30 Nisan 2026 Perşembe
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı az bulutlu
16°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Türkiye Hakan Fidan: "NATO Zirvesi birliği yeniden tasdik etmek için tarihi bir fırsat olacak"

Hakan Fidan: "NATO Zirvesi birliği yeniden tasdik etmek için tarihi bir fırsat olacak"

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Avusturya ziyareti kapsamında Viyana Diplomasi Akademisi'nde düzenlenen konferansta dünya gündemine ilişkin çok kritik değerlendirmelerde bulundu. Küresel stratejik düşünce eksikliğinden Avrupa güvenlik mimarisine, bölgesel çatışmalardan Türkiye-AB ilişkilerine kadar geniş bir perspektif sunan Fidan, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin taşıdığı öneme dikkat çekti.

Küresel strateji ve diplomatik yükümlülükler

Konuşmasında dünyadaki askeri taktik kapasitenin hızla gelişmesine rağmen stratejik düşüncenin aynı hızda ilerleyemediğini ifade eden Bakan Fidan, şu uyarılarda bulundu:

“Ne yazık ki stratejik düşünme için aynı şey söylenemiyor. Güç araçlarının yoğun bir şekilde kullanıldığı ancak siyasi nihai amacın belirsiz kaldığı durumları giderek daha sık görüyoruz. Bugün, uzun vadeli stratejik ufuktan yoksun müdahalelere ve tutarsız siyasi hedeflere yönlendirilmiş güç projeksiyon kabiliyetlerine tanık oluyoruz.”

Ukrayna ve Avrupa güvenliği için sınav

Bakan Fidan, beşinci yılına giren Rusya-Ukrayna Savaşı'nın kanıksanmasının büyük bir tehlike taşıdığını belirterek diplomasinin önemini şu sözlerle vurguladı:

“Avrupa'da beşinci yılına giren bir savaş normal kabul edilemez. Çatışmanın belirli bir coğrafyada devam etmesi tehlikeli bir rehavete yol açmıştır. Bu rehavet ne Ukrayna'ya ne de Rusya'ya, kesinlikle de Avrupa'nın geri kalanına fayda sağlamaz. Diplomasinin ivmesini geri kazanması gerekiyor. Ukrayna sadece arabuluculuk için bir sınav değil, Avrupa güvenliğinin geleceği için de bir sınavdır.”

Savaşın küresel risklerine de değinen Fidan, tırmanma tehdidinin devam ettiğini belirterek şu analizi paylaştı:

“Savaşın başlangıcından beri savaşı nasıl durduracağımıza odaklandık. Çünkü savaş devam ettiği sürece, her zaman daha büyük bir tırmanma riski olduğu ve dünyanın geri kalanı için tehdidin daha da kötüye gidebileceği yönünde bir değerlendirmemiz vardı. İlk olarak Ukrayna'da başladı ve şimdi de Rusya topraklarında devam ediyor. Yani iki ülkenin coğrafi sınırları içinde kalıyor ve taraflar konvansiyonel silahlar kullanarak belirli hedefleri imha ediyorlar. Ne yazık ki bu tür bir sınırlama, ne kadar yıkıcı olursa olsun, bir bakıma bizim gözlemlerimize göre savaşın sonsuza kadar sürmesini mümkün kılıyor. Ancak, devam eden her savaşta olduğu gibi, tırmanma riski hala büyük. Ya savaş, coğrafi açıdan, Avrupa'daki ülkelerden birine sıçrarsa ne olur? Ya savaş, konvansiyonel aşamadan taktik nükleer aşamaya, oradan da tam nükleer aşamaya sistemli bir şekilde tırmanırsa? Bu savaş devam ettiği sürece, bu tırmanma tehdidi de ortada olacaktır.”

Ankara'daki NATO Zirvesi ve Transatlantik bağlar

Türkiye’nin NATO içindeki konumunu ve yaklaşan zirvenin önemini anlatan Fidan, transatlantik bağların stratejik bir gereklilik olduğunu şu ifadelerle kaydetti:

“Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi, birliği yeniden tasdik etmek için tarihi bir fırsat olacak. Transatlantik bağları sürdürmek Türkiye için stratejik bir gereklilik. Daha kabiliyetli ve Avrupalı bir NATO, görüşmelerin merkezinde olacak. Bu çatışmanın ardından kurulacak güvenlik mimarisi, Avrupa'nın bir bütün olarak yarın güvende olup olmayacağını belirleyecektir.”

Orta Doğu ve bölgesel sahiplenme vurgusu

Orta Doğu'daki istikrarsızlığın dış müdahalelerden kaynaklandığını ve çözümün bölgesel sahiplenmede olduğunu belirten Bakan Fidan, yeni projelerin önemine değindi:

“Hürmüz Boğazı'nın kapanması, uzun zamandır savunduğumuz bağlantı projelerine yeniden aciliyet kazandırdı. Körfez'i Suriye, Irak ve Türkiye üzerinden uluslararası pazarlara ve aynı şekilde tam tersine bağlayan demir yolu bağlantıları, boru hatları ve kargo güzergahları bunlardan bazılarıdır. ABD ile İran arasındaki müzakereler kritik bir noktaya ulaştı. Bunu dışarıdan bir gözlemci olarak değil, bir paydaş olarak söylüyorum. Türkiye, hem Washington hem de Tahran ile kendi paralel kanallarını korurken, devam eden arabuluculuk çabalarını aktif olarak destekliyor.”

Fidan, krizlerin karşılaştırmalı etkisine dair ise çarpıcı bir tespitte bulundu:

“Hürmüz Boğazı'ndaki çatışma ve bu kapatmanın uluslararası piyasalar, enerji, güvenlik ve diğer her alan üzerindeki etkileri nedeniyle neredeyse beş hafta içinde, uluslararası sistem üzerinde olumsuz bir etki oluştu. Beş hafta içindeki bu olumsuz etki, beş yıl içindeki Rusya-Ukrayna Savaşı'nın olumsuz etkisinden çok daha büyük ve daha etkili oldu. Bu da, savaşı durdurmaya çalışan bizler için daha da tehlikeli. Çünkü karşılaştırıldığında, savaşın kendisi dikkati çekmek için daha az önemli hale geliyor. Derhal bu uykudan uyanmalı ve savaşı durdurmak üzerine çalışmaya başlamalıyız.”

Türkiye-AB İlişkileri ve yapısal sorunlar

Avrupa Birliği ile ilişkilerde yaşanan tıkanıklıkları ve yapısal çelişkileri eleştiren Fidan, görüşlerini şu ifadelerle dile getirdi:

“Avrupa'da olanların bir parçası olmalıyız ki hep birlikte refah ve istikrar sağlayabilelim. Yaklaşık 20 AB ülkesi, AB'de neler olup bittiğini pek umursamıyor. Türkiye lehine bir karar varsa, seve seve evet diyorlar. Türkiye aleyhine bir karar varsa, yine seve seve evet diyorlar. Yani birçok konuda kayıtsızlar. Biz onlara şunu söylüyoruz: 'Bakın, Avrupa artık AB'den daha büyük. İngiltere var, Norveç var, Türkiye var, AB üyesi olmayan başka ülkeler de var. Bu yüzden oturup konuşmalı ve daha geniş kapsamlı tartışmalar yapmalıyız. Ancak bu gerçekleşmiyor. Biz NATO bakanları olarak NATO kuralları çerçevesinde bir ya da geliyoruz. Müttefikler için mükemmel kararlar alıyoruz. Ertesi gün AB bakanları sarı konvansiyona gidip kararlar alıyor. Bu kararlar önceki günün kararlarıyla tamamen çelişebiliyor. Önemli değil. Kimse dikkat etmiyor, kimse sorgulamıyor. Dolayısıyla bu tür yapısal sorunlar aslında pek çok şeye yol açıyor.”

Bakan Fidan, dış politikanın temel idealini ve diplomatik gücün kaynağını vurgulayarak konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

“Aksi takdirde, kimse kimseye güvenmediği için ekonomik alanda işbirliği yapamayız. Türkiye’nin dış politikasını yönlendiren ideal budur. Orta Doğu'da, Ukrayna'da ve Avrupa-Atlantik bölgesinde ortaklarımızla birlikte yaptığımız da budur.”


 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *