10 Nisan 2026 Cuma
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
12°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Ekonomi Bakan Şimşek: “Türkiye ekonomisinin dayanıklı olduğuna inanıyoruz”

Bakan Şimşek: “Türkiye ekonomisinin dayanıklı olduğuna inanıyoruz”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sapanca'da düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi'nin (UEZ 2026) açılışında önemli açıklamalarda bulundu.

Küresel piyasaları etkileyen savaş ve enerji krizine değinen Şimşek, Türkiye ekonomisinin mevcut jeopolitik risklere karşı korunaklı bir yapıda olduğunu vurguladı.

Savaşın enerji piyasaları üzerindeki büyük etkisine dikkat çeken Şimşek, süreci şu sözlerle değerlendirdi:

"Geçmişe oranla bakıldığında bugün yaşanan savaşın enerji piyasalarına etkisi gerçekten büyük. Çünkü Hürmüz Boğazı kritik bir geçiş noktası. Sadece petrol açısından değil, gübre ve doğal gaz açısından da öyle. Dolayısıyla, bu şokun büyüklüğünün farkındayız. Kırılgan bir ateşkes var. Umarım bu ateşkes devam eder. Piyasalar şu an itibarıyla bu kırılganlığı bir miktar yansıtıyor. Ateşkes sürse dahi maalesef küresel ekonomi açısından da Türkiye açısından da bir miktar tahribat söz konusu."

Küresel ekonomideki büyük dönüşüme ve yapısal krizlere de değinen Bakan Şimşek, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Savaşın getirdiği yıkım ve bunun rehabilitasyonu biraz zaman alacak. Bugünkü ateşkes devam etse dahi bunun etkileri hissedilecek. Jeopolitik olarak da ne bölge ne de dünya eskisine dönmeyecek. Büyük kırılmaların olduğu bir dönemdeyiz. Ticaret savaşları ve getirdiği parçalanmalar, demografik dönüşüm, iklim krizi, yapay zeka ve otomasyonun dönüştürücü ve yıkıcı etkileri… Aslında birçok boyutla zorlu bir dönemden geçiliyor. İtalyan düşünür Antonio Gramsci'nin 'Eski dünya ölüyor, yeni dünya doğum sancıları çekiyor, şimdi canavarlar zamanı.' sözünü anımsatmak isterim. Savaşlar aslında canavarlar dönemini yansıtıyor."

Türkiye'nin ekonomik dayanıklılığının geçen yıl test edildiğini ve başarıyla kanıtlandığını ifade eden Şimşek, uluslararası değerlendirmelere de atıfta bulunarak şunları kaydetti:

"Savaşlar diğer şoklara oranla çok daha kalıcı ve büyük sonuçlar doğuruyor. Türkiye'nin dayanıklı olduğuna inanıyoruz. Bunu da geçen sene ispatladık, bu sene de ispatlayacağız. Hatırlarsanız 2025'te önemli şoklarla karşı karşıya kaldık. Ticaret savaşlarının piyasalarda yarattığı hareketlilik ve volatilite. Akabinde '12 Gün Savaşı'. İçeride kuraklık ve zirai don. Bütün bunlar geçen sene önemli gündem maddeleriydi. Ama biz tüm bu şokları programda çok önemli kayıplar yaşamadan atlattık. Tabiri caizse program kendisini kanıtladı, rüştünü ispat etti. 2023 ortasından bu yana uyguladığımız program aslında Türkiye'nin makroekonomik temellerini sağlamlaştırdı, dayanıklılığını artırdı ve bizi şoklarla baş edebilecek duruma getirdi. Peki bu seneki, şu anda içinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemi en az zararla atlatabilecek miyiz? Esas sorun bu. The Economist dergisinin bir grafiğini gördüm. Burada ülkeleri iki ayrı kategoride sınıflandırıyor. Kimler dayanıklı, kimler şoklara daha çok açık, daha çok maruz kalabilir. Burada Türkiye, güçlü tamponlara, düşük makroekonomik dengesizliklere ve sağlam temellere sahip bir ekonomi olarak öne çıkıyor. Ayrıca, Orta Doğu'daki çatışmaların özellikle enerji ve doğal gaz kanalı üzerinden Türkiye'ye yansıması, sınırlı bağlantısallık nedeniyle görece daha düşük kalıyor. Bu çerçevede, The Economist'in değerlendirmesine göre Türkiye, mevcut jeopolitik şoklara karşı daha yüksek bir dayanıklılık sergileyebilecek ülkeler arasında yer alıyor."

