14 Ocak 2026 Çarşamba
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Açık
3°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Şam’dan YPG’ye “Fırat’ın batısı” uyarısı: Sahadaki yeni denklem ve Türkiye’nin rolü

Şam’dan YPG’ye “Fırat’ın batısı” uyarısı: Sahadaki yeni denklem ve Türkiye’nin rolü

Suriye Savunma Bakanlığının Fırat’ın batısını kapsayan “askeri bölge” ilanı, sahadaki dengelerin yalnızca yerel değil, küresel ölçekte de yeniden şekillendiğini bir kez daha gösterdi. Peki Suriye’nin bu uyarıyı yapmasındaki zamanlama stratejisi hangi küresel gelişmelere dayanıyor?

Suriye Savunma Bakanlığı, yaptığı açıklamayla Fırat Nehri’nin batısında terör örgütü YPG/SDG kontrolünde bulunan bölgeleri askeri alan ilan ettiğini açıkladı. Bakanlık, bu bölgelerde silahlı unsurların yoğunlaştığını bildirdi.

Açıklamada, söz konusu alanların kamikaze tipi insansız hava araçlarıyla Halep’e yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtildi. Bu nedenle YPG/SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna çekilmesi uyarısında bulunuldu.

Suriye ordusu, bölgede güvenliğin sağlanması amacıyla gerekli askeri tedbirlerin alındığını ve operasyonel sürecin başlatıldığını duyurdu. Sivillere ise silahlı gruplardan uzak durmaları yönünde uyarı yapıldı. Bu çıkış, yalnızca iç güvenliğe yönelik bir uyarı olarak değil; bölgesel ve küresel aktörlere verilmiş çok katmanlı bir mesaj olarak değerlendirildi.

Halep hattında artan çatışmalar

Son günlerde Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde Suriye ordusu ile terör örgütü YPG/SDG unsurları arasında yoğun çatışmalar yaşandığı biliniyor. Şam yönetimi, bu bölgelerde YPG’nin kuvvet yığınağı yaptığını ve saldırı kapasitesini koruduğunu savunuyor.

Askeri alan ilanının, bu çatışmaların ardından gelmesi, Şam’ın sahadaki kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik daha kapsamlı bir sürecin başlangıcı olabileceği yorumlarına yol açtı.

Sebeplerden biri ABD’nin öncelik kayması ve sahada oluşan boşluk

Pentagon ve Beyaz Saray kaynaklı raporlar, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını “minimum maliyet, maksimum yerel ortaklık” prensibi doğrultusunda yeniden yapılandırdığını ortaya koyarken; Çin ile artan rekabet, Tayvan ve Güney Çin Denizi merkezli Pasifik gerilimi gibi sebepler, Suriye sahasının ABD için ikincil öncelikli bir bölge haline gelmesine neden oldu. ABD’nin Çin’e odaklanmak zorunda kalması nedeniyle Suriye’de geri plana düşmesi ise YPG’ye verilen desteğin giderek “stratejik bir yük” olarak değerlendirilmesine neden oldu.

Şam’ın, ABD’nin sahadaki kararlılığının zayıfladığı bir dönemde bu çıkışı yapması, oluşan boşluğu avantaja dönüştürmesi olarak görüldü.

Türkiye’nin baskısı ve sahadaki gerçeklik

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü askeri harekatlar ve son dönemde yoğunlaşan hava operasyonları, terör örgütü YPG’nin özellikle lojistik ve hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırdı. Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği “30 kilometre derinlikte güvenli hat” hedefi ise sahadaki tüm aktörler üzerinde belirleyici bir baskı unsuru oluşturdu.

Ankara’dan gelen mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da son açıklamalarında Halep’in YPG’den temizlenmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi ve 10 Mart mutabakatının uygulanması için “tarihi bir fırsat” doğduğunu söyledi. 

Erdoğan, Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda taviz verilmeyeceğini vurgularken, etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yürütülebilecek provokasyonlara karşı da uyarıda bulundu.

Bu açıklamalar, Ankara’nın sahadaki gelişmeleri yakından izlediğini ve Fırat’ın batısındaki denklemi kendi güvenlik öncelikleriyle doğrudan bağlantılı gördüğünü ortaya koydu.

Bölgesel denklemde neler değişecek?

Uzmanlara göre bu açıklama, önümüzdeki günlerde Fırat’ın batısında, özellikle Münbiç ve Tel Rıfat hattında, yeni bir askeri ve diplomatik hareketliliğin habercisi olacak. Rusya’nın da zımni onay verdiği kabul edilen bu çıkış, YPG’yi Fırat’ın doğusuna sıkıştırarak manevra alanını daraltmayı hedefliyor.


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *