Suriye Savunma Bakanlığı, yaptığı açıklamayla Fırat Nehri’nin batısında terör örgütü YPG/SDG kontrolünde bulunan bölgeleri askeri alan ilan ettiğini açıkladı. Bakanlık, bu bölgelerde silahlı unsurların yoğunlaştığını bildirdi.
Açıklamada, söz konusu alanların kamikaze tipi insansız hava araçlarıyla Halep’e yönelik saldırılarda kullanıldığı belirtildi. Bu nedenle YPG/SDG unsurlarının Fırat’ın doğusuna çekilmesi uyarısında bulunuldu.
Suriye ordusu, bölgede güvenliğin sağlanması amacıyla gerekli askeri tedbirlerin alındığını ve operasyonel sürecin başlatıldığını duyurdu. Sivillere ise silahlı gruplardan uzak durmaları yönünde uyarı yapıldı. Bu çıkış, yalnızca iç güvenliğe yönelik bir uyarı olarak değil; bölgesel ve küresel aktörlere verilmiş çok katmanlı bir mesaj olarak değerlendirildi.
Halep hattında artan çatışmalar
Son günlerde Halep’in Şeyh Maksud, Eşrefiye ve Beni Zeyd mahallelerinde Suriye ordusu ile terör örgütü YPG/SDG unsurları arasında yoğun çatışmalar yaşandığı biliniyor. Şam yönetimi, bu bölgelerde YPG’nin kuvvet yığınağı yaptığını ve saldırı kapasitesini koruduğunu savunuyor.
Askeri alan ilanının, bu çatışmaların ardından gelmesi, Şam’ın sahadaki kontrolü yeniden tesis etmeye yönelik daha kapsamlı bir sürecin başlangıcı olabileceği yorumlarına yol açtı.
Sebeplerden biri ABD’nin öncelik kayması ve sahada oluşan boşluk
Pentagon ve Beyaz Saray kaynaklı raporlar, ABD’nin Orta Doğu’daki askeri varlığını “minimum maliyet, maksimum yerel ortaklık” prensibi doğrultusunda yeniden yapılandırdığını ortaya koyarken; Çin ile artan rekabet, Tayvan ve Güney Çin Denizi merkezli Pasifik gerilimi gibi sebepler, Suriye sahasının ABD için ikincil öncelikli bir bölge haline gelmesine neden oldu. ABD’nin Çin’e odaklanmak zorunda kalması nedeniyle Suriye’de geri plana düşmesi ise YPG’ye verilen desteğin giderek “stratejik bir yük” olarak değerlendirilmesine neden oldu.
Şam’ın, ABD’nin sahadaki kararlılığının zayıfladığı bir dönemde bu çıkışı yapması, oluşan boşluğu avantaja dönüştürmesi olarak görüldü.
Türkiye’nin baskısı ve sahadaki gerçeklik
Türk Silahlı Kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeyinde yürüttüğü askeri harekatlar ve son dönemde yoğunlaşan hava operasyonları, terör örgütü YPG’nin özellikle lojistik ve hareket kabiliyetini ciddi ölçüde sınırlandırdı. Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği “30 kilometre derinlikte güvenli hat” hedefi ise sahadaki tüm aktörler üzerinde belirleyici bir baskı unsuru oluşturdu.
Ankara’dan gelen mesajlar
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da son açıklamalarında Halep’in YPG’den temizlenmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirdi ve 10 Mart mutabakatının uygulanması için “tarihi bir fırsat” doğduğunu söyledi.
Erdoğan, Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda taviz verilmeyeceğini vurgularken, etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden yürütülebilecek provokasyonlara karşı da uyarıda bulundu.
Bu açıklamalar, Ankara’nın sahadaki gelişmeleri yakından izlediğini ve Fırat’ın batısındaki denklemi kendi güvenlik öncelikleriyle doğrudan bağlantılı gördüğünü ortaya koydu.
Bölgesel denklemde neler değişecek?
Uzmanlara göre bu açıklama, önümüzdeki günlerde Fırat’ın batısında, özellikle Münbiç ve Tel Rıfat hattında, yeni bir askeri ve diplomatik hareketliliğin habercisi olacak. Rusya’nın da zımni onay verdiği kabul edilen bu çıkış, YPG’yi Fırat’ın doğusuna sıkıştırarak manevra alanını daraltmayı hedefliyor.