyiz. Geride bıraktığımız 2025 yılında son 23 yıldır olduğu gibi yine gece gündüz demeden milletimiz için ter döktük. Muhalefetin sokak nümayişlerinden başka icraatının olmadığı bir dönemde biz, 'Aşkla çalışan yorulmaz' düsturuyla tüm Türkiye’ye aşkla hizmet ettik. İnşallah birazdan bunların icmalini ekranları başında bizleri izleyen aziz milletimizle paylaşacağız. Yani CHP’nin başındaki zatı ve yönettikleri belediyelerde de tembelliklerinden dolayı vatandaşa kan kusturan şürekasını umursamayacak, bunların artık kabak tadı veren ucuz sataşmalarını kale almayacak, biz işimize bakacağız. Bugün de polemik yapmadan, laf kalabalığına, laf cambazlığına hiç mi hiç tevessül etmeden yine eserlerimizle, yine hizmetlerimizle konuşacağız.”
Küresel krizlere karşı kararlı duruş
Dünya genelinde yaşanan zorlu süreçlerde Türkiye'nin çıkarlarını titizlikle koruduklarını ifade eden Erdoğan, dış politika ve güvenlik vurgusu yaptı:
"Bölgesel ve küresel gelişmeler bağlamında oldukça yoğun geçen bir seneyi daha geride bıraktık. Krizin, çatışmanın, savaşın, dünyanın birçok yerinde gerilimin eksik olmadığı 2025 yılında hamdolsun milletin emanetine en güzel şekilde biz sahip çıktık. Yönetmek zorunda kaldığımız hassas süreçlerin hiçbirinde memnuniyetle ifade etmek isterim ki Türkiye’nin çıkarlarına zerre miskal halel getirmedik."
“Türkiye'nin itibarını her alanda koruduk”
Geçtiğimiz yılın geniş bir özetini sunan Erdoğan, her türlü zorluğa rağmen başarılı bir sınav verdiklerini kaydetti:
"Beşinci yılına girecek Rusya-Ukrayna Savaşı'ndan Gazze soykırımına; komşumuz İran'a düzenlenen saldırılardan Sudan'daki insani felakete; Amerika ve Avrupa ile ilişkilerimizden Türk dünyasıyla güçlenen iş birliğimize; Katar'a yapılan operasyonda aldığımız tavra; terörsüz Türkiye çalışmalarından 19 Mart sonrası sokaklarımızın terörize edildiği nümayişlere kadar her alanda içeride ve dışarıda çok başarılı bir sınav verdik. Türkiye'nin selametini, milletimizin geleceğini her zaman ön planda tuttuk. Yıl boyunca karşılaştığımız onca sınamaya, onca sıkıntıya rağmen AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak milletimizin başını yere eğdirmedik. Her zaman Türkiye'nin, Türk milletinin büyüklüğüne, şanına, saygınlığına, itibarına uygun şekilde hareket ettik."
“2026 bir reform yılı olacak”
Gelecek dönemin yol haritasını açıklayan Erdoğan, toplumsal refahı artıracak düzenlemelerin yolda olduğunu müjdeledi:
"Gerçekten büyük bir emeğin ürünü olan bütçemizi tavizsiz uygulayarak ekonomideki hedeflerimize ulaşacağız. Daha önce de ifade ettim; 2026 senesi ülkemiz için, unutmayın, bir reform yılı olacak. Büyük kongremizde genel çerçevesini açıkladığımız Türkiye Yüzyılı reform programımızı Meclisimizin de desteğiyle inşallah hayata geçireceğiz. Bunun dışında çocuklarımızın dijital tehditlerden korunmasından sosyal yardım sistemimizin yeniden gözden geçirilmesine kadar geniş bir yelpazede insanımızın hayatına dokunan reformları milletimizle buluşturacağız."
