İklim değişikliği ve kontrolsüz kentleşmenin yarattığı sel tehdidine karşı İstanbul için kritik bir veri seti oluşturuldu. İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü ve AKOM ortaklığında hazırlanan risk haritası, kentin betonlaşma ve drenaj sorunlarını gözler önüne serdi. Yapay zeka teknolojisinden yararlanılan çalışmada, Avrupa Yakası'nın merkezi kuşağındaki ilçelerin en yüksek risk grubunda yer aldığı saptandı. Fatih, Beyoğlu ve Bağcılar gibi noktalar listenin başında yer alırken, Anadolu Yakası'nda Üsküdar ve Kadıköy riskli bölgeler olarak öne çıktı.
Doç. Dr. Ömer Ekmekcioğlu, İstanbul'un yüzey alanının yüzde 10'luk kısmının yüksek tehlike altında olduğunu ancak bu küçük alanın çok ciddi bir nüfus yoğunluğunu barındırdığını vurguladı. Ekmekcioğlu, "İstanbul'un özellikle merkez kuşağında nüfus yoğunluğunun fazla olduğu buralarda sel riskinin fazla olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bizi aynı zamanda bu noktada geçmişte meydana gelmiş kronik sel baskınları doğruluyor." değerlendirmesinde bulundu.

Çözüm önerisi: Doğa temelli uygulamalar
Geleneksel yöntemlerin ötesine geçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, sel baskınlarını önlemek için geçirimli zeminler ve yağmur suyu hasadı gibi yöntemleri öneriyor. Ekmekcioğlu, "Özellikle çatılarda yağmur suyunun biriktirilmesi, hem yağmur suyunun geri kazanımı bağlamında farklı bir kullanım alternatifi olarak değerlendirilmesini hem de yağışın akışa dönüşmesinin geciktirilmesi noktasında hayata geçilecek önemli unsurlar olarak karşımıza çıkıyor." diyerek çözüm yollarına dikkat çekti.