İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen World Decolonization Forum’un ikinci gününde eş zamanlı oturumlarda “dekolonizasyon” tartışmaları farklı başlıklarda ele alındı. Medya, akademi, küresel finans sistemi, enerji politikaları, psikoloji, hukuk ve ırkçılık eksenindeki oturumlarda konuşmacılar; Batı merkezli düşünce yapılarının küresel ölçekte etkisini sürdürdüğünü belirtti.
“Batı medyası gerçekleri yansıtmıyor”
Günün ilk oturumlarından biri “Medyanın Sömürgecilikten Arındırılması” başlığıyla gerçekleştirildi. Gazeteci Rafael Vilasanjuan, Filistin’e ilişkin küresel medya yaklaşımını eleştirerek, “Filistinlilerin yaşadığı durumu yeterince analiz etmiyoruz.” dedi. Vilasanjuan, “Batı medyasında gerçekler yansıtılmıyor çünkü Batı odaklı analizlere maruz kalıyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Görünmeyen kişileri zikretmek gerekiyor”
Sosyolog Leon Moosavi ise dekolonizasyonun yalnızca teorik bir tartışma olmadığını belirterek, “Dekolonizasyonu anlamanın yollarından biri görünmeyen kişileri zikretmekten geçer.” değerlendirmesinde bulundu.

Cezayir kökenli yazar ve aktivist Houria Bouteldja da Batı dünyasının kendi iç dayanışmasını eleştirdi. Bouteldja, “Batı bloğundaki dayanışma, Libya veya Yemen gibi ülkelerin yıkımına karşı büyük bir kayıtsızlığa bürünüyor.” dedi.

“Batı’dan gelen fikirlerin üstün olduğu fikri sömürgeciliğin ürünü”
Uluslararası İslam Düşünce ve Medeniyet Enstitüsü’nde İslam Profesörü Khairudin Aljunied, Müslüman toplumlarda oluşan “ikincillik” hissine dikkat çekti. Aljunied, “Neden fikirlerimizin Batı’dan gelen fikirler kadar iyi olduğunu kanıtlamak zorundayız? Bu korkunun kendisi sömürgeciliğin ürünüdür.” ifadelerini kullandı.

Çeviri ve Kültürlerarası Çalışmalar Doçenti Mahmoud Alhirthani ise Küresel Güney’de üretilen eserlerin görünmez hale getirildiğini savundu. Alhirthani, “Küresel Kuzey’den gelen çeviriler hızla yayılırken Küresel Güney’deki eserler raflarda kalıyor.” dedi.

“Enerji kaynakları soyut emtia değil”
Georgetown Üniversitesi Kültür ve Siyaset Doçenti Fırat Oruç, enerji politikalarının küresel sömürü ilişkileriyle bağlantılı olduğunu söyledi. Oruç, “Orta Doğu’dan petrol, Latin Amerika’dan lityum, Afrika’dan kobalt… Bunlar soyut ticari mallar değildir. Bunlar birbirine bağlı ilişkilerdir.” ifadelerini kullandı.

Assane Seck Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Profesörü Fatoumata Hane ise küresel sağlık sisteminin Afrika’yı yardımın “nesnesi” haline getirdiğini savundu. Hane, “Afrika devletlerini ve halklarını kendi tarihlerinin aktörleri olmaktan çıkarıp yardımın nesneleri haline getiren yaklaşım kabul edilemez.” dedi.

“Finans sistemi yeni sömürgecilik biçimi”
Dünyaca ünlü ekonomist Ann Pettifor, küresel finans sisteminin devletlerin egemenliğini aşındırdığını savundu. Pettifor, “Bugün finansal sistem tüm devletlerin maruz kaldığı bir sömürgecilik biçimidir.” dedi. BlackRock gibi dev yatırım şirketlerinin küresel ölçekte etkili olduğunu belirten Pettifor, “Biz buna küresel kumarhane diyoruz.” ifadelerini kullandı.

Durham Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Asutay ise modern ekonomik sistemin ahlaki krizine dikkat çekti. Asutay, “İslami finansın üzerine ne kadar ‘Şeriat uyumlu’ etiketi yapıştırırsanız yapıştırın, kurumsal mantığı değiştirmedikçe sistem aynı kalır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Batılı olmayan akademisyenler kendi toplumlarını incelemeye zorlanıyor”
Uluslararası İlişkiler Profesörü Şener Aktürk, akademik dünyadaki bilgi üretim hiyerarşisini eleştirdi. Aktürk, “Batılı akademisyenler her şeyi inceleyebilir ve o konuda otorite olabilirler. Batılı olmayan akademisyenler ise çoğunlukla kendi topluluklarını incelerler. Bu sömürgeci bir hiyerarşidir.” dedi.

