16 Şubat 2026 Pazartesi
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
15°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Adalet Bakanı Akın Gürlek: “86 milyonun Adalet Bakanıyım”

Adalet Bakanı Akın Gürlek: “86 milyonun Adalet Bakanıyım”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı görevinden Adalet Bakanlığına atanan Akın Gürlek, göreve gelmesinin ardından ilk kez A Haber ekranlarında önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Gürlek, Meclis’teki yemin töreninde yaşanan arbededen İBB soruşturmasının detaylarına kadar kamuoyunun merak ettiği pek çok konuya açıklık getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kararıyla göreve başlayan Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni döneme dair vizyonunu ve yargı gündemindeki sıcak başlıkları değerlendirdi. Görevi devraldığı Yılmaz Tunç’a teşekkür eden Gürlek, adalet hizmetinde heyecanla çalışacaklarını vurguladı.

Bakan Gürlek, adalet mekanizmasının toplumsal huzur üzerindeki kritik rolüne değinerek, sadece bir kesimin değil tüm Türkiye’nin bakanı olduğunun altını çizdi:

"Ben öncelikli olarak bu önemli görevi bana tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza itimatları, takdir ve tensipleri için şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yemin töreninden sonra yayınladıkları nazik tebrik mesajıyla da desteklerini ifade eden MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye de hassaten teşekkürlerimi sunuyorum. Dualarını esirgemeyen, tebrik ve iyi niyet dileklerini ileten bütün vatandaşlarıma, özellikle biliyorsunuz 33 yıldan sonra Nevşehir'den ilk bir bakan seçildi, özellikle Nevşehirli hemşehrilerime saygılarımı sunuyorum. Hayırlı bir program olmasını temenni ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun. Adalet yolunda milletimiz için hizmet edeceğiz. Gücümüz yettiği oranda hizmete hazırız, heyecanlıyız. İnşallah heyecanımızla birlikte de yeni projeleri getireceğiz.”

“Adalet devletin namusudur”

İstanbul gibi metropol bir şehirde başsavcılık yapmanın tecrübesine vurgu yapan Gürlek, yeni görevindeki kapsayıcı tutumunu şu sözlerle ifade etti:

"Biliyorsunuz ben düne kadar İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak karşınızdaydım. İstanbul 17 milyonluk bir şehir. Bu şehrin başsavcılığını yapmak bana nasip oldu. Bu görev tevdi edilmişti. İnşallah görevi hakkıyla yapmışımdır. Öncelikli olarak beraber görev yapmış olduğum çok değerli savcı arkadaşlarıma, adliye mesai arkadaşlarıma tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum. Şimdi de biliyorsunuz Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın takdir ve tensipleriyle de Türkiye Cumhuriyeti Adalet Bakanıyım. Şunu unutmamamız gerekiyor; 86 milyon vatandaşımızın Adalet Bakanıyım ben. Bu makamın sahibi değil emanetçisiyim. Adalet devletin namusudur."

“Kapım her siyasi partiye açık”

Siyasi ayrım gözetmeksizin her vatandaşın mağduriyetine çözüm üretmek için makamında olacağını belirten Bakan Gürlek, kapısının herkese açık olduğunu söyledi:

"Adalete ihtiyacı olan kim varsa, hangi vatandaşımız varsa, haktan hukuktan yana bir mağduriyeti olan vatandaşımız varsa benim kapım herkese açık. Her siyasi partiye açık. Bunun öncelikli olarak bilinmesini istiyorum. Ben Türkiye'nin Adalet Bakanıyım. 86 milyon vatandaşımızın hak ve hukuk sorunlarının, mağduriyetlerini dinlemek için bu göreve atandım. İnşallah da bu görevi layıkıyla yapacağım. Daha önceki görevim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığıydı. Orada verimli çalıştığımı düşünüyorum, önemli işler yaptığımı düşünüyorum. Bu saatten sonra da inşallah Adalet Bakanı olarak da hakkın hukukun yanında olacağım."

“Meclis kürsüsünü işgal etmek bize yakışmadı”

TBMM’deki yemin töreni sırasında yaşanan gerginliği ve kürsü işgalini "üzücü ve şaşırtıcı" olarak nitelendiren Gürlek, kulisteki nezaketin genel kurul salonunda bozulmasına dikkat çekti:

"Benim için çok farklı bir ortamdı. Yani ben biliyorsunuz hâkim-savcı kökenliyim. Tabii birden siyasi bir göreve geldik. Önce Cumhurbaşkanımız kararname yayınladı; ertesi sabah Adalet Bakanlığına gittik. Sayın Yılmaz Bakanımıza ayrıca teşekkür ediyorum hassaten emekleri için. Görev devir teslimi yaptık. Tabii biliyorsunuz Anayasa'nın 81. maddesi uyarınca bir usulü işlem olan Meclis'te yemin yapılması gerekiyor. Bu sadece usulü işlem. Cumhurbaşkanımızın kararıyla Adalet Bakanı olarak atanıyor, daha sonra da usuli bir işlem yapılması gerekiyor. Yemin saati 15:30 olarak belirlenmişti. Tabii yeminden önce biliyorsunuz Meclis Başkanvekilimiz Bekir Bey, Bekir Bey'e de teşekkür ediyorum. Aynı zamanda biz kendisiyle Bakan Yardımcısı olarak da çalıştık; Bekir Bey bakanlığı dönemindeydi. Önce ben Bekir Bakanımızın odasına gittim. Bekir Bey biliyorsunuz Meclis Başkanvekili. Bütün grup başkanvekillerimiz, yani sadece AK Parti değil diğer partilerin grup başkanvekilleri de oradaydı. Çok samimi bir ortam vardı, nezaketli bir ortam vardı. Herkes tebrik dileklerini, iyi niyet dileklerini ilettiler. Bu konuda nazik bir ortam vardı. Yani bu ortamdan sonra da biliyorsunuz Meclis kürsüsüne Sayın İçişleri Bakanımızla birlikte davet ediliyoruz. Sonraki olayları biliyorsunuz."

Olayların kurumları yıprattığını belirten Bakan, sözlerine şöyle devam etti:

"Tabii ben bunun örgütlü bir iş olup olmadığını bilemem ama o gün gerçekten ben şahsım adına üzüldüm. Şundan; neden? Burası Adalet Bakanı ve İçişleri Bakanlığı bir görevi, yani Yüce Türk Meclisi. Yani burada şahısların bir sorunu yok; yani benim şahsım Ali, Akın, Veli önemli değil. Burada Adalet Bakanı olarak bir kurum adına yemin ediyoruz. Yüce Meclis, yani biliyorsunuz Gazi Meclisimiz, Mustafa Kemal Atatürk'ün kurduğu bir Meclis. Yani oradaki olayların yaşanması gerçekten beni üzdü, yani şaşkınlık yaşadım. Ben bunun örgütlü olarak bir yapı olup olmadığını bilemem."

Kurumsal saygınlığın korunması gerektiğini hatırlatan Bakan Gürlek, parlamento geleneğine vurgu yaptı:

"Bizim şunu yapmamamız lazım; kurumları yıpratmamamız lazım. Orası milletin iradesinin tecelli ettiği Türkiye Büyük Millet Meclisi. Yani buradaki şahıs Akın Gürlek değil. Burada bir Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı'nın yemin töreni var. Yani bizim kesinlikle yani çok saygı duyduğumuz, çok saygın bir kurum, milletin iradesinin tecelli ettiği parlamentoyu bu tartışmalarla, kürsü işgal etmek... Yani bunlar bize yakışmadı, çok saygın milletvekillerine yakışmadı. En önemlisi de milletvekillerini seçen milli iradeye de yakışmadı. Biz Meclis kürsüsüne gelmeden önce, yani Meclis'e gelmeden önce Başkanvekilimiz Bekir Bey'in biliyorsunuz arkada bir odası var; orada bekledik. Yani önce bekledik, daha sonra tabii gündem belirleniyor. Beklerken yani orası çok samimi bir ortamdı. Bütün siyasi partilerin grup başkanvekilleri, milletvekilleri oradaydı. Yani muhabbet ettik, tebrik ettiler. AK Parti'den de tebrik edenler oldu, diğer CHP'lilerden de tebrik edenler oldu. Yani ben şahıs olarak hangilerinin tebrik ettiğini, kimlerin tebrik ettiğini bilmiyorum ama orası çok nezaketli, nazik bir ortamdı. Herkes iyi niyetlerini söyledi, el sıkıştık. Yani burada tamamen samimi, nazik, düzgün bir ortam vardı."

