Beştepe'deki basın merkezinde ulusal ve uluslararası medya temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen geniş kapsamlı toplantıda, zirvenin sonuç raporunu paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ülkemizde 22 yıl aradan sonra ikinci, başkentimizde ise ilk defa tertiplediğimiz NATO Zirvesi’ni az önce başarıyla tamamladık. Avrupa-Atlantik güvenliğinin sınandığı bir dönemde ev sahipliği yaptığımız bu tarihi zirve, ortak geleceğimize yön verecek nitelikte icra edilmiştir. İttifak içinde Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstleneceği, adil bir yük paylaşımı suretiyle askeri kapasitelerimizin tahkim edileceği daha güçlü bir NATO’nun temellerini Ankara’da atmış bulunuyoruz.”
Türkiye'nin geçmiş dönemlerde müttefikleri tarafından maruz bırakıldığı yalnızlığa ve güvenlik mimarisindeki adaletsizliklere dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara'nın artık kendi askeri ve teknolojik imkanlarıyla küresel bir güç haline geldiğini hatırlatarak şöyle devam etti:
“Öncelikle bir hususu burada ifade etmek isterim. Türkiye olarak Soğuk Savaş sonrası dönemin barış hasılasından Avrupalı dostlarımız kadar istifade edemedik. Birçok kriz ve çatışma bizim çevremizde yaşandı. Terör başta olmak üzere, bölgemizdeki tehditlere karşı mücadele ettik. Yalnız bırakıldığımız, haksızlığa uğradığımız dönemler oldu. Dolayısıyla çoğu zaman kendi göbeğimizi kendimiz kesmek zorunda kaldık. Ama bugün savunma harcamaları, askeri yetenekler ve buna zemin oluşturan savunma sanayimiz bakımından birçok müttefike kıyasla hayli ilerideyiz.”
“Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk”
Zirvenin operasyonel ve askeri planlama boyutuna dair müttefikler arasında sağlanan mutabakatın altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin ittifak içindeki ağırlığını şu sözlerle duyurdu:
“Zirvemizde geçtiğimiz yıl Lahey’de verilen taahhütlerin hayata geçirilmesi üzerinde durduk. Genel Sekreter Sayın Rutte de müttefiklerin sağladığı ilerlemeyi rakamlarla ortaya koydu. İttifaka yönelik çok boyutlu ve tedricen artırılacak katkılarımızı da bu vesileyle somutlaştırdık.”
"NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti"
Ankara'daki dev buluşmaya sağlanan tam kadro lider katılımının önemine değinen ve ABD Başkanı Donald Trump ile Beştepe'de gerçekleştirdiği baş başa görüşmenin yansımalarını aktaran Erdoğan, ikili ilişkilerin seyri hakkında şunları kaydetti:
“NATO Ankara Zirvesi’nde müttefiklerin dayanışma ruhu çok açık biçimde tezahür etti. Zirveye tüm müttefikler lider düzeyinde iştirak ettiler. Bunu Türkiye’ye duyulan güvenin ve diplomasimizin saygınlığının yeni bir ispatı olarak görüyoruz. Biliyorsunuz, Başkan Trump da zirveye katılımında ülkemizin ev sahipliğinin belirleyici olduğunu vurgulamıştı. Şahsi dostluğumuzun altını çizmesi ayrıca anlamlıydı. Bizim için kıymetliydi. Hassasiyetinden ötürü değerli dostuma bir kez daha teşekkür ediyoruz.”
"NATO’ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık"
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin köklü tarihine ve askeri dehasına vurgu yaparak Türkiye'nin NATO için ikame edilemez bir aktör olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, caydırıcılık mesajını şu cümlelerle pekiştirdi:
“NATO’nun 1952 yılından beri üyesiyiz. Kara Kuvvetleri’nin tarihi 2.235 yılı aşan, tarihi şanlı zaferlerle ilmek ilmek dokunmuş büyük bir milletiz. NATO’ya üye olmakla ittifaka yalnızca üç kıtanın kalbinde yer alan jeostratejik konumumuzu değil, aynı zamanda iki bin yıldır cenk meydanlarında olgunlaşan savaş sanatımızı da kazandırdık. NATO’nun güneydoğu kanadının güvenliği önemli ölçüde ülkemize emanet edilmiştir. Türkiye bu emanete hakkıyla sahip çıkmıştır. İttifak bünyesindeki görevlerini her zaman layıkıyla yerine getiren, bu uğurda elini taşın altına koyan ve gerektiğinde bedel ödeyen bir müttefik olduk. NATO’nun harekat ve misyonlarıyla ortak fonlarına en fazla katkı veren ülkeler arasındayız.”
"İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız"
Yeni askeri stratejiler doğrultusunda Türkiye'nin bölgesel hava sahası güvenliğinde üstleneceği misyonları ve İngiltere ile imzalanan paktın önemini açıklayan Erdoğan, caydırıcılığın formülünü şu sözlerle paylaştı:
“İttifakın kolektif savunmayı tekrar merkeze alan bu yeni döneminde, adil külfet paylaşımı konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazırız. F-16 uçaklarımız, ağustos ayından itibaren NATO Hava Polisliği Misyonu kapsamında Estonya’da konuşlanacak. Zirve vesilesiyle Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan Güvenlik ve Savunma Ortaklığı Belgesi bu bakımdan mühimdir. Harcanan rakamlar, savunmaya ayrılan kaynaklar elbette önemlidir. Fakat gerçek caydırıcılığı; üstün teknoloji, yeterli ölçek ve sürdürülebilir üretimden oluşan üç boyutlu derinlik sağlar. Yeni dönemde bu kabiliyetler hem caydırıcılığın hem de dayanıklılığın en güçlü sacayakları olacaktır.”
“Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur”
Milli savunma sanayisindeki devrim niteliğindeki projelerin küresel müttefiklerin takdirini topladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli üretimin geldiği noktayı şu şekilde özetledi:
“Ülkemizin savunma sanayi alanında son 23 yılda gerçekleştirdiği büyük atılım herkesin malumudur. Türkiye olarak kendi savaş uçağını, kendi tankını, kendi gemilerini üreten, kendi hava savunma sistemlerini geliştiren ender müttefiklerden biriyiz. İnsansız hava araçlarında, deniz araçlarında ve savaş gemilerinde dünyada üst sıralarda yer alıyoruz. Bir yandan ordumuzu yerli kabiliyetlerle teçhiz ederken, diğer yandan da ihraç ettiğimiz savunma sanayi ürünleriyle müttefiklerimize destek oluyoruz.”
“Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır”
Avrupa güvenliği adı altında atılan ayrılıkçı ve dışlayıcı adımlara karşı AB liderliğine Külliye'den uyarılarda bulunan Erdoğan, stratejik gerçeği şu sözlerle ortaya koydu:
“Bu sabahki konuşmamda da ifade ettiğim gibi, Avrupa Birliği’nin savunma alanındaki girişimleri NATO’yu tamamlayıcı olmalı ve gereksiz tekrarlara yol açmamalıdır. Bu önemli hususu her fırsatta, her zeminde müttefiklerimizin ve Avrupa Birliği liderliğinin dikkatine getiriyorum. Şurası bir hakikattir ki Türkiye gibi Avrupa Birliği üyesi olmayan müttefikler, Birliğin savunma alanındaki teşebbüslerine tam olarak dahil edilmediğinde bu girişimlerin etkisi çok sınırlı olacaktır.”
“Müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor”
İttifak ortaklarının Türkiye'ye yönelik el altından sürdürdüğü örtülü ambargolara ve kısıtlamalara rest çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu durumun zirve protokollerine yansıtıldığını ilan etti:
“Diğer yandan, müttefikler arasında savunma sanayi ürünlerinin ticaretine yönelik bazı engellemeler her ne kadar azalmış olsa da halen devam ediyor. Bunların amasız, fakatsız bir biçimde en kısa sürede kaldırılması gerekiyor. Bu hususa zirve bildirisinde de özel olarak vurgu yapılmasını sağladık.”
"NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır"
Zirve kapsamındaki yan sanayi forumunda kabul edilen "Ankara Stratejisi" belgesinin küresel savunma pazarı için bir dönüm noktası olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı, şu kritik tespiti paylaştı:
“Şunun altını bir kez daha çizmek zorundayım: NATO, birbirine bağımlı ülkelerin değil, birbirine güç katan müttefiklerin ittifakı olmalıdır. Zirve kapsamında ev sahipliği yaptığımız Savunma Sanayi Forumu vesilesiyle, NATO’nun savunma sektörüyle daha sıkı iş birlikleri geliştirmesine dair Ankara Stratejisi müttefikler tarafından kabul edildi.”
“Terörizm, NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir”
Sınır hatlarında ve bölgede yürütülen terörle mücadele operasyonlarında müttefiklerin göstermesi gereken samimiyete vurgu yapan Erdoğan, zirve masasındaki kararlılığını şu sözlerle aktardı:
“Terörizm, NATO’ya yönelik iki ana tehditten biridir. Son dönemdeki tüm zirvelerimizde bu hususta atılabilecek adımları ele aldık. Ankara Zirvesi’nde de terörle mücadelede müttefiklerin samimi bir dayanışma içinde olmalarının önemini bir kez daha vurguladık.”
"Görüşmelerimizde Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık"
Kuzey hattındaki kanlı çatışmaların ve yıpranma savaşının durdurulması için yegane alternatifin Türkiye'nin yürüttüğü arabuluculuk diplomasisi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, barış çağrısını yineledi:
“Görüşmelerimizde Ukrayna’da beşinci yılına giren savaşın etkilerini de ele aldık. Artık bir yıpratma savaşına dönüşen bu muharebede her ay on binlerce zayiat verilmektedir. Türkiye olarak savaşın başından beri çözüm için diyalog ve diplomasiyi işaret ettik."
“Ülkemizin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum”
Büyük organizasyonun kusursuz şekilde yürütülmesini sağlayan yerel kadrolara ve Başkent halkına teşekkürlerini sunan Erdoğan, Türkiye'nin önündeki dev uluslararası programı şu sözlerle müjdeledi:
“Ülkemizin büyüklüğünü, Türk milletinin misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren tüm Ankaralı kardeşlerime en kalbi şükranlarımı sunuyorum. İnşallah 2026 yılı bitmeden iki büyük zirveye daha ev sahipliği yapacağız. 29-30 Ekim tarihlerinde Türk Devletleri Teşkilatı’nın 13. Liderler Zirvesi’ni yine burada, başkentimiz Ankara’da gerçekleştireceğiz. Hemen ardından 19-20 Kasım tarihlerinde COP31 İklim Zirvesi’ni Antalya’da tertipleyeceğiz.”
“Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok”
Yunanistan ve İsrail başbakanlarının Türkiye'nin meşru müdafaa ve savunma sanayi yatırımlarına yönelik haddi aşan beyanatlarına çok sert tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atina ve Tel Aviv hattına şu yanıtı verdi:
“Her iki açıklamanın da benim dünyamda bir yeri yok. Zira Netanyahu’nun hangi sularda yüzdüğü bellidir. Sayın Miçotakis’in ise böyle bir yanlışa düşmemesi gerekirdi. Biz bugüne kadar Sayın Miçotakis’e, Yunanistan için aldığı savunma araçları konusunda ‘Bunları niçin aldın?’ veya ‘Niçin alıyorsun?’ diye herhangi bir eleştiride bulunduk mu? Hayır. Halbuki kendisi bizim kapı komşumuzdur. Böyle bir şey söyleme imkanımız elbette olabilirdi. Ancak buna gerek duymadık. Yunanistan alabilir, satabilir. Türkiye ise bugün bunları zaten üretiyor. Üretmenin yanında elbette satın alma hakkına da sahiptir.”
"Çelik Kubbe Projesi, aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü savunma unsurlarından biri olacaktır"
Türkiye'nin katmanlı hava savunma konsepti "Çelik Kubbe" projesinin bölge güvenliği için önemine dikkat çeken Erdoğan, projeyi eleştiren çevrelere meydan okudu:
“Çelik Kubbe Projesi, aynı zamanda NATO’nun bulunduğumuz bölgedeki en güçlü savunma unsurlarından biri olacaktır. Bu konuda bütün adımlarımızı attık. Çelik Kubbe’de Türkiye her geçen gün daha da mesafe alıyor. Bunları zaman zaman kamuoyuna da sergiledik, sergiliyoruz ve sergilemeye devam edeceğiz. Birilerinin elinde farklı kubbeler varsa, bizde de Çelik Kubbe var.”
"Miçotakis’in özellikle Ege Denizi’ndeki sorunları çözme konusundaki düşüncesini ben de aynen paylaşıyorum"
Ege ve Doğu Akdeniz'deki ihtilafların çözümü için diplomatik kanalların sonuna kadar zorlanacağını belirten Cumhurbaşkanı, liderlik misyonunun altını çizdi:
“Miçotakis’in özellikle Ege Denizi’ndeki sorunları çözme konusundaki düşüncesini ben de aynen paylaşıyorum. İnşallah ilk aşamada dışişleri bakanlarımız görüşür, daha sonra gerekirse biz de masaya oturur ve bu konuyu ele alırız. Ama şunu açık ve net söyleyeyim ki sorunları çözmek birinci derecede liderlerin görevidir. Bu konuda aynı düşünceyi ben de paylaşıyorum.”
“Daha adil bir dünya mümkün. Biz buna çalışmamız gerekiyor”
Küresel adaletsizliklerin son bulması adına Washington başta olmak üzere tüm dünya başkentlerine samimi bir iş birliği daveti yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel siyasetçilere seslendi:
“Daha adil bir dünya mümkün. Biz buna çalışmamız gerekiyor. Bunun için de hep birlikte düşünen, uygulayan ve bu konuda adım atan siyasetçilerin kararlı bir şekilde yürüyüşünü sürdürmesi gerekir. Ben ‘Bu sorun çözülemez.’ demem. Tam aksine, çözeriz diyorum. Hep birlikte bu adımı inşallah atacağız. Bu adımı atması gerekenlerin içerisinde başta Sayın Trump olmak üzere tüm dünyadaki siyasetçilerin bu konuya yürek koyması, el vermesi gerekir. Derdi barış olanlar bu işe katkı sunmalıdır.”
"Bu konuda, mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde yer alan arkadaşlarımız gerekli açıklamaları zamanı geldiğinde yapacaklardır"
Türkiye'nin dron teknolojileri ve anti-dron savunma sistemlerindeki birikiminin uluslararası askeri enstitülere entegre edileceğini kaydeden Erdoğan, yetkinlik vurgusu yaptı:
“Bu konuda, mükemmeliyet merkezleriyle ilgili çalışmaların içinde yer alan arkadaşlarımız gerekli açıklamaları zamanı geldiğinde yapacaklardır. Türkiye olarak bu alanda belli bir imkana ve güce sahibiz. Gerek sahip olduğumuz kabiliyetleri gerek imkanlarimizi, gerekse mükemmeliyet merkezlerimizin çalışmalarını ve bunların artışını tüm dünyaya gösteriyoruz, göstermeye de devam edeceğiz.”
"Bu noktada Baykar önemli bir örnektir"
Milli SİHA projeleriyle dünya pazarını domine eden Türk savunma şirketlerinin başarısına vurgu yapan Cumhurbaşkanı, sahadaki pratik karşılığı şu sözlerle onayladı:
“Bu noktada Baykar önemli bir örnektir. Bu süreç başarıyla devam ediyor. Dünyanın birçok ülkesinden ciddi siparişler alıyorlar ve almaya devam ediyorlar. Bu da gösteriyor ki insansız hava araçlarımız, İHA’larımız ve SİHA’larımız dünyada güçlü bir karşılık bulmuştur.”
"15 Temmuz konusunda ve terörsüz Türkiye sürecinde hükümetimiz önemli bir başarı elde etti"
İç güvenlik operasyonları ve savunma sanayisinin senkronize başarısı sayesinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde tesis edilen huzur ortamını çarpıcı örneklerle anlatan Erdoğan, gelinen noktayı şöyle özetledi:
“15 Temmuz konusunda ve terörsüz Türkiye sürecinde hükümetimiz önemli bir başarı elde etti. Bugün artık Güneydoğu’da ve Doğu’da çobanlarımız yaylalarda rahatlıkla hayvancılık yapabiliyor, sürülerini otlatabiliyor. Hatta sürülerini gönül rahatlığıyla evlatlarına emanet edebiliyorlar. Böyle bir ortamı yakaladık. Aynı şekilde nehirlerde ve ırmaklarda insanlar özgürce yüzebiliyor. Bu günlere geldik. Bölgede toplantılarımızı ve mitinglerimizi en geniş katılımla gerçekleştirebiliyor, özgürce yapabiliyoruz. Demek ki terörsüz Türkiye sürecini ciddi bir noktaya taşımış bulunuyoruz.”
"Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok"
Washington yönetimi ile savunma sanayii ve askeri plandaki yaptırım krizlerinin büyük oranda aşıldığını ve Beyaz Saray ile 24 saat kesintisiz bir kırmızı hat diplomasisi yürüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Şu anda Amerika’nın bize karşı yaptırımlar konusunda herhangi bir uygulaması yok. Büyük oranda, büyük ölçüde bu yaptırımlar kalkmış vaziyette. İşte şu anda Milli Savunma Bakanım burada, Genelkurmay Başkanım burada, Dışişleri Bakanım burada ve Cumhurbaşkanı Yardımcım burada. Hepsi de bu yaptırımların Türkiye’ye uygulanmadığını bizzat yaşıyor ve görüyor. Dolayısıyla böyle bir sıkıntımız yok. Herhangi bir sıkıntı yaşandığında da Sayın Trump, sağ olsun, aradığımız zaman 24 saat içinde bize dönüş yapıyor. Aynı şekilde 24 saat içinde gerekli cevabı da alıyoruz.”