Bakanlık kaynakları, bir siyasi parti genel başkanının düşen uçağımıza dair öne sürdüğü iddialara karşı şu net ifadeleri kullandı:
"Bir siyasi parti genel başkanı tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerimizi hedef alan ve siyasi saiklerle yapılan açıklamalar, kamuoyunu yanıltmaya yönelik açık bir dezenformasyondur. Hiçbir somut veriye dayanmayan söz konusu ifadeler, Türk Silahlı Kuvvetlerimizi kamuoyunda yıpratmaya yönelik asılsız iddialar içermekte, yapılan resmî açıklamalar kasten çarpıtılmaktadır. Özellikle Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen ve 20 kahraman silah arkadaşımızın şehit olduğu olayla ilgili, şehit sayımızın dahi yanlış ifade edildiği vahim ve dayanaktan yoksun ifadeler art niyetli bir yaklaşımın ürünüdür. Düşen C-130 uçağımız ile ilgili olarak derhal başlatılan teknik inceleme tüm boyutlarıyla ve titizlikle yürütülmektedir. Hazırlanacak nihai rapor, ilgili süreçlerin tamamlanmasının ardından kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacaktır. Konuya ilişkin suç duyurusunda bulunulmuş ve yasal işlem başlatılmıştır. Millî güvenliğimizi ilgilendiren konularda somut delillere dayanmayan mesnetsiz iddia ve ithamlara, spekülatif ve manipülatif açıklama ve yorumlara itibar edilmemesi, yapılacak resmî açıklamaların dikkate alınması büyük önem taşımaktadır."
Karadeniz güvenliği
Türkiye'nin Karadeniz'deki dengeleri gözeten politikası ve NATO ile ilişkili karargah yapılanmalarına dair MSB şu bilgilendirmeyi yaptı:
"Son dönemde bazı basın-yayın organları ile sosyal medya mecralarında; ülkemizin NATO’ya katkıları, Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu ve Karadeniz’de yürütülen faaliyetlere ilişkin hususlarda eksik bilgiler üzerinden değerlendirmeler yapıldığı ve bazı kavramların karıştırıldığı anlaşılmaktadır. Öncelikle Bakanlığımız tarafından, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesi esas alınmakta; bu kapsamda her hafta düzenli olarak basın bilgilendirme toplantısı icra edilmekte ve basın mensuplarının soruları cevaplandırılmaktadır. Savunma ve güvenlik konularında yapılan çalışmalar ilgili makamlarla koordineli olarak yürütülmekte, süreç tamamlandıktan sonra gerekli bilgiler millî güvenliğimizi zafiyete uğratmayacak şekilde kamuoyuyla şeffaf olarak paylaşılmaktadır. Bu kapsamda; Türkiye’nin Karadeniz’e yönelik temel stratejisi ve bu strateji çerçevesinde inisiyatif alarak kurduğumuz NATO ve NATO dışı çok uluslu Deniz Karargâhları ile Adana’da kurulum çalışmaları devam eden Çok Uluslu Kolordu Karargâhı hakkında bilgiler şu şekildedir."
Rusya-Ukrayna savaşı sonrası için planlanan deniz unsurları ve Türkiye'nin buradaki lider pozisyonuna dair açıklamada şu ifadeler yer aldı:
"Rusya-Ukrayna Savaşı’nın anlaşmayla sona ermesi durumunda alınacak güvenlik düzenlemelerine yönelik planlamaların yürütüldüğü ve hâlihazırda 33 ülkenin katılma isteğini beyan ettiği “Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu”, NATO ile ilişkili olmayan çok uluslu bir girişimdir. Bu girişim kapsamında oluşturulan Çok Uluslu Ukrayna Kuvvetinin (MNF-U), Fransa’da (Paris) çekirdek personel ile teşkil edilen operatif karargâh üzerinden yönetilmesi planlanmaktadır. Bu kuvvetin Deniz Unsur Komutanlığı (MCC) görevi güvenlik ve istikrarın korunması, bölgesel sahiplik ilkesinin sürdürülmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile tesis edilen dengenin muhafazası amacıyla ülkemiz tarafından yürütülecektir. Bu doğrultuda, 15-16 Nisan 2025 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’nin deniz boyutundaki planlama faaliyetlerine liderlik etmeyi sürdürmesi ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin ortaya koyduğu hukuki çerçevenin planlamalarda esas alınması hususlarında mutabakata varılmıştır. Deniz Unsur Komutanlığı Karargâhı, 25 Ağustos 2025 tarihinden itibaren tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadro ile teşkil edilmiştir. Deniz Unsur Komutanlığına 14 ülke katkı beyanında bulunmuştur ancak deniz platformlarına yönelik katkılar sadece kıyıdaş ülkeler olan Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından sağlanacaktır."