Meclis’in asıl işlevinin kanun yapmak olduğunu belirten Bakan, diyalog kapılarının her zaman açık olduğunu yineledi:

"Yani birden bir kapı ve koridordan geçtikten sonra Meclis'in kürsüsüne geliyorsunuz, birden insanlar sizin üzerinize geliyor. Bir kargaşa var, hatta ben sonradan gördüm bir kitapçık fırlatılmış. Yani bunlar keşke yaşanmasaydı."

“İBB soruşturması maddi delillere dayanıyor”

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı döneminde yürütülen İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturmasına ilişkin de bilgi veren Gürlek, sürecin tamamen hukuki çerçevede, somut deliller ve şikayetler üzerine ilerlediğini ifade etti:

"Cumhuriyet savcısı olarak dediğim gibi, soruşturmaya biz o şekilde başladık. İhbar, şikayet ve parti içinden gelen şikayetler üzerine. Daha sonra da biliyorsunuz delil durumuna göre, yani somut deliller ortaya çıkıyor. Yani başlıyorsunuz soruşturmaya, soruşturmaya başlamak için makul şüphe gerekiyor. Soruşturmaya başladıktan sonra maddi delillere ulaşmanız gerekiyor. Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor; maddi deliller dediğiniz gibi işte MASAK raporları, telefon trafikleri, daha sonra tanık beyanları, ihbarcı beyanları... Yani soruşturmalar bu şekilde oluyor.”

Para kulelerine uzanan yolsuzluk

İBB soruşturmasındaki "Para Kuleleri" iddialarına değinen Bakan Gürlek, yargının somut kanıtlarla hareket ettiğini ve hiçbir savcının ciddi iddiaları görmezden gelemeyeceğini belirtti:

"Yani Cumhuriyet savcısı ciddi iddia karşısında 'Ben bunu işlemiyorum, ben bunu yapmıyorum' deme lüksü yoktur. Şimdi bakın, yani az önce de söylediniz, İBB soruşturmasında çok ciddi iddialar vardı. Yani biz, ben savcı olarak ya da benim yerime başka bir arkadaş olarak da mutlaka ciddi iddia varsa bunun üzerine gitmek gerekiyor. Sizin de anlattığınız gibi 'Para Kuleleri' dosyasını biz zaten getirmiştik, orada bir inceleme yapıyorduk. Oradaki şahıslar bizim için önemliydi. Yani o şahısları biliyorsunuz, daha sonradan bu şahıslar İBB dosyasında yönetici olarak karşımıza çıktı. Sizin söylediğiniz gibi, yani 'Para Kuleleri'nde o görüntülere yansıyan kişiler aslında aynı zamanda dosyanın da ana karakteriydi."

Soruşturma sürecinde sanıkların lehine ve aleyhine olan tüm delillerin titizlikle ayrıştırıldığını ifade eden Gürlek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İddianamede biliyorsunuz biz değerlendirme yaptık. 3000 sayfa iddianame; bunların bir kısmını yönetici, bir kısmını örgüt üyesi, bir kısmını örgüte yardım eden olarak nitelendirdik. Yani ben burada şunu demek istiyorum: Soruşturma başladı diye kimse suçlu değildir, yani bunu özellikle çizmek istiyorum. Yani soruşturma gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla başlanabilir. Ve şu da çok önemli; savcı hem sanık lehine hem de sanık aleyhine delilleri toplamakla yükümlüdür. Bakın biz bunu yaptık İBB dosyasında; delilleri ayrıştırdık. Yani biz şahsın hem lehine olan delilleri topluyoruz hem aleyhine olan delilleri topluyoruz. Yani takipsizlik kararı verdiğimiz, tutuklama kararı vermediğimiz, daha sonra delil durumu değişti, tahliye ettiğimiz kişiler de oldu."

“Gizli tanığa baskı asla söz konusu değildir”

Yargılama sürecindeki tanık beyanları ve dijital verilerin uyumuna dikkat çeken Bakan, gizli tanıklara yönelik herhangi bir zorlamanın mümkün olmadığını vurguladı:

“143 tane eylem var; iddianameyi muhtemelen okumuşsunuzdur, bizden de daha iyi biliyorsunuzdur. 143 eylemi siz incelemişsinizdir; tek bir eylemden dolayı gizli tanığın, yani gizli tanığın beyanından dolayı cezalanan bir eylem yok. Gizli tanık elbette tanık beyanıdır. Biz tek başına gizli tanık beyanına dayanarak bir işlem yapmadık. Şimdi gizli tanığa baskı, öyle bir şey yok. Yani bakın, yani burada şimdi zaten mahkeme o gizli tanıkları huzurda da dinleyecek. Yani yargılama bu şekilde oluyor. Savcılık dinliyor, mahkeme de aynı şekilde o tanıkları dinliyor ve tanıklar dinlendiği sırada sanık müdafileri, katılanlar, yani hatta sanıklar tanığa doğrudan soru sorma hakkı var. Bakın doğrudan soru, yani aracısız doğrudan soruları sorabiliyor. Yani öyle bir şey olmaz.”

“Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor”

Toplum sağlığını ve ekonomiyi tehdit eden yasa dışı bahis ve futboldaki şike iddiaları hakkında da sert mesajlar veren Adalet Bakanı, bu konudaki kararlılığını şu sözlerle özetledi:

"Bizim yasa dışı bahis illetinden kurtulmamız gerekiyor. Yasal düzenleme eksikliği varsa yasal düzenleme yapacağız. Yasa dışı bahiste sürekli yöntem değişiyor. Futbolda şikede önemli operasyonlar yaptık. Şahısların unvanlarına kim olduklarına bakmadık. Futbolun temiz olması lazım. Bu konuda da çok hassas çalışmalar yürüttük. MASAK raporlarına, HTS kayıtlarına baktık. Bir futbolcunun bahis oynaması bizim kanunlarımıza göre suç değil. Suç olması için kendi maçına bahis oynaması gerekiyor. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz kökünü kazıyacağız. Yasa dışı bahis paralarının Türkiye'ye kazandırılması gerekiyor. Yasa dışı bahis belasından vatandaşlarımızı kurtarmak istiyoruz. Görev yaptığımız süre boyunca bu konuyla mücadele ettik. Adalet Bakanı olarak görevde bulunduğum sürece de bu illetin üzerine kararlılıkla gideceğiz. Şike soruşturmaları genişleyecek."

“Hedefimizde uyuşturucu baronları var, kökünü kazıyacağız”

Bakan Gürlek, uyuşturucu ile mücadelede sistemin nasıl işlediğini ve ana dağıtıcılara nasıl ulaşıldığını şu sözlerle anlattı:

"Uyuşturucu bu ülkenin en büyük sorunu. Anneler ve aileler bana geliyor. Uyuşturucu ile ilgili biz gerekli adımları attık. İnşallah Adalet Bakanlığı döneminde de elimizden geleni yapacağız. Uyuşturucu içenlere 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası var. Biz bu işin sonuna kadar gideceğiz. Uyuşturucuda sistem şu şekilde işliyor. Torbacı diye tabir edilen bir kişi var torbacının altında da bunu dağıtan bir kişi var. 4 tane ana dağıtıcıya ulaştık. Daha sonra barona ulaşıyorsunuz. Hedefimizde uyuşturucu baronları var. Yani biz burada kesinlikle şahısların az önce de söyledim; unvanlarına, kişilerde mesleklerine, ünlü olup olmadıklarına bakmıyoruz. Suç var mı yok mu o bazlı bakıyoruz. Yani kesinlikle yani Emniyet de çok iyi çalışıyor, Jandarma da çok iyi çalışıyor. Sayın İçişleri Bakanımız da şu an yeni atandı, onunla da görüşüyoruz bu konuda. Eski Bakanlık zamanında da çok iyi operasyonlar yapıldı. Yani bunun kökünü kazıyacağız."

Sosyal medya ünlülerinden sanat camiasına kadar her kesime ulaşıldığını belirten Gürlek, arz-talep zincirine dikkat çekti:

"Şimdi şu şekilde; yani arz-talep meselesi, talep var. Yani talep olunca da mecburen yurt dışından uyuşturucu getirilmeye çalışılıyor, çalışılıyor. Şimdi bakın, ben İstanbul Başsavcılığı döneminde şuna müsaade etmedim kesinlikle; yani burada şahsım değil yani bir savcı ne gerekiyorsa onu yaptı."

“Mahkeme salonları siyasi şov yeri değildir”

Davaların canlı yayınlanması ve duruşma salonlarındaki disiplin konularına değinen Bakan, yargılamanın ciddiyetinin korunması gerektiğini vurguladı:

"Şu an kanunumuzda bu davaların canlı olarak yayınlanmasına ilişkin bir düzenleme yok. Ama Yüce Meclis bu konuda bir irade gösterirse elbette yayınlanabilir. Yani burada yapılabilir. Ben şunu söylemek istiyorum müsaadenizle; mahkeme salonları kesinlikle siyaset arenası değildir. Siyasi şov, propaganda yapılamaz. Hakimler millet adına dosyadaki delillere göre, vicdani kanaate göre karar verir. Yani bunun özellikle altını çizmemiz gerekiyor. Mahkeme salonlarında siyasi propaganda yapılmaması gerekiyor. Kesinlikle hakimler bu propagandadan da etkilenmez. Çünkü hakimler, mahkemeler Yüce Türk Milleti adına karar verir, kararlar bu şekilde alınır."

“Mevzuat boşlukları gideriliyor”

Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü ayrımındaki bazı boşlukların giderilmesi için yasal düzenleme yapılacağını belirten Bakan Gürlek, talimatların dışarı çıkmasını önleyeceklerini söyledi:

"Burada bir mevzuat boşluğumuz var maalesef. Ben Adalet Bakanlığı sürecimde bu konuyla ilgili arkadaşlara talimat verdim, bir yasal düzenleme yapacağız. Tutuklularda cezaevinde avukatla istediği zaman 24 saat görüşebilir. Ama hükümlülerde böyle bir şey yok. Özellikle tutuklularda böyle bir boşluk var. Avukatlar rahat bir şekilde görüşebiliyor, ona şahsi notlarını verebiliyor, mektubunu verebiliyor. Bu boşluktan dolayı maalesef, yani ben dosya bazlı şahıs bazlı demiyorum, talimatlar dışarı çıkabiliyor. Hatta talimatlar başka sanıklara, başka şüphelilere de gidebiliyor. Burada bir mevzuat çalışması yapılması lazım."

“FETÖ bizim kırmızı çizgimizdir”

Terörle mücadele ve yargının hızı konusunda atılacak adımları sıralayan Gürlek, "Alo Adalet Hattı" projesini duyurdu:

"FETÖ ile mücadele elbette devam edecek. Bütün başsavcılıklarımız teyakkuzda. Ülke için bir tehdit. Ne gerekiyorsa yapılıyor. Yeni yapılanmalara karşı operasyonlar yapılıyor. Sonuna kadar gidilecek. Sürekli şekil, isim, görüş değiştiriyorlar. FETÖ bizim kırmızı çizgimiz, ana gündemimizdir. Şu an en büyük sorun yargılamanın gecikmesi. Kadastro davasını dede açıyor torununda bitmiyor. Alo Adalet Hattı kuracağız. Vatandaş Alo Adalet Hattı'na telefonla veya maille ulaşabilecek."

Siyasi tartışmalara ve ekonomik suçlara da değinen Bakan Gürlek, sözlerini şöyle tamamladı:

"CHP'yi kapatma iddiası kesinlikle böyle bir şey yok, yanlış bir bilgi. Ayrıca 15 bin kadro aldık, hakim savcı adayları ilanları da yapıldı. İnşallah atamaları da yapacağız. IBAN üzerinden gerçekleştirilen dolandırıcılıklara karşı 12. Yargı Paketi kapsamında yeni bir düzenleme yapılmasını planlıyoruz. Sokak çetelerine de çocuklarımızı teslim etmeyeceğiz."



 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *