Global enerji piyasalarında yaşanan fiyat dalgalanmaları ve tedarik endişeleri, ülkelerin enerji kaynaklarını çeşitlendirme gerekliliğini yeniden gündeme taşıdı. Mersin'de inşası devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS), Türkiye'nin uzun vadeli enerji stratejisinde merkezi bir konumda bulunuyor. Dört reaktörden oluşacak ve toplam 4 bin 800 megavat kurulu güce erişecek olan santral, tam kapasiteyle faaliyete geçtiğinde ülkenin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10'unu tek başına karşılayacak. Bu dev yatırım, yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolarlık doğal gaz ithalatının önüne geçerek ekonomiye de ciddi katkı sağlayacak.
Yenilenebilir enerjiyle uyumlu yapı
Hacettepe Üniversitesi Nükleer Enerji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Şule Ergün, santralin baz yük kapasitesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Nükleer santraller yüksek kapasite faktörüyle yılın büyük bölümünde kesintisiz elektrik üreten baz yük santralleridir. Değişken üretim yapan rüzgar ve güneşin aksine, nükleer enerji sistemi dengeleyen düşük karbonlu bir kaynak olarak öne çıkar. Akkuyu NGS de bu açıdan Türkiye'nin enerji sistemine önemli katkı sağlayacaktır."
Ergün, nükleer enerjinin doğal gaz bağımlılığını azaltacağını belirterek, "Bu da özellikle ithal doğal gazla üretilen elektriğin bir kısmının yerini alabileceği anlamına geliyor. Dolayısıyla Akkuyu yalnızca yeni bir elektrik üretim tesisi değil, aynı zamanda Türkiye'nin enerji arz güvenliğini güçlendiren stratejik bir altyapı yatırımıdır." diye konuştu.
Yerli teknoloji ve eğitim fırsatı
Gelecekte kurulması planlanan diğer nükleer tesislerin Türkiye'nin teknolojik dönüşümüne katkı sağlayacağını vurgulayan Ergün, eğitim alanındaki kazanımlara da değindi: “Akkuyu sayesinde Türkiye'de nükleer mühendislik eğitimi çok daha uygulama odaklı bir yapıya dönüşme potansiyeline sahip. Öğrenciler artık yalnızca kitaplardan veya simülasyonlardan değil, gerçek bir nükleer santral projesinin ihtiyaçlarından ve deneyimlerinden de öğrenebilecekler.”