Küresel ekonomik savaş ve Türkiye'nin konumu
Dünyanın sert bir paylaşım kavgasının eşiğinde olduğunu belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu süreçten güçlü çıkacağını söyledi:
"Bakın burada şunu da vurgulamak durumundayım: Dünyanın ve bölgemizin hangi ciddi tehditlerle yüzleştiğini hepimiz takip ediyoruz. Küresel ekonomi, değerli metaller üzerinden yürüyeceği ve çok can yakacağı anlaşılan yeni bir muharebenin hızla içine sürükleniyor. Enerji kaynaklarını elde etme uğruna, ticaret yollarını elde etme uğruna yeni bir paylaşım rekabetinin, hem de çok agresif bir şekilde yaşanacağı görülüyor. Batı dünyası yıllardır başka ülkeleri tehdit ve tedip etmek için kullandığı tüm argümanlarını tek tek kaybediyor. Masada olmayanın menüye konulduğu acımasız bir bölüşüm kavgasının tam ortasındayız. Dalga boyu giderek artan bu küresel fırtınadan Türkiye'yi sahili selamete ulaştıracak olan kadro bellidir. Bu kadronun adı da AK Parti ve Cumhur İttifakı'dır. Güçlü Türkiye'nin güvencesi güçlü bir AK Parti, güçlü bir Cumhur İttifakı'dır."
Yerel yönetimlerdeki aksaklıklara sert eleştiri
Ankara'daki su kesintileri ve belediyelerin yönetim biçimleri üzerinden muhalefete yüklenen Erdoğan, kararlılık mesajı verdi:
"Bunu seçim zamanı meydanlarda vatandaşı vaat yağmuruna tutup bugün başkent Ankara’ya haftalardır su bile veremeyen beceriksizlerin insafına bu milleti bırakmamak için yapacağız. Bunu doymak bilmez ihtirasları için belediyeleri arpalığa çevirenlerin mağdur ettiği milyonlarca vatandaşımız için yapacağız. Bunu maaş ödeyemez hale getirdikleri belediye bütçeleriyle tropik adalarda keyif çatan aymazların bir daha şehirlerimize musallat olmaması için yapacağız. Bunu yabancılara ülkelerini şikayet etmeyi maharet zanneden kalitesi ve kalibresi düşük siyasetçileri tarihin tozlu raflarına göndermek için yapacağız. Bunu seviyesiz fotoğraflar üzerinden ağababaları adına güya bize mesaj verdiğini düşünen şuursuzları sandığa gömmek için yapacağız. Bunu aynı zamanda Türkiye'nin ismini duyunca gözleri umutla parlayan mazlum ve mağdurların huzuru, refahı, güvenliği için yapacağız. Bunu istikbalimizin teminatı olan sevgili gençlerimizin daha müreffeh ve muteber bir ülkede yaşamaları için yapacağız. Bunu 86 milyon için, yurt dışındaki 7 milyonu aşkın kardeşimiz için, gönül ve kültür coğrafyamızdaki yüz milyonlarca dostumuz için yapacağız."
“Milletimize verdiğimiz her sözün arkasındayız”
Erdoğan, halka hesap vermenin önemine değinerek konuşmasını şu çarpıcı ifadelerle sonlandırdı:
"Gerek bu muhteşem salonda gerek ekranları başında bizi izleyenlere sesleniyorum. Halka hesap vermek demokrasinin olmazsa olmaz şartıdır. Biz yalnızca sandıkta değil, farklı zeminlerde milletimize hesap vermeyi prensip haline getirmiş bir kadroyuz. İl, ilçe ziyaretlerimizde, kabine sonrası hitabımızda, grup toplantılarımızda hem hayallerimizi ve hedeflerimizi paylaştık hem de bunların ne kadarını gerçekleştirdiğimizi milletimize tek tek anlattık. Biz kendimize inanıyoruz, kendimize güveniyoruz ve milletimize verdiğimiz sözün arkasında, yanında durduğumuza, duracağımıza inanıyoruz. Meydanlarda hayal satıp, bol keseden vaat dağıtıp, 2026 Türkiyesinde kış mevsiminde milyonlarca insanımıza Kerbela'yı yaşatanlar gibi olmadık. Yerine getiremeyeceğimiz sözleri halkımıza vaat olarak vermedik. Şayet söz verdiysek bu sefer de onu tutmak için tüm imkanlarımızı seferber ettik."