MHP lideri Devlet Bahçeli, Türkgün’e yaptığı özel açıklamalarda "Terörsüz Türkiye" hedefi için hazırlanan yeni yol haritasını ve stratejik çözüm önerilerini kamuoyuyla paylaştı.
MHP lideri Devlet Bahçeli, Türkiye'nin terörle mücadelesinde gelinen tarihi noktayı ve milli birliğin güçlendirilmesi gerekliliğini şu sözlerle ifade etti:
"Türkiye, yaklaşık elli yıldır kan ve gözyaşına sebep olan bölücü terör örgütü PKK’nın feshiyle yeni bir gün doğumuna şahitlik etmektedir. Terörsüz Türkiye hedefi doğru zamanda atılan doğru adımlarla gerçeğe dönüşmektedir. Türkiye millî birliğin güçleneceği, barış ve huzurun kalıcılaşacağı bir döneme girmekte, yeni bir siyasi ve toplumsal hayat vasat bulmaktadır. Türkiye için tarihî bir fırsat olan PKK’nın silah bırakması ve fesih sürecinin uzun vadeli beklenen başarıya ulaşması için demokratik, siyasi ve ekonomik reformlarla millî birliğimiz daha da güçlendirilmeli, toplumsal uzlaşı, adalet ve eşitlik esas olmalıdır."
"Kavga yerine barışı arayacağımız bir zemin"
Toplumsal mutabakatın merkezi bir önem kazandığını belirten Bahçeli, devlet ve toplum düzeninin nasıl inşa edilmesi gerektiğine dair şu değerlendirmelerde bulundu:
"Türkiye’de milli bütünlüğün tahkim edilmesi gayesiyle toplumsal mutabakat ve dayanışmanın yükseltilmesi, son dönemde ‘terörsüz Türkiye’ vizyonu ekseninde şekillenen güvenlik, siyaset ve sosyal entegrasyon tartışmalarıyla birlikte merkezi bir önem kazanmıştır. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda toplumsal uzlaşıyı derinleştirmek, toplumun her kesiminin ortak bir milli benlik ve gelecek tasavvuru etrafında kenetlenmesini teşvik etmek manasına gelir."
"Önemli olan toplumun her kesiminin, milletimizin her ferdinin kendisini ait hissedeceği kuşatıcı, kapsayıcı ve koruyucu bir devlet ve toplum düzeni inşa etmektir. Türk milletinin her ferdinin kendisini ifade edebileceği, ayrıştırmak yerine birleşmeyi, dağılmak yerine toplanmayı, kavga yerine barış ve huzuru arayacağı, ‘hep birlikte Türkiye’ anlayışıyla geleceğin güçlü Türkiye’sinin inşasını mümkün kılan bir zeminde buluşmaktır. Bu kapsamda yasama yürütme ilişkilerine, yürütmenin kapsayıcılığına, yargının bağımsız ve tarafsızlığına, katılımcılığa ve temsil adaletine, aynı zamanda da yönetim istikrarına uygun düzenlemeler yapılabilecektir."
"Barışta ve kardeşlikte buluşma iradesidir"
Geride kalan bir yılı aşkın sürede alınan mesafenin umut verici olduğunu söyleyen Bahçeli, hedefe hızlı ulaşmak için etkin yöntemlerin şart olduğunu vurguladı:
"Terörsüz Türkiye ve iç cepheyi güçlendirme çağrısının üzerinden yaklaşık bir yıl sekiz ay geçmiştir. Bu sürede alınan mesafe umut vericidir, herhangi bir eylemin olmaması da memnuniyet verici aynı zamanda atılan adımların samimi olduğunun işaretidir. Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 ‘Barış ve Demokratik Toplum Çağrı’sında Türkiye’nin birliğinden beraberliğinden yana tavır ortaya konulmuştur. 27 Şubat 2026’da ise ‘demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanı, bir ilke bütünlüğü’ olarak bu çağrıya atıf yapılmıştır. Bunun gereği de yapılmış, nitekim örgüt feshedilmiş, silah bırakma iradesi teyit edilmiştir. Terörsüz Türkiye hedeftir. Barışta ve kardeşlikte buluşma iradesidir. Hedefe en hızlı ve kalıcı şekilde ulaşmak ise amaca uygun yol ve yöntemlerin etkili bir şekilde kullanılmasını gerekli kılmaktadır. Kaybedecek zamanımızın olmadığını etrafımızdaki gelişmeler çarpıcı şekilde göstermiştir."
Bahçeli, bugüne kadar elde edilen başarıların artık nihai bir sonuca ulaştırılması gerektiğini belirterek yasal ve idari adımların önemine işaret etti:
"Bugüne kadar ortaya konulan terörsüz Türkiye adımları az zamanda elde edilen önemli bir başarıdır ve artık sonuca ulaşacak hamlelerin de yapılması şarttır. Bu noktada kurumları harekete geçirmek ve ne yönde karar alacaklarına dair yönlendirme yapmak, bu süreçteki iletişimi sağlamak, bilgi kirliliğine fırsat vermemek, münfesih örgütün üzerindeki yaptırımların hayata geçmesini mümkün kılacak mekanizma oluşturmak, gelişmelerin takibini ve nihai hedefe doğru yürünmesini sağlayacak devlet kurumlarını yetkilendirmek ve terörün tekrar ortaya çıkmasının önünü kesmek amacıyla gerekli yasal ve idari düzenlemeleri yapmak öne çıkmaktadır."
"Karizmatik otorite ve lider-merkezli mobilizasyon"
Siyaset bilimi literatürü üzerinden terör örgütlerindeki liderlik yapısını analiz eden Bahçeli, örgütün tasfiye sürecinde muhataplık konusuna açıklık getirdi:
"Terör örgütlerinde kurucu önderler, örgütsel kimliğin inşası, ideolojik çerçevenin tahkimi ve hareketin siyasal meşruiyet anlatısının oluşturulması bakımından merkezi bir rol oynarlar. Siyaset bilimi literatüründe bu durum çoğu zaman ‘karizmatik otorite’, ‘örgütsel kurumsallaşma’, ‘lider-merkezli mobilizasyon’ ve ‘kolektif eylem çerçevesi’ gibi kavramlarla açıklanır. Özellikle yeraltı örgütlenmelerinde kurucu lider, yalnızca askerî ya da operasyonel bir figür değil; aynı zamanda hareketin ideolojik repertuarını belirleyen, üyeler arasında sadakat ilişkisi üreten ve örgütün dost-düşman ayrımını tanımlayan sembolik bir merkez işlevi görür. Bu bağlamda kurucu önder, hareketin ‘kurucu miti’nin ve lider kültünün taşıyıcısı hâline gelir ve örgütsel aidiyet büyük ölçüde liderin şahsında somutlaşır. Birçok silahlı örgütte lider kültünün gelişmesi, Weberyen anlamda karizmatik otoritenin bürokratik ya da kolektif yapılardan daha baskın hâle gelmesine yol açabilir. Bununla birlikte örgüt zamanla büyüyüp kurumsallaştıkça, kurucu liderin şahsî otoritesinin örgütsel mekanizmalara devredilmesi meselesi kritik bir sorun alanı yaratır."
"Bu nedenle barış süreçleri, lider tasfiyeleri veya ideolojik dönüşümler sırasında kurucu önderlerin tutumu, örgütün stratejik yönelimini ve çözülme ya da devamlılık kapasitesini doğrudan etkileyen temel değişkenlerden biri olarak değerlendirilir. Terör örgütlerinin tasfiye süreçlerinde liderlik mekanizmasındaki çok seslilik, örgütün tasfiyesi sonrası başka liderliklerin doğmasına ve örgütün başka isimlerle yeniden organize olmasına sebebiyet verebilir. Bu bağlamda terörün tasfiye süreçlerinde muhatabın açık ve net bir şekilde ortaya konulması elzemdir. Bu muhataplık sürecin kolaylaştırılması, etkin, hızlı ve sonuç alacak şekilde yürütülmesi ile ilgilidir. İspanya’nın Bask bölgesindeki bölücü terör örgütü ETA, Birleşik Krallık’ta Kuzey İrlanda merkezli İRA mono-liderlik mekanizmasına sahip olduğu için fesih görüşmeleri bu zeminde ilerlemiştir. PKK terör örgütü de mono-liderlik mekanizmasının liderlik kültüyle beraber tesis edildiği bir sisteme haizdir. Lakin PKK’nın farklı isimlerle İran, Irak, Suriye gibi ülkelerde barınması ve İsrail, ABD ve Bazı Kıta Avrupası ülkelerinin bölgede etnik/dini/mezhep temelli istikrarsızlıkları besleyecek emellere sahip olması, yönetici kadroların manipüle edilerek farklı terör faaliyetlerinin başlamasına neden olabilir. Bu durum fesih ve silah bırakma kararlılığını gösteren, bu yönde bölgeye de çağrı yapan PKK’nın kurucu önderliğinin örgüt üzerindeki etki alanını devam ettirme, buna uygun bir kavramsal çerçeve geliştirerek etki gücünü artırma zarureti ortaya çıkarmaktadır."
"Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü uygun bir statü olacaktır"
Bahçeli, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın örgüt üzerindeki etkisinin test edildiğini belirterek, sürecin yönetimi için somut bir mekanizma teklif etti:
"Nitekim yaşanan süreçte Abdullah Öcalan’ın örgüt üzerindeki etkisi ve iradesi test edilmiş ve görülmüştür. Terörsüz Türkiye hedefinin nihai aşamasına geçildiği bu safhada devletin barışa ilişkin uzattığı müşfik elin gereği olarak ceza hukuku ve demokratikleşmeye dönük bazı adımların atılması, terör örgütünün silah bırakma kararlılığının fiiliyata dökülerek sonlandırılması gerekmektedir. Bu noktada devlet kurumlarının bırakılan silahları alma, silah bırakmayanları da bertaraf etme gücü ve kudretiyle hareket etmesi gerekmektedir. Niyet beyanları ortadadır ve gecikmeye mahal bulunmamaktadır. Tüm bu süreçleri koordine etmek ise devlet kurumları yanında fesih sürecinde örgüt içi karar ve uygulamaları yönlendirecek bir kapasite oluşumu ile yeterli hıza ve etkinliğe erişecektir. Bu durumda PKK’nın kurucu önderlik (örgüt açısından) statüsü de sona erdiğinden, Abdullah Öcalan’ın sürecin yönetimine katkı vermeye devam etmesini mümkün kılacak bir mekanizma oluşturulması gereği ortaya çıkmaktadır. Adı geçenin mahkumiyet hali saklı kalmak üzere bir sosyal statüyle teçhiz edilmesi, münfesih PKK ve bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerinin yahut silah bırakmalarının daha sağlıklı şekilde yürütülmesini mümkün kılacaktır. Bize göre ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ bu doğrultuda uygun bir statü tarifi olabilecektir."
Bahçeli, koordinatörlük mekanizmasının işleyişini, sınırlarını ve İngiltere'deki IRA örneğiyle benzerliğini şu şekilde açıkladı:
"Benzer bir sürecin yaşandığı İngiltere’de IRA ile muhtelif ateşkesler olsa da asıl barış süreci 1997’de başlayıp 2005’te neticelenmiştir. Bu süreçte IRA’nın siyasi kanadı olan Sınn Fein partisi güçlenirken, örgüt içerisinde de tartışmalar artmış hatta süreci kabullenmeyenler tarafından “Real IRA” hareketi kurulmuştur. PKK için böyle bir seçeneğin oluşmaması maksadıyla Abdullah Öcalan’ın örgüt tarihindeki rolü ve PKK’nın bir Apoculuk hareketi oluşundan ilhamla; Öcalan’ın örgüt mensuplarına ulaşması ve özellikle teröristler üzerinde etkili bazı yöneticilere talimatlarını ileteceği, bu yönüyle barışın inşasına ve siyaset alanının açılmasına hizmet edecek bir mekanizma olarak söz konusu koordinatörlük işlevsel olacaktır."
"Koordinatör PKK’nın kurucu önderi Abdullah Öcalan olacaktır. Bu statü örgütün feshiyle örgütün bütün türevleri ve unsurlarıyla kati suretle tasfiye edilmesine matuf bir tanımlamadır. Koordinatörlük PKK terör örgütünün bütün uzantıları, örgüt yöneticileri ve militanlarının mutlak bir şekilde silah bırakmasını ve tasfiyesini koordine etmek, yürüyen barış sürecini örgütsel yönüyle sekteye uğratılmasını önlemek, silah yerine siyaset tercihine uygun meşru yönlendirmeler yapmak amacına matuf olarak tasavvur edilmiştir. Bu doğrultuda Öcalan’ın koordinatör statüsü, örgütün tasfiye süreci ile sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu koordinatörlük, Kürtlerin lider ve temsilcisi, etnik ve kategorik hakların savunuculuğu gibi hususları kapsamamaktadır."
"Bu noktada fiili sosyal statü, örgüt mensupları ve siyasi uzantıları nezdinde Öcalan’ın var olan karşılığını kapsayıcı hale getirme işlevini görecektir. IRA meselesinde Silahların İmha Edilmesine İlişkin Bağımsız Uluslararası Komisyon (IICD) oluşturulmuş, bu komisyonda devlet-uluslararası kuruluşlar-din adamları gibi unsurların yanı sıra örgüt yönetimi ve Sinn Fein da hukuki bir karşılık bulmuştur. Dolayısıyla Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörü vasfı Öcalan’la sınırlı ve işlevi de yukarıda özetlenen çerçevede olacaktır."
"Tek merkezden yönlendirmek temel görev olacaktır"
Mekanizmanın lojistik ve iletişim detaylarına dair Bahçeli şu bilgileri paylaştı:
"Abdullah Öcalan Barış ve Siyasallaşma Koordinatörü sıfatıyla kendisine sağlanacak iletişim ve lojistik imkanlarla fesih ve silah bırakma sürecindeki örgüte bağlı gecikme, karşı duruş ve Diğer aksaklıkları gidermede etkili olabilecektir. Dolayısıyla İletişimin dolaylı sağlanmasının yarattığı handikap önlenecek barış ve kardeşlik süreci ile siyaset daha sağlıklı bir zeminde yürüyecektir. Devletin belirleyeceği yetkili kişiler ve lojistik destek, bulunduğu cezaevinde temin edilecektir. PKK’nın fesih, mensuplarının silah bırakma, PKK’nın diğer ülke bileşenlerinin örgütsel faaliyetlerini sonlandırma ve silah bırakma, terörsüz Türkiye sürecini baltalamaya dönük örgütsel girişimlere karşı süreci tek merkezden yönlendirmek temel görevi olacaktır. Kendisine örgüt mensupları yahut bileşenleriyle sağlıklı iletişim kurma imkanı sağlanacaktır. Bu imkanların barış, kardeşlik, siyaset ve terörsüz Türkiye istikametinde kullanıldığı teyit edilecektir. Kamuoyuna doğrudan açıklama olmasa da basın yayın kuruluşları, akademik, STK ve benzeri yapılarla temas hakkı tanınabilecek bu şekilde barış ve terörsüz Türkiye hedef ve kararlılığının geniş kitlelerde karşılık bulmasına katkı sağlanacaktır. Yürüttüğü faaliyetleri raporlaması devlet organları tarafından yerine getirilecektir."
"Terörsüz Türkiye sadece bir güvenlik mimarisi değildir"
Yasama ve yürütme organlarının süreci nasıl takip edeceğine dair kurumsal yapıyı açıklayan Bahçeli, hedefin bütüncül bir dönüşüm olduğunu belirtti:
"Diğer yandan milli dayanışma, kardeşlik, demokrasi ve terörsüz Türkiye gelişmelerini takip etmek üzere yasama ve yürütme içerisinde iki ayrı komisyon kurulabilecektir. Komisyonlar terörsüz Türkiye hedefi gerçekleşene kadar devam edecektir. Gelişmeler konusunda hem TBMM, hem de kamuoyu belirli aralıklarla bilgilendirilecektir. TBMM’nde kurulacak komisyon, Meclis başkanının oluru ile her partiden teamüllere göre belirlenecek sayıda milletvekilinin yer alacağı bir takip komisyonu hüviyetinde olacak, Mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerin komisyonda yer almasına özen gösterilecektir. Terör örgütlerinin fesih süreçlerindeki örgüt adına doğru ve doğrudan muhatabın belirlenmesi kadar devletin muhataplığı da önem arz etmektedir. Bu bağlamda Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü ile devlet adına yapılacak görüşmelerin merkezi burası olacaktır."
"Terörsüz Türkiye sadece bir güvenlik mimarisi inşa etmek değil ekonomik, demokratik, sosyal ve kültürel alanları da içeren bütüncül bir dönüşüm hamlesi ortaya koymak, milli birlik ve kardeşliği tahkim etmektir. Terörsüz Türkiye milletimizin özlemle beklediği bir gelişme, daha müreffeh ve huzurlu bir geleceğin müjdesidir. Kalıcı barışın, umudun, lider ülke Türkiye’nin habercisidir."
"Toplumsal mutabakat, barış ve uzlaşmanın önemli bir parçasıdır"
Bahçeli, toplumsal mutabakatın psikolojik ve sosyolojik boyutuna değinerek geçmişle yüzleşme vurgusu yaptı:
"Türk milleti, geçmişteki acılarının bir daha yaşanmaması adına tedbirler alırken toplumsal ayrışmaları unutarak tarih sahnesinde kurumsal varlığını sürdürerek büyük zaferlere imza atmıştır. Türk milleti bir ve beraber olduğunda her sorunun üstesinden geldiği, her badireye göğüs gerdiği, nice başarılara ve kahramanlıklara imza attığı da bilinen tarihi gerçekliktir. Milli birlik anlayışı ile iç cepheyi güçlendirmek bu yönde bir toplumsal mutabakat oluşturmak ise millet olma vasfını güçlendirecek önemli bir aşama olacaktır. Toplumsal mutabakat; toplumsal dönüşüm, barış ve uzlaşmanın önemli bir parçasıdır. Barış ve uzlaşma literatüründeki egemen görüş, bireylerin ve halkların geçmişle yüzleşmesinin, affetmeye ve bağışlamaya hazır ve istekli olmalarının, onları toplum içinde daha kuvvetli ve sağlam ilişkiler kurmaya hazırladığı yönündedir."
"Müşterekleri sosyal yaşamda görünür kılmak"
Demokrasi ve terörün zıtlığına vurgu yapan MHP Lideri, siyasetin alanının genişletilmesi gerektiğini belirtti:
"Terör ile demokrasi birbirine zıt kavramlardır. Terörün ve şiddetin olduğu yerde insanların hür iradesinden, insan haklarından ve demokrasiden bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla, PKK terörünün sona ermesi, demokrasinin güçlenmesi için bir fırsat olacaktır. Türkiye’nin yıllardır mücadele ettiği terör, demokrasimizin gelişmesine engel olmuştur. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda PKK’nın fesih ve silah bırakma kararına yönelik açıklamalarda ayrı bir devlet, federasyon, özerklik ya da kültüralist taleplerin yer almaması Türkiye’de yeni bir başlangıç için önemli bir adım olmuştur. Bu sürecin tam olarak başarıya ulaşması, terör örgütünün silah bırakmasının da ötesinde, herhangi bir şekilde terörü olumlayan, sırtını teröre ya da vandalizme dayandıran siyaset anlayışının da tarihe karışması ile mümkün olabilecektir."
"Bu kapsamda, Terörsüz Türkiye hedefinde yalnızca dağdaki terörün değil bütünüyle şiddetin de bitirilmesi elzemdir. Millet olma gerçeğimiz ve demokrasi kültürümüz dikkate alındığında kimlik, siyasetin öznesi yapılmamalıdır. Bu anlamda Türk siyasetinde kimliğe dayalı siyaset yerine müşterekleri ön plana çıkaran, farklılıklara hürmetkâr bir anlayış hâkim olmalıdır. Milleti oluşturan her bir ferdin yerel kimliği ne olursa olsun müşterek hislerde buluşması millî birlik için zorunludur. Bu hissiyat bazen sevinçte bazen acıda mümkün olabilecektir. Şiddetsiz siyasetin mümkün olabilmesinin unsurlarından biri de şüphesiz bu duygudaşlığın inşası, müşterekleri çoğaltmak ve bu müşterekleri sosyal yaşamda görünür kılmaktır."
"Her görüşün siyasette yer bulabileceği bir alan"
Siyasetin kapsayıcılığına dair görüşlerini paylaşan Bahçeli, temsil adaletinin önemini şu sözlerle anlattı:
"Terörün bittiği, silahların sustuğu, ya silah ya siyaset , ya terör ya demokrasi çağrılarının demokrasi ve siyasetten yana olduğu bir Türkiye’de siyasetin alanını genişletmek, demokrasiyi güçlendirmek bu yönüyle de katılımcı ve kapsayıcı siyasetin önünü açarak her görüşün siyasette yer bulabileceği bir alanı inşa etmek mümkündür ve de gereklidir. PKK’nın feshedilmesi ile hukuki meşruiyete sahip herkesin, Anayasa ve ilgili kanunlara göre siyaset yapmasının önünde bir engel bulunmamaktadır. Abdullah Öcalan’ın silahlı mücadele döneminin bittiğinden ve terör örgütünün anlamsız kaldığından hareketle PKK’nın feshini istemesi ve siyaset yoluyla fikirlerini inşa etme mücadelesinden bahsetmesi , savundukları fikirleri siyasi mücadeleye evirmek istediklerini göstermektedir. Koordinatörlük bu yönüyle aynı zamanda meşru siyaset mekanizmalarının inşası için taraftarları üzerinde etkili olabilecek bir mekanizma olarak da işlev görebilecektir. Zira demokratik sistemlerin en önemli unsurlarından birisi de temsildir. Siyasal sistemin adil ve kapsayıcı olabilmesi için farklı toplumsal kesimlerin parlamentoda, yürütmede, yerel yönetimlerde ve karar alma mekanizmalarında yeterince yer alması gerekir. Temsilde yaşanan sorunlar dışlanma duygusunu geliştirebilecek, demokrasinin işleyişini aksatabilecek ve halkın siyasete olan güvenini zedeleyebilecektir. Temsilin adil ve kapsayıcı olması ise demokrasinin kalitesini artıracak, halkın siyasete olan güvenini de pekiştirecektir. Böylece siyaset, yalnızca belirli grupların değil, toplumun her kesiminin yer aldığı daha kapsayıcı ve demokratik bir alan haline gelebilecek, ülkemizin insan gücü potansiyeli siyasetin ve devlet organlarının her kademesinde yer bulabilecektir. Terörsüz Türkiye’nin inşası, yalnızca güvenlik politikalarıyla değil, aynı zamanda kapsayıcı siyaset ve toplumsal uyum gibi unsurlarla desteklenmelidir."
Bahçeli, milli birlik anlayışının ve iç cepheyi güçlendirmenin önemini vurgulayarak sözlerini tamamladı:
"Toplumsal mutabakat; toplumsal dönüşüm, barış ve uzlaşmanın önemli bir parçasıdır. Barış ve uzlaşma literatüründeki egemen görüş, bireylerin ve halkların geçmişle yüzleşmesinin, affetmeye ve bağışlamaya hazır ve istekli olmalarının, onları toplum içinde daha kuvvetli ve sağlam ilişkiler kurmaya hazırladığı yönündedir. Türk milleti, geçmişteki acılarının bir daha yaşanmaması adına tedbirler alırken toplumsal ayrışmaları unutarak tarih sahnesinde kurumsal varlığını sürdürerek büyük zaferlere imza atmıştır. Türk milleti bir ve beraber olduğunda her sorunun üstesinden geldiği, her badireye göğüs gerdiği, nice başarılara ve kahramanlıklara imza attığı da bilinen tarihi gerçekliktir. Milli birlik anlayışı ile iç cepheyi güçlendirmek bu yönde bir toplumsal mutabakat oluşturmak ise millet olma vasfını güçlendirecek önemli bir aşama olacaktır."
"Örgütle bir pazarlık yahut taviz değildir"
MHP lideri Bahçeli, önerilen bu yol haritasının temel felsefesini şu sözlerle mühürledi:
“Terörsüz Türkiye sürecinde yeni bir hamleye buna uygun yol haritasına ihtiyaç bulunmaktadır. Burada öne çıkan husus Abdullah Öcalan’ın münfesih PKK’nın kurucu önderliği yerine örgüt üzerindeki etkinliğini sürdürebileceği bir yapı inşa etme gereğidir. ‘Barış Süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü’ bu anlamda kendisi için uygun bir statü oluşturacaktır. Bu yapının temel görevi tasfiye sürecinde PKK ve tüm bileşenleriyle ortaya konulan iradenin sağlıklı bir şekilde gerçekleşmesini mümkün kılacak iletişimi kurmak ve adımları atmaktır. Buna uygun devlet kurumlarıyla muhataplık imkanı, izin ve benzeri lojistik desteklerin kendisine sağlanması, raporlama ve diğer işler için, ayrıca örgütün tasfiye sürecini takip ederek devlet adına yönetmek, gerekli idari düzenlemeleri hayata geçirmek ve TBMM’nde yapılan düzenlemeleri izlemek görevlerini yerine getirecek Cumhurbaşkanı yardımcısının başkanlığında bazı bakanlık ve kurumlardan oluşan bir ‘Tasfiye ve Düzenleme Sürecini Yönlendirme ve Milli Birlik’ komisyonu ve içerisinde oluşturulacak “Terörle Mücadele Devlet Koordinasyon Merkezi” teşekkül ettirilecektir. Düzenlemeyle bakanlıkların ve tüm devlet kurumlarının aynı amaç doğrultusunda ve güçlü koordinasyonla hareket kabiliyeti artacaktır. Böylece iletişim eksikliği giderilmiş, statü ve muhataplık sorunu çözülmüş olacaktır. Tüm bunlar terörsüz Türkiye sürecinde hedefe bir an önce ulaşmak amacına matuf örgütle bir pazarlık yahut taviz anlamına gelmeyen örgütün ilan edilmiş iradesini hayata geçirecek altyapıyı oluşturmak manasındadır.”