“Futboldaki şiddet toplumun aynası”
1998 Dünya Kupası şampiyonu eski futbolcu Lilian Thuram da forumda ırkçılık deneyimlerini anlattı. Thuram, “Futbolda bir siyaha muz fırlatıldığında aslında tüm siyahlar yaralanır” dedi. İtalya’da oynadığı dönemde maruz kaldığı ırkçı saldırıları anlatan Thuram, “Sessiz kalanlar, ırkçılardan daha tehlikelidir.” ifadelerini kullandı.

“Yatırım her zaman kalkınma anlamına gelmiyor”
Güney Afrika Eski Ticaret ve Sanayi Bakanı Ebrahim Patel ise yabancı yatırım politikalarını eleştirdi. Patel, “Yabancı yatırım her durumda ekonomik kalkınmayı temsil eder mi?” sorusunu yönelterek, hükümetlerin yalnızca yatırım kolaylaştırıcısı değil, ulusal çıkarın koruyucusu olması gerektiğini söyledi.

Oxford Üniversitesi kalkınma makroekonomisti Adeel Malik de ekonomik bağımsızlığın etik dayanışma olmadan mümkün olmadığını savundu. Malik, “Politikalarda etik olmadıkça bu sorular gerçekten ele alınamaz.” dedi.

Kapanış oturumu konuşmaları dikkat çekti
Forumun kapanış oturumunda konuşan Duke Üniversitesi Profesörü Walter D. Mignolo ise sömürgeciliğin en güçlü araçlarından birinin “bilginin kontrolü” olduğunu savundu. Mignolo, “Sömürgecilik, modernitenin en karanlık yüzüdür. Modernite, birinin size gelip ‘Sizi daha iyi yapacağız’ demesi ve sizin buna inanmanızdır. Bu, zihninizin sömürgeleştirilmesidir.” dedi.
Bilgi üzerindeki hakimiyetin yalnızca düşünce dünyasını değil siyaset ve ekonomiyi de şekillendirdiğini belirten Mignolo, “Eğer bilgiyi kontrol ediyorsanız, sadece düşünceleri değil, ekonomiyi, hükümetleri ve hatta insanların kimliğini kontrol edersiniz.” ifadelerini kullandı.

Mignolo ayrıca günümüzde yaşanan iklim krizinin de sömürgeci zihniyetin sonucu olduğunu belirterek, “Batı’nın doğayı ‘domine edilecek bir nesne’ olarak gören sömürgeci mantığının sonucu ile karşı karşıyayız.” değerlendirmesinde bulundu.
Forumun kapanış oturumunda konuşan bir diğer konuk Pensilvanya Üniversitesi’nden Prof. Anne Norton ise sömürgeciliğin yalnızca geçmişte kalmış bir mesele olmadığını, Batı toplumlarının iç yapısında da etkisini sürdürdüğünü savundu. Norton, “Sömürgecilik her zaman çift taraflı bir süreçti. İmparatorluklar sadece kolonileri değil, kendi içlerindeki yoksulları ve azınlıkları da mülksüzleştirerek onları sömürünün araçları haline getirdi.” dedi.

Dekolonizasyonun yalnızca eski sömürgeler için değil Batı metropolleri için de gerekli olduğunu belirten Norton, “Irksal kapitalizmin pençesinden kurtulmak küresel özgürleşmenin tek yoludur.” ifadelerini kullandı.
Forum sonlandı
İki gün boyunca Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen World Decolonization Forum’da medya, akademi, ekonomi, hukuk, psikoloji, enerji politikaları, ırkçılık ve bilgi üretimi gibi başlıklar “dekolonizasyon” perspektifiyle ele alındı. Forumda farklı ülkelerden akademisyenler, düşünürler, siyasetçiler, gazeteciler ve aktivistler; Batı merkezli bilgi üretimi, küresel güç ilişkileri ve sömürgeciliğin modern biçimleri üzerine değerlendirmelerde bulundu. Organizasyon, dekolonizasyon tartışmalarını yalnızca siyasi değil; epistemik, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla ele alan çok disiplinli bir uluslararası platform olarak öne çıktı.