Orta Doğu’da savaşın derinleşmesi yalnızca enerji hatlarını değil, sermayenin yönünü de etkilemeye başladı. Reuters’a konuşan İstanbul Finans Merkezi CEO’su Ahmet İhsan Erdem, son bir ayda çoğu Doğu Asya ve Körfez kökenli 40’tan fazla şirketle temas kurduklarını açıkladı. Haberde, finans, fintech, İslami finans ve sigorta alanlarında faaliyet gösteren şirketlerin bölgedeki belirsizlik nedeniyle İstanbul’u daha yakından izlemeye başladığı, İFM’nin de vergi avantajları ve kamu finans kurumlarının kümelendiği yapısıyla öne çıktığı aktarıldı.
Bu açıklamanın ardından bugün İstanbul’un en kritik iş ve finans hatlarından biri olan Beşiktaş’ın Levent mevkiinde silah sesleri yükseldi. Yapı Kredi Plaza önündeki polis noktasına uzun namlulu silahlarla saldırı düzenleyen 3 terörist etkisiz hale getirildi, çıkan çatışmada 2 polis yaralandı. Olay sonrası İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlatırken, saldırganların İzmit’ten kiraladıkları araçla İstanbul’a geldikleri ve yanlarında mühimmat bulunduğu bilgisi paylaşıldı.
Saldırının adresi Levent, tartışmanın başlığı ise güven iklimi
Saldırının yaşandığı nokta doğrudan İstanbul Finans Merkezi değil; ancak seçilen bölge, İstanbul’un uluslararası finans ve diplomasi trafiğinin en görünür alanlarından biri. Bu nedenle olayın, yalnızca bir asayiş başlığı olarak değil, Türkiye’nin yatırım ortamı ve istikrar algısı bakımından da bazı anlamlar içeriyor olabileceği düşünülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, saldırının ardından yaptığı açıklamada “Türkiye’nin güven iklimine zarar verilmesine müsaade etmeyeceğiz.” mesajını vermesi de devletin olayı basit bir saldırıdan daha geniş çerçevede değerlendirdiğini ortaya koydu.
İstanbul Valisi Davut Gül de olay yerinde yaptığı açıklamada, saldırının Levent’te Yapı Kredi Plaza önünde güvenlik tedbiri alan polislere yönelik olduğunu, 2 polisin hafif yaralandığını ve 3 saldırganın etkisiz hale getirildiğini söyledi. Gül ayrıca, arka tarafta yer alan İsrail Konsolosluğu binasında yaklaşık 2,5 yıldır herhangi bir faaliyet bulunmadığını belirtti. Bu açıklama, olayın yalnızca “konsolosluk hedefi” başlığına sıkıştırılamayacağını, daha geniş bir provokasyon ve algı boyutuyla ele alınması gerektiği düşüncesini güçlendirdi.
İstanbul neden şirketler için cazip hale geldi?
Reuters’ın haberine göre küresel şirketlerin İstanbul’a ilgisi, savaşın doğrudan ekonomik etkilerinden kaynaklanıyor. Körfez’de artan risk, uzaktan çalışma kararları ve bölgesel operasyonların yeniden konumlandırılması, İstanbul’u alternatif bir merkez olarak öne çıkarıyor. İFM yönetimi de yıl sonuna kadar merkezdeki çalışan sayısının yaklaşık 40 bine, doluluk oranının ise yüzde 75’e çıkmasını bekliyor. Bu tablo, İstanbul’un artık yalnızca Türkiye içi bir finans merkezi değil, bölgesel kriz dönemlerinde sermayenin yönünü etkileyebilecek global bir merkez olarak görüldüğünü gösteriyor.
Tam da bu nedenle Levent’teki saldırı, zamanlaması itibarıyla daha dikkat çekici hale geldi. Bir yanda savaşın ittiği küresel sermaye için “istikrar adresi” olarak öne çıkan İstanbul, diğer yanda finans hattının göbeğinde yaşanan silahlı saldırıyla güvenlik testinden geçti. Elde bulunan resmi veriler, saldırının doğrudan İstanbul Finans Merkezini hedef aldığını göstermiyor ancak peş peşe gelen bu iki gelişme, Türkiye’nin yükselen finans ve yatırım iddiasının aynı zamanda güvenlik boyutuyla da sınandığını açık biçimde ortaya koyuyor. Bu nedenle bugün İstanbul’da verilen asıl mesaj yalnızca terörle mücadele kararlılığı değil, aynı zamanda “Türkiye güvenli merkez olma iddiasından geri adım atmayacak” mesajı oldu.
