Suriye ordusunun, kentin sivil yerleşim yerlerini hedef alan terör saldırılarına karşı başlattığı meşru operasyon, daha önce örgütün ihlallerine sessiz kalan Batılı diplomatları “endişe” açıklamalarıyla harekete geçirdi.
10 Mart Mutabakatı nedir? Süreç nasıl işledi?
10 Mart Mutabakatı, 8 Aralık 2024’te Baas rejiminin devrilmesinin ardından Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile terör örgütü SDG elebaşı Mazlum Abdi arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalandı.
Mutabakatın amacı, Suriye’nin toprak bütünlüğünü korumak, SDG dahil tüm askeri yapıları merkezi Suriye ordusuna entegre etmek ve DEAŞ başta olmak üzere terörle ortak mücadele etmekti.
Mutabakat, uzun süren müzakerelerin ardından ABD ve bölgesel aktörlerin garantörlüğünde imzalandı. Anlaşma, Kürt toplumunun anayasal haklarının tanınmasını ve SDG unsurlarının kademeli olarak devlet kurumlarına bağlanmasını öngörüyordu.
Rejim sonrası kaosun önlenmesi, "Tek Devlet, Tek Ordu" prensibinin hayata geçirilmesi ve Suriye’nin bölünmesinin engellenmesi mutabakatın imzalanmasında temel motivasyon kaynağı oldu.
SDG ihlalleri
Mutabakata rağmen SDG, silahsızlanmayı ve orduya entegrasyonu reddederek işgalindeki bölgelerde özerk yapısını korumaya çalıştı. 6 Ocak 2026 gününden itibaren Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinden sivil yerleşim yerlerine havan ve roketlerle saldırılar düzenledi. Bu saldırılarda çok sayıda sivil ve güvenlik görevlisi hayatını kaybetti.
Bunun üzerine Suriye ordusu, mutabakatın uygulanmaması ve artan terör eylemleri nedeniyle örgüte yönelik operasyon başlattı. Ordu birlikleri kısa sürede Eşrefiye mahallesini ve Beni Zeyd’in büyük kısmını terör unsurlarından temizleyerek kontrolü sağladı.
Tom Barrack ve batının çifte standardı
SDG’nin sivil katliamlarına ve mutabakat ihlallerine karşı günlerdir sessizliğini koruyan uluslararası güç sahipleri, Suriye ordusu ilerleyişe geçince "mutabakatı" hatırlatmaya başladı.
ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack yaptığı açıklamada, yaşanan gelişmeleri "ciddi bir endişeyle" takip ettiklerini belirtti. Barrack, tarafları "derhal gerilimi düşürmeye ve 10 Mart Mutabakatı’na sadık kalmaya" çağırdı. Barrack, açıklamasında “Suriye'nin yeni sayfası bir çatışma değil, iş birliği sayfasıdır” ifadelerini kullandı.
Benzer şekilde Birleşmiş Milletler de Genel Sekreter Sözcüsü Stéphane Dujarric aracılığıyla bir açıklama yaparak, tarafları müzakere masasına dönmeye çağırdı. Ancak ne Barrack ne de BM yetkilileri, SDG’nin geçtiğimiz günlerde Halep Havalimanı’nı ve hastaneleri hedef alan saldırılarına karşı benzer bir kınama yayımlamamıştı.
Türkiye’nin pozisyonu: Terörden arındırılmış sınır hattı
Türkiye Cumhuriyeti, sürecin başından bu yana "Tek Devlet, Tek Ordu" ilkesini savundu. Milli Savunma Bakanlığı, olaya ilişkin yaptığı açıklamada; “Ülkemiz, ‘Tek Devlet, Tek Ordu’ ilkesi doğrultusunda Suriye’nin birliği ve toprak bütünlüğü temelinde terör örgütleriyle mücadelesini desteklemektedir” ifadelerini kullandı ve bu çerçevede Suriye’nin yardım talep etmesi halinde Türkiye’nin gerekli desteği sağlayacağını açıkladı.