02 Haziran 2026 Salı
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Açık
27°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sayıştay Başkanlığımız, devletimizin devamlılık ilkesinin kurumsal anlamda ete kemiğe büründüğü bir müessesedir"

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Sayıştay Başkanlığımız, devletimizin devamlılık ilkesinin kurumsal anlamda ete kemiğe büründüğü bir müessesedir"

Cumhurbaşkanı Recep Erdoğan, Sayıştay'ın 164. Kuruluş Yıl Dönümü Töreni'ne katılarak önemli açıklamalarda bulundu.

Konuşmasında Sayıştay'ın tarihi kökenlerine, kamu maliyesindeki kritik rolüne, vesayet odaklarının ekonomiye verdiği zararlara ve kamuda şeffaflık vurgusuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Sayıştay, her ne kadar Sultan Abdülaziz Han'ın irade-i seniyyesiyle Divan-ı Muhasebat adıyla 29 Mayıs 1862'de ihdas edildiyse de kökleri çok daha eskilere uzanıyor. Divan-ı Muhasebat'ın temelleri Karahanlılardan Selçuklu ve Gaznelilere, geçmişte kurduğumuz devletlerde mali denetim vazifesini yerine getiren Divan-ı İşraf kurumuna dayanıyor. Yani neredeyse 1200 yıllık köklü bir birikimden, hafıza ve kurumsal tecrübeden söz ediyoruz. Bu yönüyle Sayıştay Başkanlığımız, devletimizin devamlılık ilkesinin kurumsal anlamda ete kemiğe büründüğü bir müessesedir. Kamuda hesap verme sorumluluğu ile mali şeffaflığa katkı sağlamak üzere denetim, yargı ve rehberlik faaliyetlerini yürüten Sayıştay'ımızı tebrik ediyor, mensuplarına Rabbimden muvaffakiyetler diliyorum. Bu çatı altında devletine ve milletine hakkıyla hizmet eden, dünya defterini kapatıp ebedi aleme irtihal eden Sayıştay mensuplarımıza Cenab-ı Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Bugüne kadar Sayıştay'da vazife üstlenmiş, bu kuruma yıllarca emek vermiş; bilgisiyle, birikimiyle, en önemlisi de kutsal bir mesuliyet bilinciyle bu ailenin yeni fertlerine örnek olmuş emekli Sayıştay mensuplarına şükranlarımı ifade ediyorum. Görevlerini yüksek bir şuurla ve geçmişten devraldıkları bu zengin mirasın hakkını tam olarak ifa eden halihazırdaki Sayıştay çalışanlarına vazifelerinde üstün başarılar temenni ediyorum."

"Devletin sebebi vücudu, yani varlık gayesi evvel emirde adalettir"

Konuşmasının devamında devletin varlık gayesine ve kamu maliyesinin yönetimindeki hassasiyete dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçmişte yaşanan ekonomik savruklukları hatırlatarak şöyle konuştu:

"Kıymetli misafirler, sözlerimin hemen başında bir hakikati öncelikle ve özellikle ifade etmek isterim. Medeniyetimizin en büyük mütefekkirlerinden İbn Haldun'a göre insan için cemiyet düzeni içinde yaşamak şarttır. Toplumsal hayatın sağlıklı bir şekilde işlemesi, kendisini nesilden nesile aktarabilmesi için bazı kurumların tesis ve muhafazası zaruridir. Devlet, işte bu müesseselerden biridir. Devletin sebebi vücudu, yani varlık gayesi evvel emirde adalettir. Devamında emniyettir. Son noktada huzur ve selamettir. Tabi şurası da önemlidir; bizim zihin haritamızda bu kavramların her biri, insanı ve toplumu merkeze alarak şekillenmiştir. Adaleti mülkün, yani devletin temeli olarak gören ecdat, tam da bu yüzden "insanı yaşat ki devlet yaşasın" demiştir. Buradan hareketle devletlerin kudreti hem beşeri sermayenin hem de mevcut kaynakların hikmeti de kuşatan rasyonel bir bakış açısıyla değerlendirilmesine bağlıdır. Kaynaklarını etkin ve verimli kullanamayan devletlerin muktedir ve müessir olması elbette mümkün değildir. Bunun için kamu maliyesinin iyi yönetilmesi büyük önem arz ediyor. Bakınız biz Türkiye olarak geçmişte savrukluğun, özensizliğin, popülizmin sıkıntısını çok çekmiş bir ülkeyiz. Milletin dişinden tırnağından artırdığı kaynakların nasıl har vurup harman savrulduğunu gayet iyi hatırlıyoruz. SSK'nın göz göre göre nasıl batırıldığını, bankaların içinin nasıl boşaltıldığını, devletin hazinesinin nasıl hortumlandığını, rantiyenin halkın cebinden nasıl palazlandığını hiçbirimiz unutmadık. Şunu da söylemek isterim ki tamahkarlar ve beceriksizler kadar kamu maliyesine en büyük darbeyi indirenlerden biri de vesayetçiler olmuştur. Geçen hafta 66. yıl dönümü geride kalan 27 Mayıs 1960 darbesinden başlayarak tüm anti-demokratik müdahaleler bu ülkeye milyarlarca dolar zarar vermiş, halkımızı fakirleştirmiş, Türkiye'yi geride bırakmıştır. İşte en son FETÖ'nün elebaşılığını yaptığı 15 Temmuz kanlı darbe girişiminin Türk ekonomisine faturası 350 milyar dolardan fazladır. Milli iradeyi gasp etmeye çalışan darbeciler bunda muvaffak olamasalar dahi her bir vatandaşımızın cebinden binlerce dolar gasp etmişlerdir. Yine bir darbe girişimi olan Gezi olaylarının doğrudan maliyeti 1,5 milyar doları, dolaylı maliyeti ise on milyarlarca doları bulmaktadır."

"Makamı, unvanı, mevkii ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir"

Sokak olaylarının ve darbe teşebbüslerinin ekonomiye ve vatandaşın cebine yansıyan zararlarına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel yönetimler odaklı skandallara tepki göstererek uyarılarını şu kelimelerle sürdürdü:

"Kamu kaynaklarının halkın yararına olacak şekilde kullanılmasından bahsederken bunların da hesaba katılması gerektiğine inanıyorum. İster sokak olayları ister FETÖ'vari terör örgütleri, isterse cuntacılar vasıtasıyla olsun; milli iradeyi hedef alan vesayet teşebbüslerinin ülkemize ve milletin kesesine verdiği zarar maalesef yeterince tartışılmıyor. Türkiye'nin her türlü vesayet odağına karşı mücadelesi, aynı zamanda bu yüklerden de tamamen kurtulma mücadelesidir. İnşallah bu mücadele zafere ulaşınca ülkemizin ekonomik şahlanışı daha da hızlanacak, milletin kaynakları milletin cebine daha fazla akacaktır. Tabii burada şu hususun da altını çizmek istiyorum. Milli iradenin savunulmasını nasıl namus borcu olarak görüyorsak; kamu malının israf edilmesine, yasa dışı ve usulsüz yollarla istismar edilmesine, bilhassa ikbal hesaplarına merdiven yapılmasına da göz yummuyoruz. Bu konuda bizim tavrımız, duruşumuz gayet nettir. Kamu malında 86 milyon vatandaşımızın her birinin hakkı vardır. Garip gurebanın, tüyü bitmemiş yetim ve öksüzün payı vardır. Beytülmal aynı zamanda gelecek kuşakların bizlere emanetidir. Makamı, unvanı, mevkii ne olursa olsun kamuda görevli tüm personelin kaynak kullanırken hassasiyetle hareket etmesi bizim kırmızı çizgimizdir. Görevi veya konumu icabı kamu personeline tahsis edilen kaynaklar, kimsenin babasının malı değildir. Kapısının üstünde ne yazarsa yazsın, hiçbir kamu görevlisi bunu şahsi cüzdanı gibi kullanamaz, kullanmamalıdır. Biz buna izin veremeyiz. Hele hele son dönemde kimi zaman hayretle, kimi zaman utançla takip ettiğimiz yerel yönetimler merkezli skandallar asla mazur görülemez. Her kim olursa olsun milletin emanetini ganimet olarak görenlerle hukuk ve yasalar çerçevesinde mücadele etmek bizlerin boynunun borcudur. Ödediği verginin en yüksek kalitede hizmete dönüşmesini bekleyen 86 milyon vatandaşımıza karşı, unutmayın, hepimiz sorumluyuz."

"Sayıştay'dan beklentimiz; rehberlik çalışmalarıyla Türkiye Yüzyılı'nın inşasına aktif katkı yapmasıdır"

Modern kamu yönetiminde şeffaflığın önemine vurgu yapan ve son 23 yılda bu doğrultuda attıkları yasal adımları aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay kurumunun gerçekleştirdiği teknolojik dönüşümü ve uluslararası iş birliklerini anlatarak konuşmasını şöyle tamamladı:

“Sayıştay'dan beklentimiz; bir taraftan yargı ve denetim faaliyetiyle halkın emanetine sahip çıkarken, diğer taraftan rehberlik çalışmalarıyla Türkiye Yüzyılı'nın inşasına aktif katkı yapmasıdır. Ulusal stratejilerin hazırlanması başta olmak üzere Sayıştay'ımızın, idarenin takdirini de gözeterek hazırlayacağı raporlara duyulan ihtiyaç günden güne artıyor. Farklı kurumları, süreçleri ve yöntemleri aynı anda görebilme imkanına sahip Sayıştay'ımızın veriye dayalı, sistem bazlı ve katma değer odaklı bir yaklaşımla daha nice yıllar milletimize ve devletimize önemli hizmetler sunacağına inanıyorum. Sayıştay'ımızın değerli mensupları, çok değerli arkadaşlar; modern kamu yönetimi, vatandaş ile devletin göz hizasında iletişim kurduğu, şeffaf ve hesap vermeye dayalı bir sistemdir. Bu sistemde mali denetim ne kadar sıkı, planlı ve sonuç odaklı olursa kamu hizmetleri de o kadar verimli olur. Ekonominin büyümesi, refah seviyesinin yükselmesi, huzur ve güven ikliminin her alanda tesis edilmesi, kamu maliyesinin yönetim ve denetimiyle doğrudan ilişkilidir. Sayıştay burada da kritik rol oynamaktadır. Son 23 yılda attığımız adımlarla Sayıştay'ın kapsam alanını daha da genişlettik. Özellikle 2010'da çıkardığımız 6085 sayılı kanunla Sayıştay'ımızı 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap veren, uluslararası standartlara göre şekillenen bir yapıya kavuşturduk. Bu düzenleme ile Sayıştay Başkanlığımızın yüksek denetim organı ve yüksek hesap yargı mercii olarak kendisini yenilemesini sağladık. Anayasal hukuk devletini güçlendirme yönünde hayata geçirdiğimiz demokratikleşme reformları sayesinde Sayıştay, kamu kaynağı kullanan kurum ve kuruluşları denetleme yetkisine sahip oldu. Sayın Başkan, az önce detaylarıyla anlattı. Sayıştay; dijital denetim, yeni teknolojilerin sisteme entegrasyonu ve veri analitiğinin yaygınlaştırılması olmak üzere her birini destekler nitelikteki üç alanda önemli bir dönüşüme imza attı. Kamu yararı üretmeyen bürokratik süreçleri devre dışı bırakılarak verimliliği artırmaya dönük her çabayı son derece kıymetli buluyoruz. Geçtiğimiz Kasım ayında; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan sayıştaylarının katılımıyla İstanbul'da kurulan Türk Devletleri Sayıştaylar Birliği'nden büyük memnuniyet duyuyoruz. Ülkemizin üç yıl boyunca dönem başkanlığını yürüteceği birliğin, Türk dünyasıyla ilişkilerimize farklı bir boyut kazandıracağına inanıyorum. İnşallah sonbaharda ülkemizin ev sahipliğinde düzenleyeceğimiz Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi ile yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Bu düşüncelerle Sayıştay'ımızın 164. kuruluş yıl dönümünün bir kez daha ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, Sayıştay'ımızın tüm mensuplarına emeklerinden, gayretlerinden, hizmetlerinden ötürü canı gönülden teşekkürlerimi iletiyorum. Sizleri bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun, kalın sağlıcakla.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *