01 Nisan 2026 Çarşamba
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Açık
18°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den 'huzur' mesaisi: 2026 yılı suç odakları için dönüm noktası olacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den 'huzur' mesaisi: 2026 yılı suç odakları için dönüm noktası olacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, katıldığı televizyon programında "Terörsüz Türkiye" hedefinden sokak çeteleriyle mücadeleye, uyuşturucu operasyonlarından yeni trafik düzenlemelerine kadar gündemdeki konularla alakalı önemli açıklamalarda bulundu.

Milli Takım’a Dünya Kupası teşekkürü

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, konuşmasına A Milli Futbol Takımı'nın 24 yıl sonra elde ettiği tarihi başarıyı kutlayarak başladı:

"Öncelikle dünkü başarısından dolayı, bize böyle bir milli gurur yaşattıklarından dolayı Milli Takımımıza teşekkür ediyorum. 24 yıl sonra inşallah tekrar dünya kupalarında yeniden mücadele edebileceğiz."

"Terörsüz Türkiye" hedefi artık devlet politikası

Milli heyecanın ardından terörle mücadeledeki stratejik dönüşüme dikkat çeken Bakan Çiftçi, "Terörsüz Türkiye" hedefinin tüm kurumların eş güdümüyle bir devlet politikasına dönüştüğünü vurguladı:

"Terörsüz Türkiye hedefi; Muhterem Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetiyle, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin de güçlü desteğiyle şekillenen bir Cumhur İttifakı iradesidir. Zaman içerisinde bu irade, milletimizin beklentileriyle de örtüşmüş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bir karşılık bulmuş ve nihayetinde TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da bu konuda Sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında güzel bir çalışma yürütmüştür. Bu irade nihayetinde devletimizin bir politikası haline dönüşmüştür; artık bugün bir devlet politikası haline geliyor. Bu süreçte işin meclis boyutu vardı, meclis boyutunu Meclis Başkanımız ve komisyon yürüttüler. Yürütme kısmında Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında; Dışişleri Bakanımız, Milli

Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız güzel bir süreç yürüttüler, güzel başarılı çalışmalara imza attılar. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu çalışmalara güçlü bir şekilde destek veriyoruz."

2026: Sokak çeteleri ve uyuşturucuyla mücadele yılı

Göreve geldiği günden bu yana sahayı baskıladıklarını belirten Bakan Çiftçi, suç örgütlerine yönelik "sıfır tolerans" mesajı verdi:

"Şimdi ben göreve başlayalı yaklaşık 1,5 ay oldu. 1,5 aydır İçişleri Bakanlığı görevini yürütüyorum. Göreve başladığımız dönemlerde 2026 yılını sokak çeteleri ile mücadele yılı ilan etmiştik. Bununla beraber başladık. Sadece sokak çeteleri ile değil, aynı zamanda uyuşturucuyla mücadele yılı da. Yani benden önce de zaten bu çalışmalar vardı. Bu mücadele devam ediyordu. Biraz daha çalışmalara yoğunluk kazandıracağız. Daha da sahayı baskılamaya devam edeceğiz, operasyonlarımızı arttıracağız. Biz istiyoruz ki yani sokaklarımızda herhangi bir şekilde sokak çeteleri istedikleri gibi at oynatamasınlar. Yani bu konuda insanımızı huzursuz etmesinler. Sosyal medyaya çıkıp böyle eleman devşiriyorlar, ilan veriyorlar, insanımızı tedirgin ediyorlar. Bu noktada biz 2026 yılında sokak çeteleri ile etkin bir şekilde mücadele edeceğiz. Yani bunu mutlaka ilerleyen dönemlerde insanımız da görecek. Mesela geçtiğimiz hafta itibariyle 81 ilimizde toplamda 350 kişinin gözaltına alındığı büyük bir operasyon gerçekleştirdik. Kaçakçılık Ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız bunu yaptı. Bundan sonra da bu tür etkinliklerimiz devam edecek. Operasyonlarımızı devam edecek. Sokak çetelerine, uyuşturucu baronlarına veya bunun ticaretini yapan kişilere sahada, alanda yer bırakmayacağız. Mesela bu sene yine yılbaşından bugüne kadar bu 3 aylık dönem içerisinde sokak çetelerine yönelik olarak toplamda 215 sokak çetesine 581 operasyon gerçekleştirdik. Tabii önümüzdeki dönemde de bunların finans kaynaklarına, lojistik ağlarına, silahlı yapılanmalarına ve sosyal medya uzantılarına karşı da mücadeleyi daha da büyüterek devam edeceğiz. Gayemiz burada vatandaşımızın huzurunu, güvenliğini sağlamak. Biz İçişleri Bakanlığıyız. Vatandaşımızın huzurundan, güvenliğinden, birinci derece can ve mal güvenliğinden biz sorumluyuz. Dolayısıyla sokakta suçtan dolayı güç devşiren her tür çete, yapı, oluşum her neyse karşılarında İçişleri Bakanlığımızı, devletimizin kararlı gücünü bulacak, bulmaya devam edecek."

Uyuşturucuyla küresel mücadele ve bir annenin feryadı

Uyuşturucu ticaretine karşı yürütülen operasyonların sadece sınırlarla sınırlı kalmadığını belirten Çiftçi, Çorum Valiliği döneminden çarpıcı bir anısını paylaştı:

"Bu sene 2026 yılında 1 Ocak tarihinden 30 Mart tarihine kadar da uyuşturucu tacirlerine karşı, uyuşturucu baronlarına karşı bizim 13 bin 115 tane operasyonumuz oldu toplamda. Yani bu mücadeleyi de etkin bir şekilde yürütüyoruz. Sadece bunu yurt içinde de yürütmüyoruz. Yani uyuşturucuyla mücadele sadece bizim yurt içinde yürüttüğümüz bir mücadele değil. Yurt dışında da bunun mücadelesini yürütüyoruz. Mesela örnek vermemiz gerekirse, uyuşturucuyla bağlantısı olan ama yurt dışına kaçmış olan, yurt dışında kırmızı bültenle aramış olduğunuz kişileri de yurt dışında yakalayıp onları da adalete teslim ediyoruz. Yani yurt içinde, yurt dışında nereye giderse gitsin, bununla mücadelemiz dünyanın neresine kaçarsa kaçsın sonuna kadar devam edecek. İrili ufaklı yani bu hap şeklinde sentetik ecza satanlar da olabilir veya büyük oranda yakaladığımız, ele geçirdiğimiz uyuşturucu maddeler de var. Ama biz bunun büyüğünü veya küçüğünü ayırt etmiyoruz. Hepsi topluma karşı yöneltilmiş bir tehdittir. Dolayısıyla bunun da tamamen kurutulması gerekiyor. Küçük, büyük ne kadar olursa olsun. O bizim için önemli değil. Ben Çorum Valiliğim döneminde haftanın bir günü çarşamba günleri halk günleri gerçekleştiriyordum. Bir defasında bir annemiz geldi görüşmek için. Oğlu uyuşturucu müptelası olmuş. Yani çok çarpıcı bir örnek olduğu için burada dile getirmek istiyorum. Yani çocuğunun, oğlunun uyuşturucu bulamadığı zamanlarda, işte para bulamadığı zamanlarda kendisine yaptığı muameleyi gösterdi bana. Böyle kolunu sıyırdığında ben kolunun mosmor olduğunu gördüm. Yani demek ki bir evlat annesini bunu yapabiliyorsa yani geldiğimiz noktayı düşünün. Yani bir evladın annesine yapamayacağı muamele yok demek ki. Onun için bu bizim açımızdan önemli bir problem, önemli bir sorun kaynağı. Biz de bununla mücadelede son derece kararlıyız."

Trafikte "sıfır can kaybı" hedefi ve yeni düzenlemeler

Trafik güvenliğine ilişkin 2030 ve 2050 vizyonunu açıklayan Bakan, yeni yasal düzenlemelerin gerekçelerini şu sözlerle aktardı:

"Şimdi 2021 yılında Cumhurbaşkanımızın çıkardığı, imzaladığı bir genelge ile bir strateji belgesi hazırlandı. Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi adı altında. Bu strateji belgesine göre bizim hedefimiz 2030 yılına kadar trafik kazalarına bağlı can kayıplarını ve ciddi yaralanmaları yüzde 50 oranında azaltmak. 2030 yılına kadar hedef bu. 2050 yılına kadar da sıfıra indirmek, sıfır can kaybı. Yani dolayısıyla bizim hedefimiz trafikteki hem ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazalarını 2030 yılına kadar yarı yarıya azaltmak, 2050 yılında da bunu tamamen sıfırlamak. Bu ulaşılamaz bir hedef değil. Bununla ilgili biz hedeflerimize ulaşabileceğimizi düşünüyoruz. Şimdi bizim son günlerde yapmış olduğumuz, yani bu yine trafik kazalarını azaltmaya yönelik olarak 27 Şubat tarihinde kanunlaşan bir düzenleme var, biliyorsunuz. Bu toplumda bazı hususlarda karşılık buldu. İnsanımız bunun haklı olduğunu, doğru olduğunu dile getirdi ama bazı noktalarda da tartışmalara sebebiyet verdi. Mesela insanımız kırmızı ışıkta geçenlere, işte araçtan inip de yol kesenlere veya işte yolda halay çekenlere, drift atanlara, cep telefonuyla araçta konuşanlara yönelik olarak verilen cezaları son derece haklı buluyor. Yani onlarda herhangi bir tartışma yok. Ama bu plaka konusunda ve araç içerisindeki ses ve görüntü sistemleriyle ilgili toplumda son zamanlarda insanımızın biraz tepkileri var. Buradaki amaç şu. Yani bu Karayolları Güvenlik Strateji Belgesine göre hem ölümlü yaralanmalı trafik kazalarını azaltabilmek. Yani bizim maksadımız bu. Yani trafik cezalarından dolayı da insanımızın canını yakmak istemiyoruz. Yani bizim önceliğimiz zaten insanlara trafik cezası vermek, onların canını yakmak değil. Yani toplumda kurallara uyan insanlar olduğu gibi, uymayan insanlar da var. Mesela son Ramazan Bayramı döneminde aldığımız trafik tedbirlerine sürücülerin yüzde 87,5’i uymuş. Sadece yüzde 12,5’ine trafik cezası uygulamışız. Ben trafik kurallarına büyük bir ekseriyetle uyan insanımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Yani bizim amacımız da bu zaten. Kurallara uyulmasını sağlamak, bundan dolayı da trafik kazalarını azaltmak. Biz de zaten istiyoruz ki kurallara uyulsun, biz de insanlara ceza yazmayalım. İnsanımızın, vatandaşımızın canını yakmayalım istiyoruz. Ama herkeste tabii aynı hassasiyet olmuyor. Bunu da teslim etmek gerekir. Mesela bu 4 günlük Ramazan Bayramı tatilinde en son 4 günlük tatil 2023 yılındaydı. Geçen sene 9 günlük bir tatil vardı. Mesela ölümlü trafik kazaları yüzde 40 oranında düştü. Güzel bir şey değil mi? Yani biz yıllara göre bayram tatillerinde günlük ortalama can kayıplarını da takip ediyoruz. Onları da gözlemliyoruz. Bu Ramazan Bayramı'nda günlük ortalama can kaybı 7,75’ti. Bunu önemsiyoruz."

APP plaka ve "140 bin liralık" ceza uyarısı

Plakalardaki standartlara dikkat çeken Bakan Çiftçi, terör ve suçla mücadele için plaka güvenliğinin hayati olduğunu vurgulayarak APP plaka kullananları uyardı:

"Şimdi ekranlarda bir standart plakayı görüyoruz. Mesela Şoförler Odası tarafından basılan standart bir plaka bu şekilde. Burada standart bir plakada olması gerekenler de ekranda gözüküyor. Mesela mühür olması gerekiyor, dalgalı şerit olması gerekiyor, yansıtıcı zemin, reflektör diyoruz, onun olması gerekiyor. 2024 yılındaki değişikliklerden sonra TR hologramı, karekod ve bayrak hologramı gibi bir plakada bulunması gereken özellikler var. Bu standart ve kurallara uygun bir plaka. Biliyorsunuz plaka basma yetkisi de Şoförler Odasına verilmiş. Şimdi bazı plakalarda bu standart plakanın dışına çıkılıyor. Mesela bir görselde görüyorsunuz, Şoförler Odası kendisi bir ilan asmış. Orada “Özel kalıplı plaka basımı vardır” diyor. Siz Şoförler Odasına gidiyorsunuz plaka bastırmaya, size iki tane tercih sunuluyor. Birisi standart plaka, birisi de bunun dışına çıkılmış olup da biraz daha kalın harflerle veya sayılarla yazılmış bir plaka. Bu da Şoförler Odası tarafından basılıyor. Bu ikinci plaka türü de. Bir Şoförler Odası tarafından basılan bir üçüncü plaka daha var. Onu ekranda gösteremiyoruz. Biz İçişleri Bakanlığı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı olarak Şoförler Odası tarafından basılan standart veya standart dışı plakaları kabul ediyoruz. Niye? Çünkü vatandaş Şoförler Odasına gitmiş, plaka almak için kendisine iki tane seçenek sunulmuş, o da onlardan birini tercih etmiş. Bu plakanın üzerinde bütün güvenlik unsurları, mühür yer alıyor. Vatandaş da tercihine göre birisi daha ucuz, diğeri biraz daha diğerine göre fiyatı yüksek, tercih etmiş. Biz bundan dolayı insanların, şoförlerin veya işte araç sahiplerinin cezalandırılmasını adil bulmuyoruz. Şoförler Odası kendisine bu şekilde bir imkan, tercih imkanı verdiğinden dolayı. Asıl işte problem olan plaka şu, sayılar mesela farklı, yönetmelikte bu şekilde tarif edilmemiş ve şu plakada gördüğünüz gibi herhangi bir mühür de yok. Bunu mesela siz herhangi bir tabelacıda, reklam firmasında veya internetten sipariş vermek suretiyle de bastırabiliyorsunuz. Bunda herhangi mühür yok, karekod yok, güvenlik işaretleri yok, yazı karakterleri arasında herhangi bir açıklık yok. Bunun sakıncası ne? Bunun sakıncası şu; bu plakalar terör eylemlerinde kullanılabiliyor, uyuşturucu naklinde kullanılabiliyor, düzensiz göçmen hadiselerinde, kaçakçılığında kullanılabiliyor. Çünkü bu plakaları EDS’ler veya PTS’ler, plaka tanıma sistemleri okuyamıyor, tanımlayamıyor. Dolayısıyla bunların da suçta kullanıldığı tespit edildiği için kanun koyucu bunları belli bir yaptırıma, müeyyideye bağlamış. Bunun cezası 140 bin lira. Kanun yürürlüğe girdi, 27 Şubat tarihinde. Bununla ilgili vatandaşımız mağdur olmasın diye çünkü bir anda Şoförler Odasına, noterlere, trafik şubelerine akın ettiler, mağdur olmasın diye 1 Nisan’a kadar süre vermiştik. Dediğim gibi diğer plakalarda herhangi bir sorun yok. Şoförler Odasından alınanlarda ama az önce gösterdiğim APP plaka dediğimiz herhangi bir güvenlik unsurunu taşımayan, mührü olmayan plakaların bugün itibariyle değiştirilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla benim sürücülerimize, araç sahiplerine tavsiyem, bu şekilde APP plaka kullananların hemen plakalarını değiştirmeleri. Değiştirmeleri için de adımları şu şekilde; bunlar sahte plaka olduğu için kolluğa gidip kayıp plaka veri girişi yapmaları gerekiyor. Çünkü bu gerçek bir plaka değil. Kayıp plaka veri girişi yapılıyor. Oradan notere gidiliyor, yeni plaka başvurusu yapılıyor. Oradan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na bağlı odalara, Şoförler Odasına gidilmek suretiyle standart plaka basımı yapılıyor ve aracına takılıyor. Bu şekilde olduğu takdirde hem vatandaşımız memnun hem de biz bundan dolayı vatandaşımızın canını yakmamış olacağız. Onun için lütfen vatandaşlarımdan istirhamım APP plaka kullananlar plakaların değiştirsinler. Çünkü bu iyi niyetli bir kullanım değil. Kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus. Bazen şunları da işittiğimiz olmuştur toplumda; mesela vatandaşımız hiç gitmediği bir şehirden adına trafik cezası plakasına trafik cezası yazılmıştır. Niye? Sizin plakanızı birisi kopyalıyor, ikiz plaka diyoruz ona. Aracına takıyor, gidiyor başka yerlerde trafik kurallarını da ihlal ediyor ve sizin adınıza hiç kabahatiniz, günahınız olmadığı halde sizin adınıza trafik cezası geliyor. Şimdi soruyorum; kimin başına böyle bir şey gelse memnun olur ki? Yani bir başkası sizin plakanızı kullanacak, siz de bundan dolayı trafik cezasıyla muhatap olacaksınız."

Araç içi multimedya sistemleri ve yeni yönetmelik

Toplumda kafa karışıklığına yol açan ses ve görüntü sistemleri konusuna da açıklık getiren Çiftçi, sürücülerin dikkatini dağıtacak unsurlara geçit verilmeyeceğini belirtti:

"Toplumdaki huzursuzluk yaratan konulardan birisi de ses sistemleri ile ilgiliydi. Vatandaş genelde diğer trafik düzenlemelerini benimsedi, onların uygun olduğunu. Yani bu toplum vicdanında da bir karşılık buldu ama multimedya sistemlerinin veya çoklu ortamda deniyor. Bunlarla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Bu da kafa karışıklığına sebebiyet veren konulardan birisi. Bununla ilgili kanun yönetmelikle bir düzenleme yapılacağını söylüyor. Burada da temel alınan, yani esas alınan husus şu: Görüntü sistemleri ile ilgili bir sürücünün görüş açısını etkilemeyecek. Bu ekran sistemleri, müzik sistemleri, ses ve görüntü sistemleri dediğimiz konu. İkincisi de sürücünün dikkatini dağıtmayacak. Bu ikisinin gerçekleşmesi gerekiyor. Tabii yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş kanunda. Şu anda yönetmelik çalışmalarımız devam ediyor. Nisan ayının sonuna kadar da yönetmeliği çıkaracağız, bu ekran sistemleriyle, ses ve görüntü sistemleriyle ilgili. Dolayısıyla yönetmelik çıkarıncaya kadar bu konuda vatandaşlarımıza rehberlik yapmaya devam edeceğiz. Yani herhangi bir şekilde ceza uygulamayacağız. Bunu yönetmelikte hangi görüntü ve ses sistemlerinin yasaya aykırı olduğunu da açık, anlaşılır, net, objektif bir şekilde belirleyeceğiz ve ondan sonra muhtemelen mayıs ayı gibi yönetmeliğimizi de çıkarıp uygulamaya başlayacağız. Dediğim gibi, yönetmelik çıkıncaya kadar görüntü sistemleri ile ilgili rehberlik çalışmalarımız devam edecek. Yani bu konunun da önemli olduğundan dolayı bilinmesinde fayda var çünkü bir kafa karışıklığı vardı. Hangi ekranlar görüntüye yani bakış açısını engelliyor, hangileri engellemiyor? Yani şimdi ben de görüyorum bazen araçlarda örneğin sonradan takılmış tabletler var. Oldukça büyük. Sürücü onunla maç izliyor, dizi izliyor. Sosyal medyadan mesela video indiriyor, onları seyrediyor. Yani bir yandan araç kullanıyor, bir yandan da onları izliyor. Yani böyle bir sürücünün dikkatinin dağılmaması mümkün mü? Zaten kazaların büyük bir çoğunluğu da bir anlık dikkatsizlikten dolayı olmuyor mu? Onun için kanun koyucu, yani bunun da önüne geçmek için bunları bir düzenleme gereği hissetmiş. Yani dolayısıyla bunlar da yönetmelikle düzenlenecek. Yine hedefimiz aynı: Can kayıplarını azaltmak. Yani bir tane bile olsa biz bir tane can kaybını bile azaltabilsek bu noktada kendimizi başarılı kabul edeceğiz. Yani bütün düzenlemelerimizin sebebi tamamen buna yönelik."

Sahipsiz sokak hayvanları: "Yüzde 75'i toplandı"

Sokak hayvanları konusunda gelinen son durumu rakamlarla açıklayan Bakan Çiftçi, güvenli sokak vurgusu yaptı:

“Şimdi geçen sene önceki bakanımızın döneminde sokak hayvanları ile ilgili süreç başladı. Yani belki mart, nisan aylarında bu süreç başladı. Şu anda 51 tane il özel idaresinin olduğu ilimiz var. Bunlar da zaten 51 ilimizde bu yüzde 100 bütün sahipsiz sokak hayvanları toplandı, barınaklara alındı veya doğal yaşam alanlarında bu hayvanlara bakılıyor. Bir de 30 tane büyükşehirimiz var. Onlarda süreç biraz daha sonra başladı. Yani ilk önce 51 ilimizde başladı, sonra büyükşehirlerde süreç başladı. Büyükşehirlerde de yüzde 64'ü toplanmış durumda. Hepsi birlikte düşünüldüğünde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 75'i şu anda toplanmış durumda. Yani her dört hayvandan üçü ya barınağa alındı veya doğal yaşam alanlarında bakılmaya devam ediyor. Bunun ne faydası oldu? Bunun da iki, sizin işaret ettiğiniz gibi iki boyutu var. Birincisi sokakların daha güvenli hale gelmesi, ikincisi de bu hayvanların sokağın insafından kurtarılması. Şimdi düşünün, sokaktaki bir hayvan her zaman yiyecek bulabiliyor mu? Bulamıyor. Bazen böyle hayvan hastalandığında tedavi etme imkanı var mı? Ölebiliyor. Yani tedavi olabilecek belki. Onun için kanun koyucu bununla da ilgili işte bu hayvanları sokaktan toplayalım hem sokaklarımız daha güvenli hale gelsin hem de bunlara kapalı bir mekanda, ortamda belediyelerimiz baksın, bunların işte tedavilerini yapsın, beslemelerini yapsın, sahiplenmek isteyenler varsa bunları sahiplendirsin diye böyle bir düzenleme getirmiş. İnsanımızın güvenliği, kamu düzeni, sokaklarımızın daha güvenli, daha yaşanabilir hale gelmesi ve çocuklarımızın daha güvenli, daha huzurlu bir Türkiye'de yaşayabilmesi. Onların umutlarını, hayallerini kimsenin çalmasına izin vermeyeceğiz.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *