04 Nisan 2026 Cumartesi
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem "Orta Doğu'da eski düzen bitti mi? Güvenlik dengeleri nasıl değişti?"

"Orta Doğu'da eski düzen bitti mi? Güvenlik dengeleri nasıl değişti?"

SETA Dış Politika Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Kriter Dergi Yayın Editörü Dr. Mustafa Caner, 28 Şubat 2026’da başlatılan İran’a yönelik ABD-İsrail ortak saldırılarının ilk gününü masaya yatırdı. Uzmanlar, operasyonun sadece askeri bir yıpratma değil, bölgenin güvenlik mimarisini kökten değiştiren bir "rejim bozulması" süreci olduğu konusunda birleşiyor.

28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran içindeki hedeflere karşı başlattığı koordineli saldırı kampanyası, bölgede yeni bir dönemin habercisi. Hazırlanan analize göre, bu operasyon basit bir karşılıklı güç gösterisi değil; İran’ın askeri kapasitesini, liderlik yapısını ve bölgesel nüfuzunu hedef alan kapsamlı bir stratejik dönüşüm projesi.

Operasyonun anatomisi: "EPIC FURY" ve iş bölümü

Analizde, saldırıların "Operasyon EPIC FURY" (ABD) ve "Kükreyen Aslan" (İsrail) kod adlarıyla, önceden planlanmış bir iş bölümüyle yürütüldüğüne dikkat çekiliyor. İsrail, Tahran'daki liderlik komutalarını ve hava savunma düğümlerini hedef alan hassas vuruşlarla İran'ın komuta-kontrol (K&K) yapısını felç etmeye çalışırken, ABD, İran’ın füze ekosistemini ve deniz varlıklarını sistematik olarak yok etmeye odaklanıyor. Uzmanlar bu senkronizasyonu, İran savunma aygıtında anlık şok yaratmak ve Tahran’ı diplomasi masasına değil, doğrudan zorlayıcı bir teslimiyete itmek için tasarlanmış bir "yıkım stratejisi" olarak tanımlıyor.

Hamaney sonrası belirsizlik: Tahran’da neler oluyor?

Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Dr. Mustafa Caner, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in operasyon sırasında öldürülmesinin, çatışmanın merkezine "Hamaney sonrası" bir gerçekliği oturttuğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, İran’ı bekleyen süreç kritik ve kırılgan:

  • Anayasal süreç: İlk beklenti, Anayasa'nın 111. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Uzmanlar Meclisi'nin belirleyeceği bir din aliminden oluşan Geçici Liderlik Konseyi’nin kontrolü ele alması. Ancak savaşın getirdiği olağanüstü koşullar, kalıcı bir liderin atanmasını geciktirebilir ve bu konseyin uzun süreli bir yönetim boşluğu yaratmasına sebep olabilir.
  • Askeri cunta riski: Bir diğer senaryo, Devrim Muhafızları’nın (IRGC) resmi süreçleri tamamen baypas ederek yönetime el koyduğu ve askeri bir cunta kurduğu bir yapı.
  • İstikrarsızlık sarmalı: Üçüncü bir ihtimal ise Hamaney’in ölümünün, bazı bölgelerde yaşanan kutlamalarla birlikte toplu panik ve tahliyeleri tetikleyerek halk tabanında yaygın bir sivil huzursuzluğa dönüşmesi.
  • Beka odaklı kapitülasyon: En düşük ihtimal olarak görülen son senaryo ise, İran yönetiminin rejimi tamamen kaybetmemek adına nükleer programını ve bölgesel vekil ağlarını terk ederek ABD’nin şartlarını kabul ettiği bir "beka odaklı teslimiyet" süreci.

İran'ın yanıtı ve bölgesel etkiler

İran'ın saldırılara verdiği yanıtın, çatışmayı Körfez genelinde yaygınlaştırma hedefi taşıdığı belirtiliyor. Tahran, hem balistik füze hem de Şahed-136 drone sürüleriyle Körfez ülkelerini hedef alarak, ABD’ye ev sahipliği yapmanın bedelini tüm bölgesel aktörlere ödetmeyi amaçlıyor.

Sonuç: "Doğa Durumu"na dönüş

Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Dr. Mustafa Caner’e göre, Hamaney’in ölümü taktiksel bir kaybın ötesinde; küresel Şii toplumu için Marja' al-Taqlid (örnek alınacak kişi) olan bir liderin suikastı, bölgede tarihi emsali olmayan bir boşluk yarattı. Uzmanlar, bu durumu Hobbesyen anlamda bir "doğa durumuna" (güçlünün haklı olduğu ilkel bir kaos ortamı) dönüş olarak yorumluyor.

Körfez ülkeleri, Türkiye ve Irak için bu yeni süreç; "yönetilebilir vekil savaşları" döneminin bittiği, İran’ın artık ideolojik pragmatizmle değil, militarize olmuş bir cuntanın hayatta kalma içgüdüleriyle hareket edeceği, öngörülemez ve oldukça riskli bir dönemin başladığını gösteriyor.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *