Ziyaret sırasında katılımcılara hitap eden Bahçeli, Ülkücü Hareket'in temelinde yatan büyük fedakarlıklara vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı:
"Bugün, fani ömürlerini baki bir sevdanın yoluna seren, alın yazılarını ülkü kalemiyle yeniden yazan, gençliklerini Türk-İslam davasına feda eden, isimlerini Türk milliyetçiliğinin şeref levhasına kanlarıyla nakşeden ülkücü şehitlerimizi rahmetle, minnetle, hürmetle yad etmek üzere bir aradayız. Toprağa verdiği yol arkadaşlarına bitmek bilmeyen bir hicran duyan ülküdaşlarımızın ve görmeden sevdiği şehit ağabeylerinin acılarını gönüllerinde saklayan genç kardeşlerimizin aynı duada birleştiği, aynı sancağın gölgesinde sadakat ve şuur tazelediği mübarek bir hatırlayış meclisidir.”
Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocakları'nın her kademesindeki görevlerin şahsi bir paye değil, şehitlerin fedakarlıklarıyla yoğrulmuş mukaddes bir emanet olduğunun altını çizen Bahçeli, ülkücü hareketin taşıdığı ağır sorumluluğu ve manevi temellerini şu sözlerle dile getirdi:
"Bugün, oturduğumuz makamların, üstlendiğimiz vazifelerin, taşıdığımız ünvanların ardında nasıl büyük bedeller, nasıl ağır çileler, nasıl mübarek fedakarlıklar bulunduğunu yeniden hatırladığımız kutlu bir muhasebe günüdür. Bilinmelidir ki Milliyetçi Hareket Partisi'nin başkanlık divanından ilçe başkanlıklarına, milletvekilliği sorumluluğundan Ülkü Ocaklarımızdaki ortaöğretimli genç kardeşlerimizin masa başkanlıklarına kadar bu hareketin her kademesi, şehitlerimizin kanı, dava büyüklerimizin alın teri, taş medreselilerimizin çektikleri ızdıraplar üzerine kuruludur. Bundan dolayı ülkücü için makam, hakkı verilecek bir emanettir. Milliyetçi-Ülkücü Hareket içinde alınan her görev, bir gösteriş payesi değil, hesabı önce Allah'a, sonrasında ise aziz milletimize ve hatıralarıyla mukaddes şehitlerimize verilecek ağır bir mesuliyettir. Bu ağır mesuliyetin altında ezilmeyişimiz, istikametimizin şahsi hesaplara değil, İ'la-yı Kelimetullah davasına, Nizam-ı Alem ülküsüne ve Türk milletinin ebedi istiklal iradesine dayanmasındandır. Çünkü davamız dualıdır, himaye edenimiz Allah’tır. Zira onlar, lütuf ve keremle sevindirilen, arkalarından gelecek dava arkadaşlarına korkuya ve hüzne burada yer bulunmadığını müjdelemektedir. Bu müjde bugün saflarımızı sıklaştırmakta, imanımızı tazelemekte, irademizi metinleştirmektedir. Geride kalanlarımızın omuzlarına miras, gönüllerine miyar, yokuşlu yollarına mihver, karanlık zamanlarda ise mukaddes bir meşale olarak parlamaktadır. Ülkücü şehitlerimiz de böyledir. Duruşlarıyla gencecik ömürlerini aşan, binlerce genç kardeşimizin yüreğinde taşan, ocaklarımızda dua dua çoğalan, emanetleriyle nesilden nesle büyüyen iman erlerimiz, davaya hasredilmiş bir varlığın, aziz milletimize vakfedilmiş bir iradenin abideleşmiş isimleridir. Lakin her biri celladın urganına, hainin kurşununa, namerdin pususuna tebessümle yürüdü. Bir ülkü peşinde, bir Turan düşünde şehadet şerbetini içtiler. Can verdiler de canan bildikleri Türk-İslam davasını şahsi ikbal masalarında bozdurmadılar.”
Ülkücü şehitlerin ölüm karşısındaki destansı cesaretini ve can verirken dahi dava arkadaşlarını düşünen emsalsiz fedakarlığını vurgulayan Bahçeli, bu sarsılmaz iradenin MHP ve Ülkü Ocakları'nın sönmeyen ateşinde sonsuza dek yaşayacağını belirterek şu tarihi ifadeleri kaydetti:
"Ölümün soğuk nefesi puslu havaları sararken, ürkenler ülkücü şehitlerimiz değildi. Ülkücü şehitlerimiz idam sehpalarına gülerek yürürken şehitlerimizin imanları karşısında küçülen, zulümlerini korkuyla büyüten o kahpe düzenin sahiplerinin dizleri titrerdi. Azrail'in nefesi enselerinde hissedilirken dahi kendi canını değil, yanındaki dava arkadaşını düşünen, 'Önce beni asın, o benim acıma dayanamaz." diyerek cellatlara dahi sıra nizamı veren ülkücü şehitlerimizin baş eğmeyen iradesi, hareketimizin tarihine altın harflerle yazılmış en mübarek satırlardır. Bunun içindir ki ülkücü şehitlerimiz, al bayrağımız ne zaman dalgalansa, üç hilalli sancağımız ne zaman gökleri kaplasa, ezanımız ne zaman gür sesle okunsa, nerede bir ülkücü Türk gencinin gözleri şehit ağabeyleri için dolsa orada yeniden hayat bulacaktır. Ülkücü şehitlerimiz, Milliyetçi Hareket Partisi'nin fırtınalara rağmen değişmeyen dik duruşunda ve Ülkü Ocakları'nın sönmeyen ateşinde daima yaşayacaktır."
Konuşması esnasında ilk ülkücü şehit Ruhi Kılıçkıran'dan şehit Bakan Gün Sazak'a, Dursun Önkuzu'dan son ülkücü şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu'na kadar bu yolda can veren birçok isme tek tek değinen MHP lideri, kararlılık mesajını şu sözlerle dile getirdi:
"Bu şehitler kervanımızın her halkasıyla bir ölsek de bin dirileceğimizi buradan haykırıyorum."
Ülkücü hareket mensuplarının zorlu dönemlerin ve engelli yolların tavizsiz yolcuları olduğunun altını çizen Bahçeli, şunları aktardı:
"Nefsini rafa kaldırmış, menfaatlere yüz çevirmiş, korkularını ardında bırakmış dava adamlarıdır. Güce yaslanmayan, istikbal kollamayan, secdeden başka hiçbir yerde alnını yere değdirmeyen bahadırlardır."
MHP lideri Bahçeli, ülkücülerin sadakat ve duruşlarını sadece sözde bırakmayıp hayatlarının her alanında ve zorlu mücadelelerde kanıtladıklarını belirterek açıklamalarına şöyle devam etti:
"İşte bu nedenle ülkücülük, bir ömür taşınacak en yüce şereftir. Şehadet ise o şerefin ebediyetle taçlanmış halidir. Şehitlerimizin huzurunda bir kez daha ilan ediyorum. Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin birlik ve beraberliğini, dirlik ve düzenini, milli beka ve maneviyatımızı son nefesimize dek gözeteceğiz."
Türk milliyetçiliğinin değerlerine ve "Devlet-i ebed müddet" anlayışına sonsuza kadar sahip çıkılacağının garantisini veren Bahçeli, partisinin dik duruşunu şu cümlelerle özetledi:
"Mahzunuz, çünkü nice dava arkadaşımızı kara toprağa emanet ettik. Müsterihiz, çünkü onların her biri tertemiz yaşadı, şahidiz. Müstahkemiz, çünkü Asenası'yla, Bozkurdu'yla, kundaktaki bebeğinden ak saçlısına dek burada ve onların bıraktığı sancağa omuz vermek için dimdik ayaktayız."
MHP'nin kurucu lideri merhum Alparslan Türkeş başta olmak üzere; suikasta kurban giden Gün Sazak'ı, 12 Eylül döneminin şehitlerini ve Türk-İslam ülküsü uğruna can veren tüm isimleri minnetle yâd eden Bahçeli, anma konuşmasını şu dualarla tamamladı:
"Şehitlerimizin ruhları şad, makamları ali, emanetleri ebediyen aziz olsun. Ne mutlu ülküsünü şahsiyetinin özü sayanlara.”
Anma programı, MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin Kızılcahamam'da bulunan "Şehit Ağacı"na gerçekleştirdiği özel ziyaretin ardından sona erdi.