"Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçlamasıyla tutuklanan Handan Sonel, ifadesinde oğlu Mustafa Türkay Sonel'in kimseyle kavga etmediğini, psikolojik bir sorunu bulunmadığını ve tek hobisinin hayvanlar olduğunu öne sürdü.
"Babası zırhlı araç kullandığı için hususi aracı oğlu sürerdi"
Oğlunun koruma polisleriyle zaman geçirdiğini ve bu sebeple airsoft silahlara merak saldığını beyan eden Sonel, ailesinin aldığı araçla ilgili olarak şu bilgileri verdi:
"Bir de vali konutunun alt katının ilk girişinde 27-28 kişilik özel harekat polislerinin yeri vardı. Bu polislerin 14-15'i dönemin sıkıntılı olmasından dolayı eşimin korumalığını yapardı. Türkay da bu polisler ile çok muhatap olurdu. Bu polislerin silahlarından dolayı kendisi de airsoft silaha merak salmıştı. Babasının evdeki silahlarını bile bilmez asla dokunmazdı. Türkay ehliyet aldıktan sonra araba sürmeye hevesli olması nedeniyle ve devletin aracını kullanmaması için araç almıştık. Bu aracı biz kendi paramızla aldık. Bu araç Ankara'dan alındı ama nereden, kimden alındı bilemem. Plakasını hatırlamıyorum. Bu aracı sadece Türkay kullanıyordu, eşim zaten hep zırhlı ile hareket etmesi sebebiyle bu aracı zaten kullanamazdı. Ben de zaten sürekli yanımda koruma ile sivil araç kullanırdım."
"Uğurcan ve Umut ile arkadaştı"
Oğlunun Tunceli'deki arkadaş çevresine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sonel, güvenlik endişeleri nedeniyle bu durumdan tedirgin olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
"İlk iki sene kafelere gitmezdi ama son sene arkadaşı Uğurcan ve Umut ile zaman geçiriyorlardı. Ben hatta bu arkadaşlığı çok tasdik etmiyordum, Tuncelili olmaları nedeniyle korkuyordum. Şöyle ki ben de zaten ildeki terörden korktuğumdan dolayı öğretmenlik görevimi bile yapamadım. Yanlış anlatmak istemiyorum amacım terörden korkma amaçlıdır. Söylediğim gibi Uğurcan ve Umut ile arkadaştı ama hangi kafelere gittiğini bilmem. Biz ailece Moğoltay Mahallesi'ndeki kafeye giderdik."
Oğlunun konuta arkadaşlarını getirdiğini ancak ailelerini tanımadığını belirten Sonel, Ordu'ya taşındıktan sonra ikili arasında bir problem yaşanmış olabileceğini dile getirdi:
"Bir kez konuta Uğurcan ve ismini bilmediğim bir arkadaşı ile gelmişti, çok da kalmamışlardı zaten. Yüz yüze sadece o gün iletişimim oldu başka da bir yerde görmedim iletişim kurmadım. Umut Altaş ile oğlumun arkadaşı olduğu için bir kez görüştüm o gün hariç hiç görüşmedim, ailelerini dahi bilmem. Umut ile biz Ordu'da iken aralarında sanırım bir sorun yaşanmış ki adını hiç anmamaya başladı. Sorun olup olmadığını da bilmiyorum. Oğluma bir kez sordum bir şey mi oldu diye o da bana 'boşver anne' dediğini hatırlıyorum. Uğurcan A'yı Tunceli ilinde oğlumun son bir sene arkadaşı olması nedeniyle tanırım. Bir ya da iki kez konuta Umut ve ismini bilmediğim bir arkadaşı ile gelmişti. Onun haricinde Uğurcan'ın da ailesi dahil tanımam. Oğlum Uğurcan ile Tunceli ilinden gittikten sonra da görüşmeye devam etti."
Gülistan Doku iddialarına yanıt
Gülistan Doku'yu şahsen tanımadığını, adını kaybolmasının ardından medyadan öğrendiğini savunan Sonel, arama çalışmaları hakkında detaylı bilgi sahibi olmadığını iddia etti:
"Çünkü PKK'nın eylemlerinde görüntüleri vardı, benim de bu tür kişileri tanımamın imkanı yok. Başına gelenler hakkında bir bilgi yok. Ben PKK derken şunu demek istedim nevruz olaylarında medyada kızın fotoğraflarını görmüştüm. Ben sadece medyada duyduklarımı biliyorum haricinde akıbeti ve kendisi hakkında bir bilgim yoktur. Ben eşimin kayıp kızı arama çalışmaları ile ilgili gazetelerden duyduğum kadarıyla her tarafın arandığını duydum. Kaybolduktan sonra arama çalışmaları olarak neler yapıldığını bilmiyorum. Suyun içerisinde AFAD ve il dışından gelen ekipleri görüyorduk."
Silah fotoğrafları ve SIM kart sorusu
Oğlunun cep telefonundan çıkan silahlı fotoğraflar sorulduğunda Sonel, görüntülerden haberdar olmadığını öne sürdü:
"Bu fotoğraflardan bilgim yok, görmedim ama var ise bu silahlı fotoğraflar görevli polislere ait silahlardır. Oğlumun airsoft silahı vardı gerçek silahı yoktu. Ben medyada çıkan resimleri görmedim çünkü ilk operasyon haberleri ile birlikte aileme bombardıman başladı, bu sebeple tansiyon hastalığım nüksetti ve sosyal medyam dahil hiçbir haber sitelerine girmedim, televizyon açmadım. Kızım arada gelip anlatıyordu, sonra onu da istemedim."
Gülistan Doku'ya ait SIM kartın yetkisi bulunmayan kişilere gönderilerek işlem yaptırıldığı iddiasına ilişkin ise eşinin kendisiyle bu konuları konuşmadığını ve fikri olmadığını ifade etti.
"İddiaları kesinlikle kabul etmiyorum"
Tutuklu tanık T.G.'nin "cesedin yok edilmesi için kendisine 100 bin lira para verildiği ve cinayeti oğlunun işlediği" yönündeki beyanları sorulan Handan Sonel, iddiaları reddederek şu beyanda bulundu:
"T.G. isimli şahsın adını bile duymadım. Bu iddialara karşılık ne şahidi var göstersin delillerini. Böyle bir şey yaptığına dair delili nedir? Bunu kesinlikle kabul etmiyorum."