NATO komuta yapısında Türkiye’nin artan rolü
Türkiye’nin ittifak içerisindeki gücü ve yeni kurulan stratejik karargahlar hakkında MSB şu verileri paylaştı:
"1952 yılında NATO’ya üye olan Türkiye, İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahiptir ve NATO komuta ve kuvvet yapısında önemli görev ve sorumluluklar üstlenmektedir. NATO’nun Savunma ve Caydırıcılık Konsepti’ne uygun olarak 2020 yılından itibaren plan ile komuta kontrol sistemlerinde; tehdidi caydırmak ve savunmaya geçişi kolaylaştırmak, NATO topraklarına karşı icra edilecek bir saldırıya karşı savunmayı güçlendirmek maksadıyla değişikliğe gidilmiştir. Stratejik ve bölgesel planlar hazırlanmış ve bahse konu planları uygulayacak karargâhların tesis edilmesi öngörülmüştür. Bu kapsamda; 2023 yılında Çokuluslu Kolordu Karargâh-Türkiye (MNC-TÜR) ve 2024 yılında Birleşik Görev Kuvveti (CTF) Karadeniz kurulması faaliyetlerine başlanmıştır."
Karadeniz’deki Birleşik Görev Kuvvetleri’nin yönetim süreci ve personel yapısına dair şu detaylar aktarıldı:
"Deniz harekât alanında planların uygulanabilmesi için 2024 yılında beş adet (Atlantik, Kuzey Denizi, Baltık Denizi, Akdeniz ve Karadeniz) Birleşik Görev Kuvveti (CTF) kurulması planlanmıştır. Karadeniz’de kurulacak olan CTF-Black karargâhının komutası ve ev sahipliği bölgesel sahiplik ilkemiz gereğince 2028 yılına kadar ülkemiz tarafından üstlenilmiştir. 2028 yılını müteakip Karadeniz’e kıyıdaş müttefiklerin (Romanya ve Bulgaristan) yapacağı tekliflere istinaden bahse konu karargâha ev sahipliği ve komuta edecek ülke belirlenecektir. Karargâh kurulum faaliyetlerine devam edilmekte olup sadece çekirdek personel atamaları yapılmıştır. Her iki karargâhta da hâlihazırda sadece Türk personel görevlidir. Bilgilerini paylaştığımız üç adet deniz ve bir adet kara karargâhı ülkemizin güvenlik ihtiyaçları ve Karadeniz’e yönelik politik duruşumuz ile uyumlu olarak teşkil edilmektedir. Türkiye NATO karar mekanizmasında aktif rol üstleniyor. Türkiye, bu rolüyle geçmişte NATO’ya kuvvet tahsis eden bir ülke olmanın ötesine geçerek bugün karar alma ve yön verme süreçlerinde aktif rol üstlenmekte, oluşturulan yapıları kendi güvenlik öncelikleri doğrultusunda şekillendirmektedir."
Terörle mücadelede kararlı adımlar
TSK'nın terörü kaynağında kurutma stratejisi doğrultusunda gerçekleştirdiği operasyonel sonuçlar ise şu şekilde özetlendi:
"Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ülkemizin huzur, güvenlik ve istikrarı için gerçekleştirdiği görev ve faaliyetler kapsamında geride bıraktığımız hafta içerisinde, 2 PKK’lı terörist daha teslim olmuş operasyon bölgelerinde mağara, sığınak ve barınak ile mayın ve el yapımı patlayıcı tespit ve imha çalışmaları etkin şekilde icra edilmiştir. Bu vesileyle, Millî Mücadelemizin dönüm noktalarından olan 2’nci İnönü Zaferi’nin 105’inci (01 Nisan 1921) yıl dönümünü bir kez daha kutluyor, başta Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İnönü Muharebelerini zaferle sonuçlandıran İsmet İnönü ve Millî Mücadelemizin tüm kahramanlarını, yine, 4 Nisan 1953’te (73 yıl önce) elim bir kaza sonucu Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltımızdaki 81 kahraman şehidimiz ile tüm aziz şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden kahraman gazilerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz. Dumlupınar Denizaltısı Şehitlerini Anma Töreni 4 Nisan’da Çanakkale’de yapılacak ve Çanakkale Boğazı’nda denize çelenk bırakılacaktır."
Hudutlarda geçit yok
Sınır güvenliği ve yasa dışı geçişlerle mücadeledeki güncel rakamlar Bakanlık tarafından şu şekilde açıklandı:
“Kademeli güvenlik sistemi ve teknoloji destekli tedbirlerle yasa dışı geçiş ve kaçakçılıkla mücadelenin aralıksız devam ettiği hudutlarımızda hafta boyunca, 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere 171 şahıs yakalanmış, 1 Ocak’tan bugüne kadar hudutlarımızdan yasa dışı yollarla geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1695 olmuş, engellenen 1968 şahıs ile birlikte bu yıl içerisinde engellenen kişi sayısı da 18 bin 897’ye ulaşmıştır.”