Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen "Eğitim Ailesi ile İftar Programı" kapsamında öğretmenlerle bir araya gelerek önemli açıklamalarda bulundu.
Konuşmasına tüm eğitim camiasının Ramazan ayını tebrik ederek başlayan Erdoğan, aynı zamanda Çanakkale Deniz Zaferi'nin 111. yıl dönümünü kutladı. Anadolu topraklarının her bir karışının şehit kanlarıyla sulandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı, zaferin manevi boyutuna şu sözlerle dikkat çekti:
"Anadolu, her ocağından, her ailesinden şehit veren mübarek toprakların adıdır. Dikkat edin, Anadolu, baba dolu denmiyor. Burası çok anlamlı. Şehit ahbabı olan aziz milletimizin nazarında cennet vatanımızın her karış toprağı Çanakkale'dir, Gelibolu'dur. Ve dost-düşman iyi bilir ki Çanakkale geçilmez. Çanakkale Türk milletinin varoluş mücadelesidir. Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Türkiye'nin sadece 783 bin kilometre kareden ibaret olmadığının en büyük şahidi Çanakkale'dir. Çanakkale'yi geçilmez kılan iradedir, ittihat fikridir, mücadele azmidir. Çanakkale'de Anadolu'nun her ili bir ilçesi vardır. Çanakkale'de Saraybosna vardır. Çanakkale'de Balkanlar vardır. Çanakkale'de DNA'lar, Kuzey Afrika vardır. Çanakkale'de Çanakkale'de gönül ve kültür coğrafyamızın hemen her köşesinin duası, niyazı, seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatan milyonların muhabbeti vardır. Burada milletimizin seciyesini anlatan şu gerçeği de belirtmek isterim. Çanakkale Bedrin aslanlarıyla aynı yüreği taşıyan aslanların, Akif'in asım nesli diye adlandırdığı o mübarek neslin bize bıraktığı mirastır, bir destandır, zaferler silsilesinin altın halkalarından biridir. Çanakkale Savaşı epik bir kahramanlık hikayesi olduğu kadar aynı zamanda dramatik bir hikayedir. Çanakkale içinde aynalı çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı türküsü henüz bıyığı terlememiş delikanlıların lise ve Darülfinun talebelerinin türküsüdür."
Eğitimde 23 yıllık değişim ve dönüşüm süreci
Eğitimin bir milletin kalkınmasındaki en temel kaldıraç olduğunu belirten Erdoğan, son 23 yılda bu alanda gerçekleştirilen yapısal reformlara değindi. Müfredatın modernize edilmesinden teknolojik altyapıya kadar pek çok noktada mesafe katettiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı, yapılan çalışmaları şu şekilde özetledi:
"Biliyoruz ki bugünün ve yarının dünyasında ilerlemenin, kalkınmanın, her alanda muzaffer ve muteber bir ülke olmanın yolu eğitimden geçiyor. Türkiye'yi muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak kaldıraç; şüphesiz nitelikli, milli ve zamanın ruhunu yakalamış bir eğitim sistemidir. Bu yolda son 23 yılda gerçekten çok ciddi mesafe aldık. Tüm engelleme girişimlerine rağmen tarihi nitelikte reformları ülkemize kazandırdık. Başta başörtüsü olmak üzere eğitimde anlamsız yasakları ve katsayı gibi adaletsiz uygulamaları ortadan kaldırdık. Her yıl bütçede aslan payını eğitime ayırdık. Ders müfredatlarını ve kitaplarını gözden geçirerek çağ dışı ve vesayetçi unsurları temizledik. Bunları bilimsel bir anlayışla yeni baştan hazırladık."
Öğretmenlerin toplumsal rolü ve saygınlığı
Öğretmenlik mesleğinin sadece bir kariyer değil, bir nesil inşa etme süreci olduğunu vurgulayan Erdoğan, öğretmenlerin toplum nezdindeki yerinin sarsılmaz olduğunu dile getirdi. Nurettin Topçu'nun fikirlerinden ilham alarak öğretmenlerin önemini şu ifadelerle aktardı:
"Ademoğlunu beşikten alarak mezara kadar götürüp teslim eden, dünyanın en büyük mesuliyetine sahip insan muallimdir. Kaderimizin hakikatinin işleyicisi, karakterimizin yapıcısı, kalbimizin çevrildiği her yönde kurucusu odur. Fertler gibi nesiller de onun eseridir. Farkında olsun olmasın, her ferdin şahsi tarihinde muallimin izleri vardır. Devletleri ve medeniyetleri yapan da, yıkan da muallimlerdir. Muallimler yani öğretmenler, devlet ve millet hayatımızda işte böyle hayati bir rol üstlenmekte; varlığımız ve milli bekamız açısından işte böyle bir anlam ifade etmektedir. Anne babadan sonra eli öpülen kişi öğretmendir. Biz de çocukluk ve gençlik çağımızda aile büyüklerimizden bunu gördük; öğretmene saygıda kusur etmemeyi gördük. Dolayısıyla öğretmene yönelik bırakın şiddeti, en küçük bir saygısızlığı dahi kabul etmemiz, hoş görmemiz mümkün değildir."
Şiddete karşı tavizsiz mücadele sözü
Son dönemde eğitimcilere yönelik meydana gelen üzücü olaylara tepki gösteren Erdoğan, devletin öğretmenlerin güvenliği için her türlü adımı atacağını kararlılıkla ifade etti. Şiddetin hiçbir türüne müsamaha gösterilmeyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı, konuşmasını şu sert ve net uyarıyla tamamladı:
"En son Fatma Nur Çelik öğretmenimizin maruz kaldığı gibi menfur şiddet olaylarını lanetlediğimizi, bunları tasvip etmediğimizi ve bunların kökünün kazınması gerektiğini burada tekrar vurguluyorum. Şunu bir defa herkes bilmeli ve anlamalıdır: Öğretmene kalkan el, geleceğimize kalkmış demektir. Öğretmene kalkan el, bu milletin istiklaline vurulmuş bir hançerdir. İstikbalimizin güvencesi olan çocuklarımızı ve gençlerimizi bir kuyumcu titizliğiyle yetiştiren kıymetli öğretmenlerimize karşı şiddete toleransımız yoktur. Şiddet sorununun üzerine kararlılıkla gidiyoruz. Bundan sonra da ödün vermeyeceğiz. Öğretmenlerimizin görevlerini güven ve huzur içinde yerine getirmeleri için devletin üzerine ne düşüyorsa yapmakta tereddüt etmeyeceğiz."