Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başkanlığında, AK Parti Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 2026 yılının ilk Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısı tamamlandı. Kritik iç ve dış politika başlıklarının masaya yatırıldığı toplantı sonrası kameralar karşısına geçen Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Türkiye'nin terörle mücadeledeki kararlılığını ve Suriye'deki güncel durumu değerlendirdi.
"Terör örgütlerini meşrulaştırmaya çalışan yaklaşımların arkasında olduklarını görüyoruz"
Çelik, güvenlik politikalarına dair kapsamlı açıklamalarda bulundu. Terörsüz Türkiye hedefinin bölgesel istikrarla bir bütün olduğunu vurgulayan Çelik, şu ifadeleri kullandı:
"Tabii terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge konusundaki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Daha önce de ifade ettiğim gibi Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge; iç içe, kol kola ve birbiriyle ayrılmaz bütünlüğe sahip iki kavram. Terörsüz Türkiye terörsüz bölgeden ayrılamaz, terörsüz bölge kavramı terörsüz Türkiye kavramından ayrılamaz. Zaman zaman bu ikisinin ayrı ayrı değerlendirilmeye çalışıldığını görüyoruz. Aradaki bağın koparılmaya çalışıldığını görüyoruz. Tabii aradaki bağı koparmaya çalışanların bu bağı kopardığı zaman yerine ne yerleştirmeye çalıştığına baktığımızda da; terör örgütlerini meşrulaştırmaya çalışan, mağdur göstermeye çalışan, terör örgütlerinin 'kazanımları' dedikleri birtakım ifadeleri kazanım gibi sunma şeklinde birtakım yaklaşımların bu işlerin arkasında olduğunu net bir şekilde görüyoruz."
"Tek Suriye, tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde bir irade ortaya çıkmalı"
Suriye'deki otorite boşluğu ve terör yapılanmalarına karşı Türkiye'nin uyarılarını yineleyen Çelik, tüm etnik ve dini grupların haklarının korunduğu bütüncül bir Suriye modeline dikkat çekti:
"Tabii bu çerçevede Suriye'deki gündem son derece önemlidir. Uzun zamandır biz Suriye'de terör örgütlerinin birtakım alan kapama, birtakım bölgelerde diktatöryal vesayetler kurma ve terörist aktiviteleri devam ettirmeleri konusundaki uyarılarımızı ifade ediyorduk. Ve burada da aslında Suriye'deki herkesin kazandığı; tek Suriye, tek ordu ilkesine bağlılık çerçevesinde tüm etnik grupların, tüm mezhep gruplarının, tüm dini grupların haklarının garanti altına alınacağı bir modelin, bir iradenin ortaya çıkması gerektiğini ifade ediyorduk. Ve burada da gerçekten kastımız; Esad döneminin zulmünden, ret, inkar ve asimilasyon politikalarından sonra bütün Suriyelilerin Suriye'nin inşasına özne olarak katılması, kimsenin dışlanmaması gerektiğiydi."
"PKK'nın bütün şube ve uzantılarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini ifade ettik"
Bölgedeki terör yapılanmalarının tasfiyesine yönelik somut şartları sıralayan Çelik, Suriye Kürtlerinin haklarının terör vesayetinden kurtarılması gerektiğini belirtti:
"Burada tabii her zaman hassasiyetle vurguladığımız bir konu; Suriye'de DEAŞ ile mücadelenin DEAŞ'a dönük mücadelenin kesintisiz bir şekilde sürmesi gerektiğidir. DEAŞ denilen katliam örgütünün hiçbir şekilde kendisine bir alan bulamaması gerektiğidir. Aynı şekilde hiçbir terör örgütünün de burada hangi adı kullanırsa kullansın, hangi harfleri kullanırsa kullansın hiçbir şekilde var olmaması gerektiği temelindedir. Burada daha önceden beri uyarılarımızı net bir şekilde yapıyoruz. Birincisi, iki konuda net cümleler kurduk ve bunun izahını da net bir şekilde yaptık: Birincisi; terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreci kapsamında PKK'nın bütün şube, uzantı ve illegal yapılanmalarıyla kendisini feshetmesi ve silah bırakması gerektiğini; buna Suriye, Irak, İran yapılanmaları ve Avrupa'daki illegal yapılanmasının dahil olduğunu ifade ettik. Bunun devamı olarak, bu sürecin farklı yöntemlerle ilerleyebileceğini, Irak'taki yöntemin farklı, Suriye'deki yöntemin farklı olabileceğini dile getirdik."
"Filistin'i Filistinliler yönetmelidir"
Konuşmasında küresel ekonomik düzen, İran ve Gazze meselelerine de değinen Çelik, çözümün 1967 sınırları olduğunu hatırlatarak şunları söyledi:
"Bu sene Davos Toplantısından yansıyan mesajlar son derece ilginç. Doğrusal küresel düzenin geleceğiyle ilgili olarak çok etkili mesajlar veriliyor ama bence neo-liberal düzenin bu haliyle kapitalizmi savunanların kendi içerisinde çelişkiye düştüğü en önemli zaman dilimlerinden bir tanesindeyiz. İran konusunu çok yakından takip ediyoruz. İran'a dönük herhangi bir dış müdahalenin karşısındaysanız. Hem dış müdahale hem de dış müdahale yoluyla bir darbenin son derece yanlış sonuçlar doğurabileceğini net bir şekilde ifade ediyoruz. Gazze Kurulu'nun yapacağı çalışmalar MKYK'mızda ele alındı. Her zaman söylediğimiz şudur: Filistin'i Filistinliler yönetmelidir. Kalıcı barışın tek yolu ateşkesin kalıcı hale gelmesi ondan sonra 1967 sınırları içerisinde başkenti Doğu Kudüs olan entegre toprak bütünlüğüne sahip bir Filistin Devleti'nin kurulmasıdır."
Çelik ayrıca Cumhurbaşkanı Erdoğan adına yapılan müze tartışmalarına da açıklık getirerek, müzenin siyasi tarihin hafızasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Milli Saraylara bağlı olarak hizmet vereceğini belirtti.