Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) Venezuela'da gerçekleştirdiği askeri operasyon ve Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun tutuklanarak Manhattan’daki federal mahkemeye çıkarılması, dünya siyasetinde gambot diplomasisi kavramını yeniden merkezi bir konuma taşıdı. Washington yönetimi süreci "adli bir yakalama" olarak tanımlasa da, uluslararası kamuoyu bu durumu egemen bir devlete yönelik doğrudan müdahale olarak görüyor.
Tarihsel perspektifte gambot diplomasisi
Askeri gücün veya tehdidinin diplomatik hedeflere ulaşmak için bir baskı unsuru olarak kullanılması anlamına gelen gambot diplomasisi, modern dış politikada köklü bir geçmişe sahip. 19. yüzyılda Britanya İmparatorluğu'nun deniz gücünü kullanarak Çin ve Asya-Pasifik'te ticari imtiyazlar elde etmesiyle simgeleşen bu yöntem, günümüzde farklı güçler tarafından da uygulanıyor. Fransa’nın Afrika’daki askeri nüfuzu ve Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki faaliyetleri, bu stratejinin evrilmiş örnekleri olarak değerlendiriliyor.
Panama’dan Caracas’a müdahale geleneği
ABD'nin bu yöntemi kullanması tarihsel bir süreklilik arz ediyor. Monroe Doktrini ile Latin Amerika'yı kendi etki alanı ilan eden Washington, 1903'te Panama’nın ayrılması sürecinde de benzer bir baskı kurmuştu. Ancak Maduro operasyonuyla en çok benzerlik gösteren olay, 1989'da Panama Devlet Başkanı Manuel Noriega'nın "Operation Just Cause" ile yakalanmasıdır. Noriega, tıpkı Maduro gibi uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla ABD'ye götürülerek yargılanmıştı.
Uluslararası hukuk ve emsal tehlikesi
Operasyonun hukuki ve etik boyutlarını değerlendiren Stanford Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bruce E. Cain, bu durumun tehlikeli bir emsal oluşturabileceğine dikkat çekiyor. Cain, halkın maliyetler konusundaki endişesine değinerek şu değerlendirmeyi yaptı:
"Ancak Cumhuriyetçiler bunu Amerikan hegemonyasının gücünün ve egemenliğinin ihtişamlı günlerini geri getirmek olarak görüyor. Fakat çoğu Amerikalı, bu şekilde geriye gitmeyi reddediyor."
Maduro’nun yakalanmasının uluslararası hukuktaki yerini sorgulayan Cain, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bana göre, eğer bu devlet başkanı (Maduro) ABD'ye bir saldırı başlatırsa veya başlatmayı amaçlıyorsa, bu durum haklı görülebilir. Bu nedenle, 11 Eylül ile gerekçelendirilen Afganistan'ı işgal etme çabası da buna örnektir. Maduro'nun ABD'yi tehdit ettiği argümanı, diğer teşvik edici planlar için bir bahanedir. Ayrıca (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin, Çin ve diğerlerinin herhangi bir ülkenin egemenliğine karşı saldırganlıklarını da haklı çıkarır."