28 Şubat 2026 tarihinde ABD ve İsrail’in İran içindeki hedeflere karşı başlattığı koordineli saldırı kampanyası, bölgede yeni bir dönemin habercisi. Hazırlanan analize göre, bu operasyon basit bir karşılıklı güç gösterisi değil; İran’ın askeri kapasitesini, liderlik yapısını ve bölgesel nüfuzunu hedef alan kapsamlı bir stratejik dönüşüm projesi.
Operasyonun anatomisi: "EPIC FURY" ve iş bölümü
Analizde, saldırıların "Operasyon EPIC FURY" (ABD) ve "Kükreyen Aslan" (İsrail) kod adlarıyla, önceden planlanmış bir iş bölümüyle yürütüldüğüne dikkat çekiliyor. İsrail, Tahran'daki liderlik komutalarını ve hava savunma düğümlerini hedef alan hassas vuruşlarla İran'ın komuta-kontrol (K&K) yapısını felç etmeye çalışırken, ABD, İran’ın füze ekosistemini ve deniz varlıklarını sistematik olarak yok etmeye odaklanıyor. Uzmanlar bu senkronizasyonu, İran savunma aygıtında anlık şok yaratmak ve Tahran’ı diplomasi masasına değil, doğrudan zorlayıcı bir teslimiyete itmek için tasarlanmış bir "yıkım stratejisi" olarak tanımlıyor.
Hamaney sonrası belirsizlik: Tahran’da neler oluyor?
Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Dr. Mustafa Caner, İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in operasyon sırasında öldürülmesinin, çatışmanın merkezine "Hamaney sonrası" bir gerçekliği oturttuğunu vurguluyor. Uzmanlara göre, İran’ı bekleyen süreç kritik ve kırılgan:
- Anayasal süreç: İlk beklenti, Anayasa'nın 111. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı, Yargı Erki Başkanı ve Uzmanlar Meclisi'nin belirleyeceği bir din aliminden oluşan Geçici Liderlik Konseyi’nin kontrolü ele alması. Ancak savaşın getirdiği olağanüstü koşullar, kalıcı bir liderin atanmasını geciktirebilir ve bu konseyin uzun süreli bir yönetim boşluğu yaratmasına sebep olabilir.
- Askeri cunta riski: Bir diğer senaryo, Devrim Muhafızları’nın (IRGC) resmi süreçleri tamamen baypas ederek yönetime el koyduğu ve askeri bir cunta kurduğu bir yapı.
- İstikrarsızlık sarmalı: Üçüncü bir ihtimal ise Hamaney’in ölümünün, bazı bölgelerde yaşanan kutlamalarla birlikte toplu panik ve tahliyeleri tetikleyerek halk tabanında yaygın bir sivil huzursuzluğa dönüşmesi.
- Beka odaklı kapitülasyon: En düşük ihtimal olarak görülen son senaryo ise, İran yönetiminin rejimi tamamen kaybetmemek adına nükleer programını ve bölgesel vekil ağlarını terk ederek ABD’nin şartlarını kabul ettiği bir "beka odaklı teslimiyet" süreci.
İran'ın yanıtı ve bölgesel etkiler
İran'ın saldırılara verdiği yanıtın, çatışmayı Körfez genelinde yaygınlaştırma hedefi taşıdığı belirtiliyor. Tahran, hem balistik füze hem de Şahed-136 drone sürüleriyle Körfez ülkelerini hedef alarak, ABD’ye ev sahipliği yapmanın bedelini tüm bölgesel aktörlere ödetmeyi amaçlıyor.
Sonuç: "Doğa Durumu"na dönüş
Prof. Dr. Murat Yeşiltaş ve Dr. Mustafa Caner’e göre, Hamaney’in ölümü taktiksel bir kaybın ötesinde; küresel Şii toplumu için Marja' al-Taqlid (örnek alınacak kişi) olan bir liderin suikastı, bölgede tarihi emsali olmayan bir boşluk yarattı. Uzmanlar, bu durumu Hobbesyen anlamda bir "doğa durumuna" (güçlünün haklı olduğu ilkel bir kaos ortamı) dönüş olarak yorumluyor.
Körfez ülkeleri, Türkiye ve Irak için bu yeni süreç; "yönetilebilir vekil savaşları" döneminin bittiği, İran’ın artık ideolojik pragmatizmle değil, militarize olmuş bir cuntanın hayatta kalma içgüdüleriyle hareket edeceği, öngörülemez ve oldukça riskli bir dönemin başladığını gösteriyor.