Beşiktaş kıyısında yaklaşık 110 bin metrekarelik alan üzerine kurulan saray, barok, rokoko ve ampir gibi Batı sanat akımlarının etkilerini taşımasıyla dikkat çekiyor. Ancak yapının yalnızca Batı etkisiyle değil, geleneksel Türk yaşam biçimiyle de harmanlandığı vurgulanıyor.
Milli Saraylar Başkanlığı Milli Saraylar Müzecilik ve Tanıtım Daire Başkanı Güller Karahüseyin, Dolmabahçe’nin hem modernleşme hem de geleneksel yapıyı birlikte yansıttığını belirterek, “Batılı bir görüntüye sahip olsa da köklü geleneklerini yaşatan bir saraydır” dedi.
Selamlık, Muayede Salonu ve Harem
Sarayın ana yapısı Mabeyn (Selamlık), Muayede Salonu ve Harem bölümlerinden oluşuyor. Devlet işlerinin yürütüldüğü Mabeyn-i Hümayun gösterişli süslemeleriyle öne çıkarken, Harem bölümü daha sade mimarisiyle Türk ev planını yansıtıyor.
Cumhuriyet’e uzanan tarih
Dolmabahçe Sarayı, Osmanlı’nın son altı padişahına ev sahipliği yapmasının yanı sıra Cumhuriyet döneminde de önemli olaylara sahne oldu. Mustafa Kemal Atatürk, 1927-1938 yılları arasında çalışmalarının bir bölümünü burada yürütürken, 10 Kasım 1938’de de bu sarayda hayatını kaybetti.
Koruma ve dijitalleşme çalışmaları
Milli Saraylar Başkanlığı, sarayın korunması için restorasyon ve konservasyon çalışmalarını uzman ekiplerle sürdürürken, ziyaretçi deneyimini geliştirmek amacıyla sesli rehberlik ve kontrollü fotoğraf uygulamalarını da hayata geçiriyor.