Türkiye'nin enerji bağımlılığı konusundaki avantajlı konumuna ve maliye politikasındaki sağlam duruşuna vurgu yapan Bakan Şimşek, bütçe disiplininin sağladığı manevra alanını şu ifadelerle açıkladı:

"Türkiye'nin Orta Doğu'ya, özellikle Hürmüz Boğazı'nı kullanan tedarikçilere olan enerjide bağımlılığının yok denecek kadar azdır. Doğal gazda İran'dan bir miktar ithalatımız var ama o boru hatlarıyla olduğu için şu ana kadar etkilenmedi. Petrolde hemen hemen neredeyse bağımlılığımız yok. Bu, önemli. Çünkü ateşkes devam etmezse, bu savaş uzarsa birçok ülkede enerji arz güvenliği sorunu yaşanacağı için, bu sadece doğal gaz ve petrol değil bütün türevlerini de etkiliyor. Türkiye'nin orada bir avantajı olur. Çünkü Türkiye dediğim gibi çok daha az oranda o bölgeye bağımlı. Dayanıklılığımızın en önemli alanı ve kaynağı maliye politikasının geçmişe oranla bugün de sağlam bir yapıda olması. 2023'te büyük bir deprem yaşadık, EYT gibi diğer birtakım konular da vardı. Ona rağmen biz bütçe açığını milli gelire oran olarak yüzde 3'ün altına düşürdük. Bizim bütçe açığımız ve borcun milli gelire oranı düşük. Bu da bize politikada manevra alanı tanıyor, şoklara daha güçlü tepki vermemizi sağlıyor. Hem kamu borcunun milli gelire oranı düşük hem de açığımız nispeten düşük. Geçen sene gelişmekte olan ülkelerde bütçe açığının milli gelire oranı ortalama yüzde 6,3'tü, yani Türkiye'nin iki katından fazlaydı. Yine bizim makroekonomik şoklara olan dayanıklılığımız daha yüksek. Reel kur, faiz ve büyümede eş zamanlı yaşanabilecek şoklara karşı kamu borcunun milli gelire oranının hassasiyeti, geçmiş dönemlere kıyasla belirgin şekilde azalmıştır."

Konuşmasının sonunda cari açık risklerine ve rezerv yeterliliğine değinen Şimşek, Türkiye'nin dış finansman ihtiyacını yönetebilecek güçte olduğunu belirterek sözlerini tamamladı:

“Dış açığımız kritik bir kırılganlık alanı olmaya devam ediyor. Petrol fiyatlarındaki artış cari açığa doğrudan yansıyacaktır. Savaş yalnızca enerji kanalıyla değil, ticaret ve turizm üzerinden de ekonomiyi etkileyecektir. Açık bir miktar artacak. Ama bizim açıktaki artışa rağmen brüt dış finansman ihtiyacımız geçmişin altında olacak. Bu elbette bir kırılganlık, ancak bunu yönetilebilir görüyoruz. Türkiye'nin toplam borçluluğu geçmiş şoklara oranla düşüktür. Bu şokun başlangıcında özellikle uluslararası rezervler alanında önemli tampon inşa ettik. Bu savaşla birlikte risk iştahında bir düşüş gerçekleşti, Türkiye'den bir miktar sermaye çıkışı oldu. Ateşkesle birlikte şimdi geri geliyor. Vatandaşlarımızın döviz talebi, programımıza olan güven sayesinde oldukça sınırlı kaldı. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim, rezerv yeterliliği anlamında da biz oldukça rahat bir noktadayız.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *