Cumhurbaşkanı Erdoğan, törenin açılışında katılımcıları selamlayarak başladığı konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Saygıdeğer hocalarımız, muhterem karilerimiz, kıymetli hafızlarımız, değerli misafirler; hepinizi en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. 11. Uluslararası Hafızlık ve Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması ödül merasiminde sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Cumhurbaşkanlığı Külliyemize, milletin evine hepiniz hoş geldiniz. Dünyanın farklı ülkelerinden programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. Sizlerin şahsında gönül coğrafyamızda ve yeryüzünün dört bir yanında kalbi bizimle atan, ülkemize ve milletimize aşkla, umutla, güvenle bakan tüm kardeşlerime buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum.”
Yarışmada başarı gösteren gençleri ve jüri heyetini tebrik eden Erdoğan şöyle devam etti:
“Öncelikle yarışmaya katılan ve dereceye giren her bir kardeşimi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Birazdan ödüllerini tevcih edeceğimiz Kur'an bülbüllerini canı gönülden kutluyorum. Ödül sahiplerini belirleyen kıymetli jüri üyelerimize de teşekkürlerimi sunuyorum.”
"Bu yol Kur'an yoludur, hakikat yoludur, İslam'ın yoludur"
Hafızlık ve Kur'an tilavetinin manevi derinliğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yolun tarihsel ve ilahi önemini şu cümlelerle anlattı:
“Şunu evvelemirde ifade etmek istiyorum. Kitabullaha gönül veren hafızlarımız, karilerimiz, tertil ve tilavet üstatlarımız çok hayırlı, bereketli, menzil-i maksud-u ebedi saadet olan fevkalade kıymetli bir yoldadır. Bakınız, bu yol sabredenlerin yoludur. Bu yol azmini iman ve sebatla teçhiz edenlerin yoludur. Bu yol en nihayetinde inşallah Liva'ül Hamd sancağının altında birleşme, haşru cem olma yoludur.”
İslam tarihinin büyük şahsiyetlerini rahmetle anan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu manevi mirasın takipçisi olma iradesini şu sözlerle dile getirdi:
“Merhum Sezai Karakoç'un ifadesiyle bu yollar Üveys-i Karani'nin, Cüneyd-i Bağdadi'nin, Beyazıd-ı Bestami'nin, Hallacı Mansur'un, Abdülkadir Geylani'nin, Ahmed Rıfai'nin, Muhyiddin-i Arabi'nin, Mevlana Celaleddin-i Rumi'nin, Bahaeddin Nakşibendi'nin, İmam-ı Rabbani'nin, Halid-i Bağdadi'nin, Hacı Bektaş-ı Veli'nin, Akşemseddin Aziz Mahmud Hüdayi'nin, bütün bu hazretlerin, onlara bağlı olanların ve daha nice uluların yoludur. Bu yollar ki sonunda ana yolda birleşir ve tek bir yol olurlar. O yol ki imamların, sahabelerin, peygamberlerin ve son peygamberin yoludur. O yol ki Kur'an yoludur, hakikat yoludur, hakikat uygarlığı olan İslam'ın yoludur. O yol ki Allah yoludur. Evet, asırlar boyunca kendilerini bu yola vakfetmiş eserleriyle, fikirleriyle, şahsiyetleriyle ve yetiştirdikleri talebeleriyle nesillere yeni ufuklar çizmiş tüm büyüklerimizi bugün bir kez daha rahmetle anıyorum. Cenab-ı Allah cümlesinin ruhlarını şad, mekanlarını cennet eylesin. Onların izinden gitmeye, sırat-ı müstakim üzere olmaya hepimizi inşallah mezun, memur ve müyesser eylesin diyorum.”
Gelecek nesillerin Kur'an ahlakıyla yetişmesinin önemine değinen Cumhurbaşkanı, Peygamber Efendimizin nasihatini hatırlattı:
“Kıymetli kardeşlerim, muhterem misafirler; ezellerin ve ebetlerin Resulü Peygamberimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: 'Çocuklarınızı üç hususta yetiştirin: Peygamber sevgisi, Ehl-i Beyt sevgisi ve Kur'an kıraati.' Çünkü Kur'an hafızları hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde peygamberler ve safaya ermiş Allah dostlarıyla birlikte Arş'ın gölgesindedir.”
"Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz"
İslam dünyasında yaşanan insani dramlara ve küresel sessizliğe dikkat çeken Erdoğan, mevcut tabloyu şu sözlerle eleştirdi:
“Şu gerçeği de burada dikkatinize getirmek durumundayım. Müslümanlar olarak zorlu ve sancılı bir dönemden geçiyoruz. Filistin'den Lübnan'a, Körfez'den Sudan'a, Somali'den Yemen'e başımızı nereye çevirsek maalesef gözyaşlarıyla karşılaşıyoruz. Medeni denilen dünyanın üç maymunu oynadığı bu imtihan günlerinde kundaktaki bebekler, savunmasız siviller vahşice katlediliyor. Yıllardır ellerine geçirdikleri her fırsatta kibirli bir tavırla adaletten, eşitlikten, insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların gerçek yüzlerini bugün hep birlikte görüyoruz.”
Sıkıntıların aşılması için yegane çözümün İslami değerlere sarılmak olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Müslümanlara şu çağrıda bulundu:
“Şunu açık açık ifade etmek isterim ki; bu imtihanı verebilmek için Kur'an'a ve Sünnet'e, Allah'ın ipine sımsıkı sarılmaktan başka yolumuz yoktur. Bu imtihanı verebilmek için birbirimize inanmaktan, güvenmekten, destek olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. Müslümanlar olarak tefrikayı, nifak ve husumeti, yersiz ve zamansız tartışmaları bir kenara bırakmak, yekvücut olmak mecburiyetindeyiz. 'Birbirinize düşmeyin, sonra gevşersiniz ve gücünüz elden gider.' Bu ayeti kerimedeki ikazı hayatımızın her safhasına tatbik etmek mecburiyetindeyiz.”
"Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!"
Bölünmüşlüğün felaket getireceği uyarısında bulunan Erdoğan, kardeşlik hukukuna riayet edilmesi gerektiğini belirterek konuşmasını şu ifadelerle tamamladı:
“'Birbirinizle ilgi ve alakayı kesmeyin. Birbirinize sırt çevirmeyin. Birbirinize kin beslemeyin. Birbirinize haset etmeyin. Ey Allah'ın kulları, kardeş olun!' Kılavuzumuz, önderimiz Hatemü'l Enbiya Efendimizin işte bu nasihatini en güçlü şekilde kendimize rehber edinmek mecburiyetindeyiz. Diğer türlü bu sıkıntıların üstesinden gelmemiz, önümüze çıkan engelleri bertaraf etmemiz, bu acılara bir son vermemiz —Allah muhafaza— mümkün olmayacaktır.”
“Sabredeceğiz, ümidimizi kaybetmeyeceğiz. Bir duvarın tuğlaları misali birbirimize sıkıca kenetleneceğiz. Zulmün ve zalimin olmadığı huzurlu bir geleceği inşallah hep birlikte inşa edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.“