Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup kürsüsünden gündeme dair kritik açıklamalarda bulundu.
Terörsüz Türkiye hedefi ve siyasi kararlılık
Cumhur İttifakı'nın vizyonuna ve Türkiye'nin geleceğine dair sarsılmaz bir irade sergilediklerini ifade eden Bahçeli, teşkilatın yürüttüğü sosyal programların önemini şu sözlerle aktardı:
"Memnuniyetle ifade etmeliyim ki Milliyetçi Hareket Partisi; huzurlu, güvenli, millî birlik ve bütünlüğü çelikleşmiş, barış ve refahla çatısı örülmüş bir Türkiye'yi, Cumhur İttifakı'nın ortak akıl ve ahlaki yapısıyla hayata geçirmenin sonsuz amaç ve azmindedir. Bu soylu amaç ve azim, ucuz hesaplara ve basit oyunlara kurban verilmeyecek kadar hayati, hakikatli ve haysiyetlidir. Ayrıca 24 Ekim 2025 tarihinde başlattığımız 'Hayırlı Günler Komşum' ziyaretleri ile 'Derdin Derdimizdir' sohbet toplantılarında sürekli olarak çıtayı yükseltiyor, yurdumuzu baştan ayağa gönlümüzle kucaklıyoruz. Çok şükür bugüne kadar 81 il ve 963 ilçede olmak üzere toplam 76.544 program gerçekleştirilmiştir. Bizim anlayışımızda çalışmanın sınırı, başarının limiti yoktur; kaderin rotası, gayret edenin damla damla akan teriyle çizilmektedir. Nitekim kader gayrete meftundur. Kur'an-ı Kerim'in Dokuzuncu Suresi'nin 39'uncu ayetinde buyurulduğu gibi, insan için yalnızca çalışmasının, gayretinin ve halis niyetlerinin karşılığı olacaktır."
"Süper Güç Türkiye"
Türkiye'nin dünya siyasetindeki rolünü ve tarihsel misyonunu vurgulayan MHP lideri, geleceğin "Süper Güç Türkiye" ekseninde şekilleneceğini belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
"Kökümüzden kopmadan, milli kimliğimizden ayrılmadan, kaynağımızdan ve yüklerimizden, aydınlığımızdan savrulmadan, güç birliği ve inanç birliği hâlinde saflarımızı sımsıkı tutarak devamlı ilerleyeceğiz. Hasılıkelam, kızıl elmanın şafağında hep birlikte buluşacağız; vakti geldiğinde güneşi doğduğu yerden karşılayacağız, vakti geldiğinde Türk milletinin yazılmamış destanını şakır şakır okuyacağız, vakti geldiğinde süper güç Türkiye'nin kale duvarlarından Türk cihan hâkimiyeti mefkûresini haykıracağız. Biliyor ve kabul ediyoruz ki zafer dediğimiz beşerî ve dünyevi lütuf; ancak ve ancak sabreden, akleden, mücadele eden, iman eden, "kim var?" diye sorulduğunda sağına soluna bakmadan "ben varım" diyebilen yüksek seciyeli dava ve gönül insanlarının harcıdır ve onlara layıktır."
Siyaset anlayışı ve etik değerler
Siyasetin bir rant kapısı değil, hizmet alanı olması gerektiğini savunan Bahçeli, muhalefetin ve bazı çevrelerin yaklaşımlarını şu sert ifadelerle eleştirdi:
"Yalanı, fitneyi, dedikoduyu ve ihtirayı siyaset zannedenler; siyaseti rant ve çıkar devşirme fırsatı gören üçkâğıtçılardır. Bizim anlayışımıza göre siyaset; bir meziyet, bir mecburiyet, bir meşruiyet, bir meftuniyet ve bir mensubiyet olmasının yanı sıra, insana hizmeti millî iradeye faziletle, fiiliyetle, fikriyetle, hassasiyet ve hürmetle göstermenin cümlesidir. Bu cümleden mahrum olanların siyasetleri kötüdür, kötürümdür, köhnedir. Mayası tutmamış, ne var ki ısrarla modaymış gibi gösterilen düşünceler önümüzdeki kör noktalardır; siyaset bunu öngörmekle mükelleftir. Yirminci yüzyıla ismini yazdıran meşhur bir düşünürün dediği gibi: "Hepimiz aynı şeylerden konuşuyoruz; ancak konuştuğumuz şeyin ne olduğu konusunda hâlâ anlaşabilmiş değiliz." Siyaset, vaki bu akıl tutulmasının sebep olduğu kör düğümleri çözmekle yükümlüdür. Siyaseti sanal korkulara tahvil etmek isteyen pişkin zihniyetler, pireyi deve yapan palavracılar, bir kaşık suda fırtına koparan pervasızlar akıllarından çıkarmasınlar ki hak edene fırlatılacak taşlar cebimizdedir. Hesapsız uçanlar, istismar dallarına yüzsüzce konanlar bedel ödemeyi muhakkak surette göze almalıdırlar."
Suriye'deki saha gelişmeleri ve terör örgütlerinin durumu
Bölgesel gelişmelerin merkezine Ankara'yı koyarak analiz yapılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, SDG ve YPG'nin Suriye'de aldığı darbeleri ve bölgedeki yeni siyasi tabloyu şu sözlerle özetledi:
"Bölgesel ve küresel gelişmelerin baş döndüren hız ve değişimi hepimizin gözü önünde cereyan etmektedir. Evvel emirde yapacağımız her değerlendirmenin ağırlık merkezinin Türkiye olması mecburiyetindedir çünkü politik kavrayışımızın ve fikir kuvvetimizin kaynak ve hareket üssü, başkent Ankara'nın tarihî, siyasi ve gelecek vizyonuyla sınırlıdır. Pergelin sabit ucunu Ankara'ya koyarak, hareketli ucuyla da dünyayı, yaşanan hadiseleri ve hayatın derinliğini, kuvvetli akışını 360 derecelik açıyla analiz ve takip etmek durumundayız. Bunu yaparken siyaset felsefesinde izleyeceğimiz usul ve yöntem ise tümevarım yönteminden başkası değildir. Malumunuz olduğu üzere SDG ve YPG, yuvalandığı sahalardan Suriye ordusunun müessir mücadele yeteneğiyle sökülmüş, nihayet Fırat'ın batısından sürülüp çıkarılmıştır. Suriye'de yeni bir siyasi ve toplumsal yapı kurulmaktadır; sıkıyı görünce teslim bayrağını çeken SDG ve YPG'nin, Şam yönetimi ile 14 maddelik ateşkes ve tam entegrasyon anlaşmasını imzalamak durumunda kalması oldukça anlamlı ve hayırlı bir sonuçtur. Suriye'de Arap aşiretlerinin, Kürtlerin, Türkmenlerin ve diğer etnik grupların bir ve kardeşçe yaşamak dışında arayışları ve arzuları yoktur."