Örgüt üst yönetimi, teröristbaşı Gülen'in 20 Ekim 2024'teki ölümünün ardından geçen yaklaşık iki yıllık sürede tabanı konsolide etmeye çalışsa da derinleşen fikir ayrılıklarının önüne geçemedi. Bu süreçte örgüt üyelerinin büyük bölümü, elebaşının mezarının da yer aldığı "Chestnut Retreat Center" adlı sözde kampa uğramayı bıraktı. "Ali Heyet" olarak bilinen yeni üst yönetimin tabanda meşruiyetini yitirmesi ve elebaşının yeğeni Ebuseleme Gülen'in bu yapıyı tanımadığını ilan etmesi, örgüt içi bölünmeyi zirveye taşıdı.
"Sır kutusu" Türkyolu'nun servet kavgası ve "mehdi" inancının çöküşü
Örgütteki çözülmeyi tetikleyen en büyük unsurlardan biri, "örgütün kasası" olarak bilinen Cevdet Türkyolu'nun mali kaynakları kendi çıkarları doğrultusunda harcaması ve on milyonlarca dolar değerindeki Pensilvanya kampını şahsi mülkü gibi kullanması oldu. Örgüt üyelerinin kampa giriş çıkışları gözle görülür derecede azalırken, Türkyolu'nun burayı "müze" gibi işletme fikrine muhalif olan FETÖ'cüler internet ortamında birbirine girdi. Öte yandan, geçmişte elebaşını "mehdi" olarak gören tabanın bu dogmatik söylemleri açıkça sorgulamaya başlaması ve Gülen'in 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili hiçbir pişmanlık göstermemiş olmasına yönelik örgüt içinden yükselen eleştiriler, zihinsel kopuşu da beraberinde getirdi.
ABD'de lobi çöktü, finansal kaynaklar TMSF'ye geçti
Pensilvanya'daki merkezin siyasi ve mali güç kaybı, Washington'daki lobi faaliyetlerine de darbe vurdu. Donald Trump'ın ABD Başkanı seçilmesi ve 36. NATO Liderler Zirvesi kapsamında Ankara'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile kurduğu yakın temas, FETÖ'nün Capitol Hill'deki nüfuzunu büyük ölçüde bitirdi. Ayrıca ABD yargısından örgütün belini büken finansal bir karar çıktı; New York'ta faaliyet gösteren FETÖ iltisaklı "Amity School" adlı okulun, batık Asya Bank'a olan kredi borcunu faiziyle birlikte Türkiye Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) ödemesine hükmedildi. Bu karar, örgütün ABD'deki kurumsal ve finansal ağlarının zayıfladığını hukuken de tescilledi.
Sosyal medyada "Yeni Herkül" muhalefeti ve aklama çabaları
Türkiye'de yeniden yapılanma alanı bulamayan örgütün bazı kolları, sosyal medya üzerinden mevcut yönetime karşı bayrak açtı. Kendilerini "Yeni Herkül" olarak adlandıran bir grup, FETÖ ile bağlarını tamamen kopardıklarını ve gayrimeşru her türlü hukuka aykırı girişimi reddettiklerini ilan ederek çevrim içi platformlarda örgüt karşıtı muhalefet yürütmeye başladı. Buna karşın, darbenin 10. yılında örgütü aklamaya çalışan bazı eski FETÖ'cü medya mensupları ise hala sosyal medya üzerinden iç siyasete yönelik yönlendirici içerikler üreterek Türkiye'ye yönelik sinsi emellerinden vazgeçmediklerini gösteriyor.
Kaçış rotaları ve esnaf maskesiyle yeni yapılanma modeli
15 Temmuz sonrası Türkiye'de barınamayarak yurt dışına kaçan örgüt üyeleri, başta Almanya, İngiltere ve İsveç olmak üzere ABD, Kanada ve bazı Güney Amerika ülkelerine (Kolombiya, Arjantin, Brezilya) sığındı. ABD'deki eski Demokrat yönetimin esnek sınır politikalarını kullanarak bu ülkeye kaçan üyeler, Türkiye'deki mal varlıklarını satarak elde ettikleri paraları buralara transfer etti. Örgüt, bu yeni insan kaynağını New York, New Jersey ve Pensilvanya gibi Türk nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde market, restoran, toptan gıda ve doğal taş gibi sektörlere yönlendirerek yeni bir esnaf yapılanması kurmaya çalışıyor. Geçmişteki dini ve kültürel maskesini finansal kayıplar nedeniyle düşüren FETÖ, şimdilerde kimliğini gizleyip ticari ortaklıklar kurarak hem mali gücünü geri kazanmayı hem de yurt dışındaki Türk diasporası üzerinde ekonomik bir etki alanı oluşturmayı hedefliyor.