Türkiye, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından güvenlik ve savunma alanında kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdi. Bu süreçte yalnızca kurumsal yapıda değil, savunma sanayisinde yürütülen yerli ve milli üretim projelerinde de önemli gelişmeler yaşandı. Dışa bağımlılığı azaltmayı hedefleyen çalışmalar doğrultusunda çok sayıda platform, mühimmat ve elektronik sistem geliştirilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına sunuldu.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen projeler kapsamında son yıllarda insansız hava araçlarından hava savunma sistemlerine, savaş gemilerinden elektronik harp çözümlerine kadar birçok alanda yerli üretim kapasitesi artırıldı. Türkiye, bugün yüzlerce savunma projesini aynı anda yürüten ülkeler arasında yer alırken, savunma ve havacılık ürünlerini çok sayıda ülkeye ihraç ediyor.
Yerlilik oranındaki artış dikkat çekiyor
Savunma sanayisinde son yıllarda en çok öne çıkan başlıklardan biri yerlilik oranındaki yükseliş oldu.
2000’li yılların başında savunma ihtiyaçlarının önemli bölümü yurt dışından karşılanırken, zaman içinde uygulanan politikalarla yerli üretimin payı belirgin şekilde arttı. Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından açıklanan verilerde de sektörün yerlilik oranının önceki yıllara kıyasla önemli seviyelere ulaştığı ifade ediliyor.
Yerlilik oranındaki artış yalnızca nihai ürünlerde değil; radar, elektro-optik sistemler, haberleşme altyapıları, yazılımlar, mühimmat ve komuta kontrol sistemleri gibi kritik alt bileşenlerde de kendini gösteriyor. Böylece platformların geliştirilmesi kadar, bu platformların temel teknolojilerinin de Türkiye’de üretilmesi hedefleniyor.
İHA ve SİHA teknolojileri yeni dönemin simgesi oldu
Son 10 yılda Türkiye’nin savunma sanayisinde en fazla dikkat çeken alanlardan biri insansız hava araçları oldu.
Bayraktar TB2, Bayraktar AKINCI, Bayraktar TB3, ANKA, AKSUNGUR ve ANKA-3 gibi platformlar farklı görev ihtiyaçlarına göre geliştirildi. Keşif, gözetleme, istihbarat ve gerektiğinde taarruz kabiliyeti sunan bu sistemler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterinde önemli yer edindi.
Yerli İHA ve SİHA’lar yalnızca güvenlik operasyonlarında değil, afet yönetimi, sınır güvenliği ve yangın takibi gibi sivil alanlarda da kullanılmaya başlandı. Aynı zamanda birçok ülkeye yapılan ihracat, Türkiye’nin bu alandaki uluslararası görünürlüğünü artırdı.
Katmanlı hava savunma sistemi oluşturuluyor
Son yıllarda hız verilen bir diğer alan ise hava savunma sistemleri oldu.
ASELSAN ve ROKETSAN tarafından geliştirilen KORKUT, SUNGUR, HİSAR-A+, HİSAR-O+ ve SİPER sistemleri, farklı menzillerde görev yapacak şekilde geliştirildi. Bu sistemlerin ortak bir komuta kontrol yapısı altında çalışmasını hedefleyen “Çelik Kubbe” yaklaşımıyla, Türkiye’nin katmanlı hava savunma mimarisinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.
Radar sistemleri, erken ihbar teknolojileri ve elektronik harp kabiliyetlerinin de bu yapıya entegre edilmesiyle hava tehditlerine karşı daha kapsamlı bir savunma ağı oluşturulması hedefleniyor.
Milli hava platformlarında kritik eşikler aşıldı
Savunma sanayisinin öne çıkan projeleri arasında milli hava platformları da bulunuyor.
Milli muharip uçak KAAN ilk uçuşunu gerçekleştirerek geliştirme sürecinde önemli bir aşamayı geride bıraktı. Eğitim ve hafif taarruz uçağı HÜRJET, temel eğitim uçağı HÜRKUŞ ve genel maksat helikopteri GÖKBEY projelerinde de test ve üretim süreçleri devam ediyor.
ATAK-2 ağır sınıf taarruz helikopteri ile insansız savaş uçağı ANKA-3 de Türkiye’nin hava platformlarını çeşitlendiren projeler arasında yer alıyor.
Denizlerde milli platform dönemi
Deniz kuvvetlerine yönelik projeler de son yıllarda hız kazandı.
MİLGEM projesi kapsamında geliştirilen korvet ve fırkateynlerin yanı sıra TCG Anadolu Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi, Türkiye’nin denizlerdeki operasyonel kapasitesine yeni imkanlar kazandırdı.
Buna ek olarak insansız deniz araçları, milli deniz topu ve çeşitli elektronik sistemlerin geliştirilmesiyle deniz platformlarında da yerli üretim oranının artırılması hedefleniyor.
Kara araçlarında yerli üretim genişledi
Kara platformlarında ise ALTAY ana muharebe tankı, KİRPİ, VURAN, PARS, COBRA II ve çeşitli zırhlı araç projeleri öne çıkıyor.
Mayına karşı korumalı araçlar, personel taşıyıcılar ve farklı görev ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen platformlar hem güvenlik güçlerinin kullanımına sunuluyor hem de ihracat pazarlarında yer buluyor.
İhracatta büyüme dikkat çekiyor
Savunma sanayisindeki gelişmeler ihracat rakamlarına da yansıdı.
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı verilerine göre Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatı son yıllarda düzenli artış gösterdi. Yerli platformlar Avrupa, Afrika, Orta Doğu, Asya ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere çok sayıda ülkeye ihraç edilirken, sektör küresel pazardaki konumunu güçlendirdi.
Uzmanlar, ihracattaki artışın yalnızca ekonomik katkı sağlamadığını, aynı zamanda Türkiye’nin savunma teknolojileri alanındaki rekabet gücünü de ortaya koyduğunu değerlendiriyor.
Yeni hedef: Kritik teknolojilerde tam bağımsızlık
Savunma sanayisinde bundan sonraki dönemde motor teknolojileri, hava savunma sistemleri, yapay zeka destekli savunma çözümleri, elektronik harp, uzay teknolojileri ve yüksek hassasiyetli mühimmatlar öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor.
Uzmanlar, son 10 yılda hayata geçirilen projelerin Türkiye’nin savunma sanayisindeki kabiliyetlerini önemli ölçüde geliştirdiğini, bundan sonraki süreçte ise kritik alt sistemlerde dışa bağımlılığın daha da azaltılmasının temel hedef olduğunu ifade ediyor.