05 Haziran 2026 Cuma
NSosyal
Instagram
Twitter
Etkili, Hakiki, Ahlaklı
İstanbul
Az bulutlu
25°
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
Ara
Eha Medya Gündem Cumhurbaşkanı Erdoğan 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuştu: "Faizin olduğu yerde bereket olmaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuştu: "Faizin olduğu yerde bereket olmaz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'nde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'ne katılarak önemli açıklamalarda bulundu.

Zirvenin açılışında organizasyonun taşıdığı küresel değere dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni etti:

"Burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirvede ele alınacak akademik, stratejik ve teknolojik başlıkların finans dünyasına sağlayacağı katkıları şu sözlerle özetledi:

"Burada yapılacak tespit ve teşhislerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkelerimiz, İslam alemi ve tüm insanlık için şimdiden hayırlara vesile olmasını diliyorum. İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması temasıyla tertip edilen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldı ve yapılacak. Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler; sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecekler. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçeklerinin de masaya yatırıldığı zirvede; ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum.”

"Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor"

Konuşmasında küresel krizlere ve özellikle Orta Doğu'da yaşanan insani dram ile istikrarsızlıklara değinen Erdoğan, bölgedeki durumu şu çarpıcı cümlelerle aktardı:

“Şurası bir gerçek ki İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ediyoruz. Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki İsrail mezalimi ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan’ın güneyinden Beyrut’un içlerine doğru günden güne genişletiyor. İran merkezli savaş, Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez’deki kardeş ülkelerimizi değil tüm dünyayı olumsuz etkiliyor. Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi; savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor.”

"Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz"

Dünya ekonomisindeki finansal kırılganlıklara ve artan borç yüküne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut küresel sisteme yönelik eleştirilerini şu verilerle paylaştı:

“Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz. Bakınız burada endişe verici bir rakamı sizlerle paylaşmak istiyorum. Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor; küresel borçluluğun 2026’nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorudur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım: Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz.”

"Faizin olduğu yerde bereket olmaz"

Mevcut finansal çıkmazlara alternatif olarak İslam iktisadının taşıdığı ahlaki ve adil değerleri hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bereket kavramını şu şekilde açıkladı:

“Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız. İslam ekonomisinin vazettiği prensipleri ne kadar sahiplenirsek, bu modeli ne denli odak ve hareket noktası haline getirirsek hedeflerimize o kadar çabuk ulaşırız. Biliyorsunuz bizde her şeyden önce "bereket" diye bir kavram vardır. Bereket, rahmetli Erbakan Hocamızın tarifiyle; helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz. İslam iktisadı; adalet, ahlak, erdem, diyargamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül eder. Yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas alır. İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir.”

"Katılım finans sistemini Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz"

Türkiye'nin katılım finans sektörünü büyütme kararlılığını ve İstanbul Finans Merkezi'nin bu doğrultudaki vizyonunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, stratejik önemi şu sözlerle dile getirdi:

“Katılım finans sistemini Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendiriyoruz. İstanbul Finans Merkezi'nin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olması bu sistemin gelişimine verdiğimiz önemin açık bir göstergesidir. Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz.”

Katılım finans sektörünü teşvik etmek amacıyla hayata geçirilen devasa yasal düzenlemeleri ve güncel verileri paylaşan Erdoğan, ekonomi politikasının somut adımlarını şöyle sıraladı:

“Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenleme ile ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezi'ndeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harç muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık. İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuk. Tek durak ofisimizi 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi'nde hizmete açtık. Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmekte fayda görüyorum: Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda 3’ü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor.”

"Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır"

Tasarruf finansmanı ve borsa verilerinin ardından, kamu katılım bankaları ile Emlak Katılım'a yönelik iki büyük müjdeyi açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şu teşekkür ve kararlılık ifadeleriyle sonlandırdı:

“Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü iki sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026’nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri Borsa İstanbul’da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36’sına ulaştı. Borsa İstanbul’daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu, yani yüzde 69’u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40’lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi. Otomatik katılım sisteminde ise katılım esaslı fonların payı yüzde 60’a yükseldi. Türkiye Varlık Fonu da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ediyor. Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun attığımız bu adım neticesinde kurumumuz kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu düşüncelerle 3. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, zirveye teşrif eden kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, Albaraka Forum başta olmak üzere organizasyonun başarıyla icrasında payı olan tüm kurum ve kuruluşlarımıza tebrik ve şükranlarımı iletiyorum.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *