CHP’de "mutlak butlan" kararı sonrası tırmanan parti içi krizi, ortaya çıkan "paralel liderlik" yapılanmasını ve siyasi mücadelenin sokaklara taşınma gayretini sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların Türk demokrasisine büyük zarar verdiğini ifade etti.
"Cumhuriyet Halk Partisi’nde mutlak butlan kararıyla başlayan parti içi kriz, kısa sürede çözümsüzlüğe evrilmiştir"
Cumhuriyet Halk Partisi bünyesinde meydana gelen yargısal süreçleri ve tarafların uzlaşmadan uzak tavırlarını siyasi ahlak çerçevesinde yorumlayan MHP Lideri Devlet Bahçeli, krizin geldiği boyuta dair şu tespitleri paylaştı:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) mutlak butlan kararıyla başlayan parti içi kriz, kısa sürede çözümsüzlüğe evrilmiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak sorumlu siyaset anlayışımızın gereği taraflara önerdiğimiz diyalog ve uzlaşı çağrısı bu güne kadar karşılık bulmamıştır. CHP içerisindeki iç çekişme önce taraflar arasında çatışmaya dönüşmüş, sonrasında ise yol ayrımına zemin hazırlamıştır. Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir. Mutlak butlan kararının verildiği ilk gün tarafların açıklamaları ortaklaşmak için bir umut oluşturmuş olsa da sonrasında gelişen olaylar CHP içerisinde bir uzlaşmadan süratle uzaklaşıldığını göstermektedir. Manevi iklimiyle barış, huzur ve kardeşlik zemini olan bayram; CHP açısından kucaklaşmak yerine kutuplaşmanın derinleştiği, kaybedilmiş bir zamana dönüşmüştür.”
"Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yapmaktadır"
Parti içindeki yönetim çift başlılığına ve iki farklı odağın kurumsal kimliği zedeleyen hamlelerine yönelik sunuşta bulunan Bahçeli, Özgür Özel'in politik tavrını ve de facto liderlik arayışını şu sözlerle eleştirdi:
“Güncel olaylar ve Özgür Özel’in parti içerisindeki politik tavrı ve hareketi ise ne geleneksel parti içi rekabete ne de olası yeni partileşme süreci bağlamında diğer örneklerle benzerlik taşımaktadır. Sayın Özel, Yargıtay’ın nihai kararını beklemeksizin, Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde bulunduğu krizi derinleştirecek hamleler yapmaktadır. Bu kapsamda ilk olarak Sayın Özel, fiili bir müdahale ile TBMM grup başkanlığına geçerek partide yeni ve paralel bir merkez kurmuş; kanunda tanımlanan Genel Başkanlık statüsüne karşı CHP’nin defacto lideri unvanını almıştır. İkinci olarak, CHP kurumsallığında yaşanan bu ikiliği temsil krizine dönüştürmüştür. Cumhuriyet Halk Partisi’nin siyasete ilişkin karar alma süreçlerinde genel merkez ile parlamento birbirinden ayrı hareket etme temayülü göstermiş, Kurban Bayramı münasebetiyle CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel iki farklı bayramlaşma programı düzenlemiştir. İlaveten 2 Haziran 2026 tarihli Meclis Grup Toplantısı Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun iradesi dışında yapılmıştır. Üçüncü olarak Özgür Özel parti içinde yaşanan ve muhataplarının da partililerin olduğu iç sorunu, iktidar karşıtlığı üzerinden toplumsal muhalefete tahvil ederek parti içerisindeki pozisyonunu tahkim etme, parti teşkilatlarını kendi lehine mobilize etme ve diğer muhalefet partilerini de yanında hizalandırma gayreti içerisinde olmuştur. Bu durumda CHP’nin iç meselesi bilinçli ve organize bir şekilde Türkiye’de “iktidar ve otoriterleşme” sunî gündemini yaratmayı ve Türk Milletinin ortak değerleri üzerinden ayrışmayı beraberinde getirmiştir.”
