Türkiye'nin küresel savunma mimarisindeki öncü rolünü, askeri kapasitesini ve ittifakın geleceğine yön verecek stratejik adımları net rakamlarla ortaya koyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, müttefik ülkelere çok kritik mesajlar verdi.
Savunma bütçesinde büyük revizyon ve erken hedef
Türkiye'nin savunma harcamalarındaki yükseliş trendini ve askeri bütçedeki kararlılığı müttefik liderlerin önünde paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel hedeflere planlanandan çok daha önce ulaşılacağını şu sözlerle ilan etti:
"2030 yılından önce savunma harcamalarımızın oranını yüzde 3,5 düzeyine yükseltmek için tedbirlerimizi aldık. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5’luk bütçe payına ulaştık. Böylece yüzde 5 hedefine, Lahey’de belirlenen 2035 yılından 5 sene önce erişmeyi hedefliyoruz"
Çelik Kubbe projesi ve 361 yetenek hedefi
Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayisinde küresel bir dev haline geldiğini, ittifak içerisindeki askeri taahhütlerini de eksiksiz ve süresinden önce tamamlayacağını belirten Erdoğan, hava savunma yatırımlarının detaylarını şu şekilde aktardı:
"Kuşkusuz ülkemizin asıl başarısı savunma sanayindeki atılımdadır. Üretim ve ihracat kapasitesi itibarıyla dünyanın ilk 10 ülkesi arasına girdik. İttifakta bize tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını 3 yıl içinde, taahhüt edilen tarihinden öncesinde karşılamış olacağız. İttifakımızda eksikliği en çok hissedilen hava ve füze savunma kabiliyetlerine Çelik Kubbe projemizle 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdık."
Avrupa’nın en büyük kara ordusundan insansız sistemler hamlesi
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin farklı coğrafyalarda üstlendiği kritik misyonları hatırlatan ve drone tehditlerine karşı geliştirilen yeni merkez projesini NATO kürsüsünden duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:
"Avrupa’daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada İttifak’ın hizmetine sunmanın gayretindeyiz. Kosova’da, Karadeniz’de, Baltıklar ve diğer coğrafyalarda İttifak’ın harekat, misyon ve tatbikatlarına katkı veren müttefiklerin başında geliyoruz. İHA ve SİHA’ları gerçek muharebe alanlarında başarıyla kullanan bir müttefik olarak tesisini öngördüğümüz İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezimizi NATO’ya akredite etmeyi temenni ediyoruz. Bu merkezin bilhassa hava ve deniz dron tehditlerine karşı mukabele kabiliyetimizi destekleyeceğine inanıyorum."
NATO 3.0 için iki stratejik husus ve AB üyesi ülkelere çağrı
İttifakın yeni nesil dönüşüm sürecini içeren "NATO 3.0" vizyonunun önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini savunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği üyesi müttefikleri uyararak şu ifadeleri kullandı:
"NATO 3.0 hedefine en kısa zamanda ulaşmamız için şu iki hususa özellikle dikkat çekmek isterim: Birincisi, savunma sanayi başta olmak üzere savunma iş birliğinde müttefikler arasındaki kısıtlamaların kaldırılmasıdır. Savunma Sanayi Formu’nda bu mesajın hem endüstri hem hükümet yetkilileri tarafından vurgulanmış olmasını memnuniyetle karşılıyor. İkincisi, Avrupalı müttefikler olarak kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenirken İttifak’ın bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatabilecek tasarruflardan da kaçınmamız gerekiyor. Burada özellikle Avrupa Birliği üyesi müttefiklerimize seslenmek istiyorum. Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda, ancak ve ancak NATO’yla gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir."
Avrupa'da suni bölünme uyarısı ve Ukrayna savaşı diplomasi hattı
İttifak dışı bırakılan müttefiklerin yaratacağı zaafiyetlere parmak basan ve Ukrayna krizinin çözümü noktasında ABD Başkanı Trump ile olan ortak vizyonuna değinen Erdoğan, Ankara'nın yürüttüğü denge politikasını şöyle özetledi:
"Aklın ve mantığın emrettiği bir iş birliği modeli mümkünken birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması, kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa’da hiç arzu etmediğimiz bir suni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun Sayın Genel Sekreter'in işaret ettiği Transatlantik Savunma Sanayii Altyapısına hizmet etmediği de açıktır. Ukrayna Savaşı’nda Sayın Trump’ın barış vizyonunu paylaşıyor, Ukrayna’nın öncelikli ihtiyaç listeleri girişimine desteğimi bildiriyorum. Ukrayna’ya kendi milli envanterimizden sağladığımız askeri desteğe ek olarak Puer El erişimi kapsamında katkımızı sürdüreceğiz. Ukrayna’yı desteklerken Rusya’yı da barışa yönlendirecek şekilde iletişim kanallarımızdan istifade ediyoruz."
İran krizi ve hava savunma bataryaları için müttefiklere teşekkür
Körfez bölgesindeki istikrar arayışlarına ve Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'nda üstlenebileceği askeri rollere değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin sınır güvenliğine katkı sunan ülkelere de teşekkürlerini iletti:
"İran krizinin çözüm yoluna girmesinde, sabotaj teşebbüslerine rağmen dostum Sayın Trump’ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşılıyorum. Diplomatik çabalarımıza ilave olarak Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlenmesi için gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesileyle Türkiye’yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurları tarafından sağlanan destek için Amerika ve İspanya başta olmak üzere ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya’ya teşekkürlerimi ifade ediyorum."
Orta Doğu’da iki devletli çözüm ve terörle mücadelede dayanışma
Konuşmasının son bölümünde küresel ortaklık mekanizmalarına, Filistin ve Lübnan hattındaki insani drama ve terörle topyekun mücadele zorunluluğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, hitabını şu sözlerle tamamladı:
"Katılımımızı artırmamızın şart olduğuna inandığım İstanbul İşbirliği Girişimi mensubu ortaklarımızın bugün bizlerle olmalarını önemsiyorum. Orta Doğu'da kalıcı barışın anahtarının iki devletli çözüm olduğunu bir kez daha vurguluyorum. Özellikle Gazze ve Lübnan’da sükunetin sağlanması için hepimize görev düştüğünü ifade etmek istiyorum. Son olarak terörün tüm biçim ve tezahürleriyle mücadele konusunda tam bir dayanışma içinde olmamız gerektiğini hatırlatıyor, Ankara Zirvesi’nin hayırlara vesile olmasını diliyor, zirvenin hazırlıklarında emeği geçenlere teşekkür ediyorum. "