152. Parlamentolar Arası Birlik Genel Kurulunda konuşmasına katılımcıları selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'un bu tarihi buluşmadaki birleştirici rolüne dikkat çekti:
"Kıtaları ve kültürleri birbirine bağlayan, renkleri ve motifleri aynı desende buluşturan güzel İstanbul'umuza hepiniz hoş geldiniz, şeref verdiniz. Asya'dan Afrika'ya, Latin Amerika'dan Avrupa'ya yaklaşık 155 ülkeden Genel Kurul'a katılan ve programımızı teşrif eden tüm misafirlerimize şükranlarımı sunuyorum. İradelerini temsil ettiğiniz dost ve kardeş halklarımızın tamamına 86 milyon vatandaşım adına selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Türkiye ve İstanbul olarak Parlamentolar Arası Birliğin Genel Kurulu'na dördüncü kez ev sahipliği yapmaktan duyduğumuz memnuniyeti sözlerimin hemen başında ifade etmek istiyorum."
"Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklem barış getirmez"
Küresel güvenlik mimarisindeki tıkanıklığa ve diplomasinin zayıflamasına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış politikada önceliğin barışçıl çözüm olduğunun altını çizdi:
"Uluslararası hukukun bağlayıcı hükümleri, işledikleri savaş ve insanlık suçlarına her gün yenilerini ekleyen aktörler üzerindeki tesirini maalesef yitirmiştir. Sağduyunun askıya alındığı, diyalog mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, diplomasi ve müzakerenin yerini silah, füze ve bombaların aldığı böyle bir ortamda kimse güvende değildir. Bakın burada şunu çok açık ve net ifade etmek isterim: Türkiye olarak insani değerler üzerine bina ettiğimiz dış politikamızın önceliği hangi coğrafyada olursa olsun ihtilafların barışçıl yollarla çözüme ulaştırılmasıdır. Bölge ülkelerinin ana aktör olmadığı hiçbir denklemin barış ve güven arayışına cevap veremeyeceği açıktır."
"Huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti durdurulamıyor"
Orta Doğu'da yaşanan insani dramlara ve İsrail'in saldırgan politikalarına değinen Erdoğan, parlamenterlere düşen tarihi sorumluluğu şu sözlerle hatırlattı:
"Bizim Gazze'de, Ukrayna'da, İran'da, Afrika'da ve daha birçok bölgede üstlendiğimiz barış girişimlerinin özü ilkeli ve gerçekçi yaklaşımdır. Tabii milletlerin iradesinin tezahür ettiği kurumlar olan parlamentolara da bu anlamda son derece kritik sorumluluklar düşüyor. Uluslararası kamuoyu Orta Doğu'daki trajedileri durdurma iradesi gösterse de hükümetlerin bu noktada çok daha geriden geldiklerine tanık oluyoruz. İşte son iki ayda yaşananları hep birlikte takip ettik. Dünyanın odağı İran'daki savaşa kaymışken Filistin ve Lübnan'da binlerce kişi İsrail hükümetinin saldırılarında hayatını kaybetti. Aynı saldırılarda 1 milyondan fazla kişi yerinden edildi. Öldürülenlerin ve göçe zorlananların sayısı günden güne artıyor. Hem kendi halkı hem Filistin hem de bölgemiz için barışın ve huzurun önündeki en büyük engel olan İsrail hükümeti uluslararası toplumun tüm çabalarına rağmen durmuyor, durdurulamıyor. Bunun üzerinde uzun uzun düşünmemiz gerektiği kanaatindeyim."
"Filistin'de adil ve kalıcı barışın tek formülü iki devletli çözümdür"
Konuşmasının son bölümünde Filistin ve Afrika'daki güncel duruma ilişkin somut veriler paylaşan Erdoğan, uluslararası toplumu kalıcı çözüm için güç birliğine davet etti:
"Aynı hukuk ve kural tanımazlık Filistin'de de katmerlenerek devam ediyor. İsrail güçleri ateşkesin imzalandığı 12 Ekim 2025'ten bugüne 755 Filistinliyi şehit etti, 2100 kişiyi yaraladı. 7 Ekim 2023'ten bu yana 73 bin Filistinli hayattan kopartılırken Gazze'de yaralananların sayısı 172 bini geçti. Filistin'de adil ve kalıcı barışın tek formülü iki devletli çözümün bir an önce hayata geçirilmesi için tüm parlamenterleri güç birliği yapmaya davet ediyorum. Eşit ortaklık anlayışıyla şekillenen Afrika politikamız, dost ve kardeş Afrika ülkelerinin teveccühüyle her geçen gün daha da güçleniyor. Sudan'daki istikrarsızlığın sonlandırılması için her türlü diplomatik çabayı destekliyoruz.”