"Görünüşte 'ergen devrimciliği' ne CHP, ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmamaktadır"
Özgür Özel’in sergilediği dil ve üslubun tarihsel mirasla örtüşmediğini, arkasındaki sufle odaklarının taleplerine göre şekillendiğini belirten MHP Genel Başkanı Bahçeli, devlet adabına uygun hareket edilmesi gerektiğini belirterek açıklamasına şöyle devam etti:
“Özgür Özel ayrıştırıcı dil ve üslubuyla, Türkiye’nin istikrar ve güven ortamına mugayir hareketleriyle ve saatlerce sufle aldığı odaklardan gelen istekleri sorgusuz uygulama iradesiyle ne Anıtkabir’in bekçisi, ne Atatürk’ün mirasçısı, ne de Türk gençliğinin lideri olma potansiyeline sahiptir. Bir dönem yönettiği CHP’de ortaya çıkan ve her biri ahlak ve etik sorunu olan meselelere karşı güçlü bir şekilde tavır almaktan imtina eden, partisine yönelik iddiaların üzerine gitmektense üstünü örtmeyi yeğleyen birisi Atatürk’ün mirasçısı ve Türk gençliğinin öncüsü olamaz. Milletvekilliği, grup başkan vekilliği, grup başkanlığı ve genel başkanlık yapan Özgür Özel’in; devlet adabından, CHP’nin tarihî ve kurumsal kimliğinden kopuk; Türk siyasî hayatının hafızasını doğru okuyamayan ve Türk milletini politik ajandasındaki gündem maddeleri doğrultusunda provoke eden görünüşte “ergen devrimciliği” ne CHP, ne de Türkiye için sorumlu bir siyaset anlayışını barındırmamaktadır.”
"İlk defa ve dikkat çekici bir vurguyla servis edilen 'fiziki mücadele' ne anlama gelmektedir?"
Siyasi rekabetin sokak eylemlerine, mitinglere ve "fiziki mücadele" söylemleriyle Gezi Parkı olaylarının yıl dönümüne denk getirilmesine yönelik tehlikelere değinen Bahçeli, şu kritik soruları yöneltti:
“Mutlak butlan kararı üzerine Parti genel merkezini baba ocağı tabir ederek teslim etmeyeceklerini ifade eden Özgür Özel ve ekibi, kısa süre sonra partiden ayrılmışlar, oradan TBMM’ne yürümüşlerdir. O süreçte haksızlıktan, hukuki ve siyasi mücadeleden bahsederken 30 Mayıs Perşembe günü Ankara İl başkanlığı önünde yaptığı açık hava toplantısında “canımızı ortaya koymaya, fiziki mücadeleye var mısınız” diyerek meseleyi yeni bir boyuta taşımış, oradan da Anıtkabir’e yürümüştür. Ancak Gazi’nin huzurunda yaşanan görüntü hoş olmamış, Anıtkabir’in mehabetine uygun düşmemiştir. Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk’ün parti içi bir mesele için araçsallaştırılmaya çalışılması kabul edilemez bir tutumdur. 31 Mayıs günü de CHP sözcüsü Zeynel Emre, “her türlü siyasi, hukuki ve fiziki mücadeleyi vereceğiz. Meydanlara gideceğiz, mitingler yapacağız, yürüyüşler yapacağız. Sokak sokak dolaşacağız.” diyerek fiziki mücadele kavramını Özgür Özel’den sonra tekrarlamıştır. Bu açıklamaların Gezi Parkı olaylarının yıl dönümünde yapılması da manidar olmuştur. Böylesi bir durum karşısında şu soruların sorulması gerekmektedir: İlk defa ve dikkat çekici bir vurguyla servis edilen “fiziki mücadele” ne anlama gelmektedir? Bu şekilde kimlere ne mesaj verilmeye çalışılmaktadır? Bu bir hazırlığın işareti midir?”
"CHP’liler FETÖ artıklarından ve sokaktan medet uzman bir anlayıştan kati surette uzak durmalı"
Hukukun üstünlüğüne vurgu yaparak CHP tabanına ve seçmenine seslenen MHP Lideri Devlet Bahçeli, krizin illegal odaklara alet edilmemesi noktasında şu ihtarda bulundu:
“Hukuki sürecin kabul edilmemesi parti için fiili siyasi bir parçalanmışlığı doğurmuştur. Ancak hukuki süreç işleyecek, kurultay yenilenecek and hukuka uygun bir biçimde CHP kaderini belirleyecektir. Bu nedenle CHP’liler FETÖ artıklarından ve sokaktan medet uzman bir anlayıştan katî surette uzak durmalı, CHP'nin iç karışıklıklarını Türkiye sathına taşımayı akıllarından bile geçirmemelidir.”
"CHP’de parti içi muhalefetle başlayan ve nifak hareketine dönen süreç, Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürebilecektir"
Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ekseninde kurgulandığı iddia edilen yeni parti senaryolarını, medya üzerinden yürütülen PR çalışmalarını ve diğer muhalefet partilerinin konumlanmasını analiz eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“CHP’de Özgür Özel paralel liderliğinde, olası yeni parti senaryoları da gündemde tutulmakta, bunun için Kemal Kılıçdaroğlu’nun arınma süreci bağlamında atacağı adımların beklendiği değerlendirilmektedir. Silivri’de saatler süren müzakere ve oradan servis edilen açıklamalardan Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel’in olası yeni parti senaryosunu üç sacayağına oturtabilecekleri anlaşılmaktadır. Bunlardan birincisi parti içerisinde disiplin süreçlerine paralel olarak ayrılma takvimi planlanmasıdır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk ve rüşvet iddialarına müstenit adli yargılama sürecinde olan partililerin üyeliklerini askıya alma kararı, bununla beraber İmamoğlu-Özel ekibinin tasfiye süreci, yeni parti kurma çalışmalarını “CHP iktidar tarafından ele geçirildi” başlığıyla başlatabilecektir. İkincisi toplumsal muhalefetin ve kamuoyunun yeni parti kurma kararına hazırlanmasıdır. Bu bağlamda CHP’ye yakın medya kuruluşlarının Özel’in “Butlan kararını yırtıp atması, yağmurda ıslanması, TOMA’nın üstünde sol yumruğunu havaya kaldırması, Anıtkabir’de çelenk krizi çıkarmasını” planlı bir şekilde kamuoyuna servis etmesi, bu planın bir parçası olarak görülebilir. Bununla beraber Özel’in sokak mitingleri ve nümayişleri de “CHP’yi iktidar işgalinden geri alma gayreti” mizanseniyle toplumsal muhalefete yönelik “son umut, direnen lider” PR (piar) çalışmalarının bir ürünü olarak kabul edilebilir. Zira, Özel’in yaptığı mitinglerde marjinal sol grup oluşumlarının yer alması, zafer işareti ile bozkurt işareti yapanların aynı karede servis edilmesi, Özel’i toplumsal muhalefetin doğal lideri olarak lanse etme amacının da bir parçasıdır. Nitekim İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun sosyal medya mecrasından yapmış olduğu açıklamada mutlak butlan davasını kendisine yönelik siyasi operasyonun devamı olarak göstermesi ve bütün toplumu cumhuriyet ve demokrasiye sahip çıkma daveti de bu kurgunun ürünüdür. Üçüncüsü ise muhalefet partilerinin bir kısmının sürecin başından itibaren Özel’in yanında hizalanması, yeni parti süreciyle beraber Türk siyasetinde yeni ittifakların kapısını aralayabilecek olmasıdır. Özellikle İP Genel Başkanının Kemal Kılıçdaroğlu’nu muhatap almayacağını açıklaması ve CHP’nin bayramlaşma programında İP ve Zafer Partisi’nin paralel liderlikle bayramlaşmayı tercih etmesi, CHP’de parti içi muhalefetle başlayan ve nifak hareketine dönen süreci, Türk siyasetinde nifak ittifakına dönüştürebilecektir. Zira İP ve Zafer Partisinin siyasi hayatlarını devam ettirebilmeleri için böylesi bir ittifak, parlamentoya yeniden girmeleri açısından bulunmaz bir fırsat olacaktır.”
"Siyaseti millete hizmet düsturundan çıkarıp menfaat teminine ve kişisel ikbal hesabına çevirenler hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun koruma görmemelidir"
Kemal Kılıçdaroğlu'nun "mutlak sultanla mutlak butlan ittifakı" söylemine ve Özgür Özel'in darbe nitelemelerine tepki gösteren Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Özgür Özel ve ekibinin parti teşkilatlarına hakimiz görüntüsü verme ve güç gösterisi yapmaya dönük eylemleri siyasi bir nitelik taşımaktadır. Kemal Kılıçdaroğlu’nun hükümetle iş birliği içinde olduğunu ifade eden “karşımızda mutlak sultanla mutlak butlan ittifakı vardır” sözleri konuyu mecraından çıkararak hükümetle ilişkilendirmek böylece kendine meşruiyet oluşturmak ve taraftar toplamak niyetinin tezahürüdür. Özgür Özel’in 19 Mart ve 21 Mayıs darbesi söylemi de konuyu hukuk zemininden provokatif bir sürece taşıma çabasıdır. Yolsuzluk, yapanın yanına kar kalmamalıdır. Ahlaksızlığa, kamu malını peşkeş çekmeye rıza gösterilmemelidir. Siyaseti millete hizmet düsturundan çıkarıp menfaat teminine ve kişisel ikbal hesabına çevirenler hangi siyasi görüşe mensup olursa olsun koruma görmemelidir.”