15 Ocak 2026 Perşembe
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Parçalı bulutlu
10°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Bakan Fidan: “Küresel sistem Gazze sınavında sınıfta kaldı”

Bakan Fidan: “Küresel sistem Gazze sınavında sınıfta kaldı”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 2025 yılının dış politika değerlendirmesini yaparak uluslararası düzenin ciddi bir tahribat yaşadığını ve Gazze’deki insani dramın mevcut küresel yönetişim modelinin yetersizliğini tescillediğini ifade etti.

Bakan Fidan, küresel sistemdeki tıkanıklığın derinleştiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Geçtiğimiz sene küresel düzenin temelini oluşturan kurallar manzumesi onarılması güç bir tahribata uğradı. Bu durum karşısında devletlerin mevcut ittifak ilişkilerini sorguladıklarını ve yeni yapılar tesis etme arayışına girdiklerini gördük."

“Gazze’deki soykırım uluslararası sistemin sınavı oldu"

Türkiye'nin 2025 yılı boyunca en önemli gündem maddesinin Gazze olduğunu vurgulayan Fidan, bölgedeki trajedinin son bulması için yürütülen diplomatik çabalara değindi.

Filistin halkının huzura kavuşması için çalışmaya devam edeceklerini belirten Bakan Fidan, süreci şu sözlerle özetledi:

"Gazze'de yaşanan soykırım, uluslararası hukuk ve insani değerler bakımından 2025'in en ağır ve öncelikli gündem maddesini teşkil etti. Aynı zamanda uluslararası sistemin kapasitesinin test edildiği bir sınav niteliği taşıdı. Açıkça söylemek gerekir ki, günümüzün küresel yönetişim modelinden maalesef bu sınav karşısında sınıfta kaldı. Türkiye olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dost ve kardeş ülkelerle beraber soykırımın durdurulması ve ateşkesin sağlanması için büyük çaba gösterdik. Gelinen aşamada kırılgan ancak ümit vadeden bir durumla karşı karşıyayız. Önümüzdeki dönemde ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesi, Gazze'nin yeniden imar edilmesi ve Filistinlilerin kendi devletlerinin çatısı altında barış ve huzur içinde yaşayabilmeleri amacıyla çalışmaya devam edeceğiz."

Diplomatik kanalları açık tutmak için çaba gösterdik

Rusya-Ukrayna savaşından Suriye'deki dönüşüme kadar geniş bir coğrafyada Türkiye'nin üstlendiği yapıcı role dikkat çeken Fidan, Ankara'nın barışın tesisi için yoğun bir mesai harcadığını ifade etti.

Türkiye'nin arabuluculuk faaliyetlerini ve bölgesel güvenlik yaklaşımlarını değerlendiren Bakan Fidan, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye olarak diplomatik kanalları açık tutmak ve barışın tesisi yönünde adımlar atılmasını sağlamak için gerçekten başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere çok yoğun çaba gösterdik. 2026 yılında savaşın sona erdirilmesi konusundaki gayretler ideal çözüm ile gerçekçi çözüm arasındaki farkı kapatmaya odaklanacak. Avrupa güvenlik mimarisi bağlamında başlayan tartışmaların ise daha uzun yıllar ana gündem maddelerimizden birini teşkil edeceğini şimdiden öngörmek mümkün."

“SDG meselesi sorun olmaya devam ediyor”

Suriye'nin kuzeyindeki terör yapılanmalarına karşı Türkiye'nin net tavrını yineleyen Bakan Fidan, bölgedeki istikrarsızlaştırma çabalarına karşı kararlılık mesajı verdi.

Suriye sahasındaki aktörlerin ve terör örgütü uzantılarının gerçek yüzünü bildiklerini dile getiren Fidan, şunları söyledi:

"SDG meselesi ise takip ettiğiniz gibi yine Suriye, Türkiye ve bölgemizin geri kalanı için bir sorun olmaya devam ediyor. İnşallah bu yıl bu sorun da çözülür. Türkiye olarak bu husustaki kararlı ve net politikamızı 2026 yılında da sürdüreceğiz. Geçtiğimiz sene İsrail'in Suriye, İran ve Lübnan gibi ülkeleri hedef alan saldırılarının arttığını ve Somaliland'den İran'a uzanan geniş bir coğrafyadaki böl, parçala, yönet faaliyetlerinin yoğunlaştığına şahit olduk. Bu politika, İsrail'in komşu ülkeleri istikrarsızlaştırarak kendi güvenliğini sağlayabileceği illüzyonuna dayanmaktadır. Söz konusu zihniyetin sadece bölge ülkeleri için değil, küresel düzeyde bir tehdide dönüşmekte olduğunu her fırsatta dikkat çekiyoruz."

“Küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik”

Savunma sanayii kısıtlamalarının kaldırılması ve ekonomik iş birliklerinin artırılması yönündeki başarıların altını çizen Bakan Fidan, 2026 yılındaki yoğun diplomasi trafiğine hazır olduklarını belirtti.

Türkiye'nin yeni dönemde de aktif bir dış politika yürüteceğini kaydeden Bakan Fidan, değerlendirmelerini şu şekilde tamamladı:

"Ülkemize savunma sanayii konusunda uygulanan yaptırımların büyük oranda kaldırılmasını sağladık. Ekonomik konulara, küresel ve ikili ticari ilişkilerimize özel önem atfettik. Enerji ve bağlantısallık konularında diğer kurumlarımızla beraber kapsamlı ve kapsayıcı projeler ürettik. Şu hususun bilinmesi gerekmekte; artık hiçbir ülke dış politikasını önceden belirlenmiş şablonlara göre yürütecek durumda değil. Çünkü belirsizlik artık daimi hale gelmiş durumdadır. Bugünün uluslararası ortamı kuralların aşındığı, güç dengelerinin yeniden şekillendiği ve ancak vizyoner liderlerin yön verebileceği bir yapıya evrilmektedir. İttifakları doğru kurmak, menfaatleri doğru tanımlamak ve araçları ustalıkla kullanmak zorundayız."

“İran'daki gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz”

Bölgesel güvenliğin korunması adına komşu ülkelerle yürütülen diyalog mekanizmalarının önemine değinen Bakan Fidan, İran’ın istikrarının tüm bölge için kritik bir eşik olduğunu vurguladı.

Bakan Fidan, İran ile olan tarihi bağlara ve olası risklere dikkat çekerek süreci şu sözlerle değerlendirdi:

"Bizim baştan beri önem verdiğimiz konu bölgesel istikrar ve güvenlik. Yani bölgemizde geçmişten tevarüs ettiğimiz, evrilerek gelen çok sayıda sorunlar var. Yani bunlardan biri de İran'ın uzun yıllar maruz kaldığı yaptırımlar biliyorsunuz ve bölgedeki birtakım politik uyumsuzluklar. Şimdi biz tabii İran'ın komşusu olarak, dostu olarak müteaddit defalar samimi bir şekilde görüşlerimizi çok net olarak paylaşıyoruz. Yani bizim sınır komşumuz, yüzyıllara dayanan değişmeyen bir sınırımız var ve iki halk birbirine çok benziyor, yoğun bir ticari ve sosyal ilişki var. Dolayısıyla İran'da olacak olan her şey bizi yakından ilgilendirdiğinden bu gelişmeleri çok yakından takip ediyoruz.” 

“İran'ın uluslararası belli başlı aktörlerle olan sorunlarını çözmesi ve bölgenin tamamına yayılacak istikrarsızlık senaryolarından kaçınması bizim de menfaatimize. Onun için bizim önceliğimiz hiçbir şekilde güç kullanımına yol açacak bir duruma gelmemek ama maalesef geçtiğimiz ayları da gördük. 12 gün savaşlarında önce İsrail'in sonra da Amerika'nın mahdut da olsa bir saldırısıyla karşı karşıya kaldık ve bu saldırı belli bir yerde durdu. Şimdi bunun tekrar etme olasılığının ortaya gelmesi, ortaya çıkması yani bizim tasvip ettiğimiz bir şey değil. Biz kesinlikle sorunların diyalogla çözülmesini istiyoruz. İran'da olacak geniş çaplı istikrarsızlığın bölgenin kaldırma kapasitesinin çok üstünde olduğunu düşünüyorum ben. Onun için diplomatik çabalara devam edeceğiz. İnşallah Amerika ile İran kendi arasında bu konuyu gerek arabulucular üzerinden gerek diğer aktörler üzerinden veya direkt görüşerek çözerler. Biz de konuyu yakından takip ediyoruz."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *