14 Mayıs 2026 Perşembe
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
20°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan "Avrasya’da Barışın Anahtarı: Türk Dünyası" makalesi

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan "Avrasya’da Barışın Anahtarı: Türk Dünyası" makalesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan ziyareti vesilesiyle kaleme aldığı makalesinde, küresel sistemin karşı karşıya olduğu meydan okumaları ve Türk dünyasının bu süreçteki stratejik rolünü değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, makalesinin giriş bölümünde mevcut uluslararası düzenin yaşadığı yapısal krizlere ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliğine şu sözlerle dikkat çekti:

"Bölgesel çatışmalar ve krizler bugün küresel ölçekte ortak güvenliğimize, ekonomik refahımıza ve istikrarımıza yönelik kapsamlı birer meydan okuma niteliğindedir. Küresel sistem, çatışmacı jeopolitik rekabetin getirdiği yeni asimetrik riskler, enerji arz güvenliğinde yaşanan kırılmalar ve buna bağlı finansal dalgalanmalar karşısında ciddi bir stres testiyle karşı karşıyadır. Bununla birlikte, yapay zekâ eksenli yaşanan büyük dönüşümün ortaya çıkardığı yeni dinamikler küresel sistemin kırılganlıklarını daha da derinleştirmektedir. İşte tüm bu sınamalar uzun zamandır vurguladığımız üzere, mevcut uluslararası sistemin ve küresel yönetişim mekanizmalarının yetersizliğini ve reform ihtiyacını apaçık ortaya koymaktadır.”

"Kurallara dayalı uluslararası düzen daha fazla erozyona uğradı"

Uluslararası sistemin meşruiyet tartışmalarına ve Gazze'de yaşanan insanlık dramına değinen Erdoğan, küresel adaletsizliğin ulaştığı boyutu şu ifadelerle vurguladı:

"2014 yılındaki Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabımda uluslararası sistemin hem yapısının hem de meşruiyetinin tartışmalı hâle geldiğini dile getirerek daha adil bir dünyanın mümkün olabileceğini 'Dünya 5’ten büyüktür' ifadesiyle ortaya koymuştum. Üzülerek belirtmeliyim ki o günden bugüne küresel sistemin daha adil ve kapsayıcı bir niteliğe kavuşması adına anlamlı bir ilerleme kaydedilemedi. Tam tersine kurallara dayalı uluslararası düzen daha fazla erozyona uğradı. Bunun en açık ve acı örneği Gazze’de yaşananlardır. İsrail, işlediği insanlık suçlarıyla insanlığın ortak değerlerini ayaklar altına almaktadır.”

Türkiye'nin krizlerin çözümünde üstlendiği yapıcı rolü ve barış diplomasisi anlayışını ise şöyle aktardı:

“Türkiye olarak, küresel ve bölgesel krizlerin üstesinden ancak “uygulanabilir kurallara” dayalı bir düzen inşa ederek gelinebileceğini savunuyoruz. Bu kapsamda bölgemizde ve küresel düzeyde kriz ve çatışmaların sona erdirilmesi adına hem çok taraflı örgütler nezdinde hem de müstakilen sorumluluk almaktan kaçınmıyoruz. Barış diplomasisi ve arabuluculuk girişimlerimizde tüm taraflarla güven temelinde diyalog kuruyor, meselelerin diplomasi masasında çözülmesi için somut adımlar atılmasını sağlıyoruz. Küresel barış ve refah adına yürüttüğümüz ilkeli diplomasimizin dünya çapında tebarüz ettiğini görmekten memnuniyet duyuyoruz.”

Bölgesel sahiplenme ve Kazakistan ile stratejik ortaklık

Erdoğan, bölgesel sorunların çözümünde yerel inisiyatiflerin önemine ve Kazakistan ile yürütülen özel iş birliğine dair şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ancak daha adaletli, kapsayıcı ve istikrarlı bir barış ve refah ikliminin oluşturulması adına ikili, bölgesel ve küresel ortaklıkların genişletilmesi gerektiği aşikardır. Bu noktada bölgesel anlaşmazlıkların öncelikle bölge ülkelerinin kurumsal inisiyatifleriyle çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. 'Bölgesel sahiplenme' anlayışımız doğrultusunda, başta Türk Devletler Teşkilatı olmak üzere, üyesi olduğumuz örgütlerle ve komşularımızla ortak girişimlere her zaman açık olduğumuzun altını çizmek istiyorum. BM Güvenlik Konseyi’nin yapısal sorunları, bölgesel ve küresel çatışmaların çözümü ve kalıcı ekonomik refahın tesis edilmesi başta olmak üzere, hemen her kritik meselede dost ve kardeş Kazakistan’la yürüttüğümüz iş birliği ve ortaklıklar, dış politikamız açısından müstesna bir nitelik taşımaktadır."

İki ülke arasındaki köklü geçmişe ve 2000'li yıllardan itibaren ivme kazanan kurumsal ilişkilere yönelik olarak şunları kaydetti:

“1991’de Türkiye, bağımsızlığını ilan ettiği gün Kazakistan’ı tanıyan ilk ülke olmuş ve o günden itibaren gücünü ortak tarihimiz, kültürel ve manevi bağlarımızdan alan ilişkilerimiz her geçen gün kuvvetlenmiştir. Bizim dostluk hukukumuzun ve manevi bağlarımızın geçmişi şüphesiz çok daha eskiye dayanmaktadır. 2000’li yıllardan itibaren ise ikili ilişkilerimizde yeni bir eşik aşılmış; siyasi, ekonomik ve kültürel alanda inşa ettiğimiz kurumsal mekanizmalarla iş birliği ve ortaklıklarımız daha somut neticeler vermeye başlamıştır. Enerji, ulaştırma, lojistik ve savunma sanayii başta olmak üzere, ekonomik alandaki iş birliğimiz, eğitim ve kültür sahasındaki ortaklıklarımızla daha geniş ve sağlam bir zemine yayılmaktadır.”

Ekonomik hedefler: 15 milyar dolarlık ticaret hacmi

Türkiye ve Kazakistan arasındaki ekonomik verileri paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek hedeflerini şu rakamlarla ortaya koydu:

“2012 yılında ihdas ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geliştirilmesi noktasında muhakkak önemli kazanımlar elde ettik. Bugün Kazakistan ile ticaret hacmimiz 10 milyar dolar seviyesine yaklaşmış durumdadır. Türk iş insanlarının bugüne kadar Kazakistan’a yaptığı doğrudan yatırımlar 6 milyar dolara yaklaşmıştır. Türk müteahhitler Kazakistan’da 30 milyar doları aşan 550’ye yakın proje tamamlamıştır. Kazakistan Cumhurbaşkanı Kardeşim Kasım Cömert Tokayev’le belirlediğimiz ticaret hacmi hedefi 15 milyar dolardır. İnşallah karşılıklı çabalarla bu hedefe de kısa sürede ulaşacağımıza inancım tamdır. “

Kültürel etkileşimi artırmak adına Ankara'nın 2026 yılı Turizm Başkenti seçilmesini bir fırsat olarak gördüğünü belirten Erdoğan, Kazak halkına şu davette bulundu:

“Halklarımız arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendiren eğitim, spor ve kültürel alanlardaki ilişkilerimizi de mükemmel hâle getirmek, öncelikli gündem maddelerimizdendir. Bilindiği üzere, Türk Devletler Teşkilatı’nın 2026 yılı Turizm Başkenti olarak Ankara seçilmiştir. Bu vesileyle Kazak kardeşlerimizi zengin kültürel, tarihî ve beşerî mirasıyla Türk dünyasının ortak hafızasını yansıtan Başkentimize davet etmek istiyorum. Yıl boyunca yapacağımız tarihî, kültürel ve sportif etkinliklerde Kazak kardeşlerimizi de aramızda görmekten memnuniyet duyacağız. “

Türk Dünyası Zirvesi ve küresel sorumluluk

Makalesinin sonuç bölümünde, Kazakistan ziyaretinin zamanlamasına ve Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'nin önemine değinen Cumhurbaşkanı, Türk dünyasının ortak vicdanını şu sözlerle ifade etti:

“14 Mayıs’taki Kazakistan ziyaretimiz bizim için oldukça anlamlıdır. ABD-İsrail ile İran arasındaki kriz, Gazze’deki kırılgan ateşkes süreci başta olmak üzere, bölgemizin hem siyasi hem de enerji güvenliği ve arzı sorunları gibi ekonomik düzlemde sınandığı bu günlerde Kazakistan’da yapacağımız ikili görüşmeler büyük önem taşımaktadır. Bu ziyaretin hem ülkelerimiz arasındaki siyasi, ekonomik ve ticari ilişkileri geliştireceğine hem de halklarımız arasındaki kadim dostluğa katkıda bulunacağına inanıyorum. Yine bu ziyaret kapsamında Türk Devletleri Teşkilatı Devlet Başkanları Gayriresmi Zirvesine katılacağız. Bu zirvede, Türk dünyası olarak siyasi, ekonomik, ve kültürel iş birliği ve ortaklık potansiyellerimizi istişare edecek, bölgesel siyasi ve ekonomik sınamaları değerlendirme fırsatı bulacağız. Türk dünyasını temsil eden devletler olarak bizler; Hoca Ahmet Yesevi’nin 'Yoklar doymadığında, varlar ağlamıyorsa dünya tez yıkılır' anlayışıyla bölgemizde ve dünyada barış, refah ve huzur ikliminin tesisi için sorumluluk almaktan hiçbir zaman kaçınmayacağız.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *