İslamabad’da sonuçsuz kalan ABD-İran görüşmelerine değinen Çelik, Türkiye’nin barış diplomasisindeki kararlılığını vurgularken İsrail’in saldırgan politikalarına sert eleştiriler getirdi.
İşte Ömer Çelik’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:
"Barış görüşmeleri devam etmelidir"
İslamabad'da gerçekleştirilen müzakerelerin ilk turundan sonuç çıkmamasını değerlendiren Çelik, bu sürecin uzun soluklu olması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bütün dünyanın gözü barış görüşmelerinin üzerindeydi. İslamabad'da maalesef ilk turda bu barış görüşmeleri sonuçlanamadı. Bizim buradaki tutumumuz barış görüşmelerinin devam etmesi gerektiğidir. Bunun sağlanması için ateşkes ortamının muhakkak surette korunması ve devam ettirilmesi gerekir. Bu kadar ağır bir konuda bir turda bir sonuç alınmasını beklemek zaten doğru bir şey değil. Hürmüz Boğazı meselesi, nükleer program meselesi, birilerinin iddia ettiği nükleer silah meselesi, aynı zamanda orada savaşın sonunda bu saldırganlığın sonunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminatlar meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu bu."
"Batı ittifakı içerisinde bile çatlak olacak noktaya gelindi"
ABD ve İsrail’in adımlarının küresel etkilerine dikkat çeken Çelik, krizin sadece bölgeyi değil, uluslararası ittifakları da sarstığını ifade etti:
"Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail'in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel güvenlik hem küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı. Hatta biz diyorduk buradaki tablo sadece bölge barışını değil, bütün dünyayı etkiler diye. Bakın gelinen noktada artık NATO meselesi içerisinde bile çatlak olacak. Batı ittifakının içerisinde bile çatlak olacak bir noktaya gelinmiş oldu."
"İsrail barışı sabote ediyor”
İsrail'in bölgedeki işgal faaliyetlerini ve sivillere yönelik politikalarını eleştiren Çelik, şu tespitlerde bulundu:
"Tabii tüm bunlar olurken İsrail'in barışı sabote etme faaliyetleri aynen devam ediyor. Gördüğümüz gibi. Mesela ne yapıyor. Lübnan'da insansızlaştırmaya çalışıyor. Litani Nehri'ne kadar olan bölgeyi, Lübnan'ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze'yi insansızlaştırmaya çalışıyor. Batı Şeria'yı da gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli, daha önemli bir durum hâline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci turunun, üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor."
"Barış iradesi olduğu için Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor"
Türkiye’nin hakkaniyetli duruşunun İsrail yönetimini rahatsız ettiğini belirten Sözcü Çelik, iç siyasetteki birlikteliğin önemine vurgu yaptı:
"Barış iradesi olduğu için Netanyahu, Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Soykırım şebekesinin bakanları Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye'nin bir bütün olarak muhalefet partileri dâhil Netanyahu ve soykırım şebekesine karşı Türkiye Cumhuriyeti'nin haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik ve bütünlük takdire şayandır. Bundan da bütün Siyonist emelleri olanların, emperyalist emelleri olanların, Türkiye'ye karşı husumeti olanların doğru mesajı alması gerekir."
"Yayılmacılık devam etsin diye sınırlarını açıklamıyorlar"
İsrail'in sınır belirsizliğinin arkasındaki asıl niyetin işgal olduğunu söyleyen Çelik, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Cumhurbaşkanımız Birleşmiş Milletler kürsüsünde defalarca İsrail'in sınırları nedir diye sordu. İsrail'in buna verdiği bir cevap yok. Sınırlarını deklare etmeyen tek devlet İsrail. Ne için? Çünkü yayılmacılık ve işgalcilik devam etsin diye bunu yapıyor. Burada Türkiye'nin iradesi barıştan yanadır. Hem bölgesel barışın korunması hem küresel barışın korunması açısından Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu dirayetli siyaset herkes için bir pusuladır. Türkiye bunu sonuna kadar koruyacaktır ve İslamabad'da bundan sonra ikinci tur olur, üçüncü tur olur, bu görüşmelerin yapılması gerektiğini ve bu şekilde yola devam edilmesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ifade ediyoruz.”