Uzmanlar, böylesine geniş katılımlı zirvelerin ev sahibi ülkelere yalnızca prestij sağlamadığını, aynı zamanda diplomatik girişimlerini hızlandırabilecek, uluslararası kamuoyunda görünürlüklerini artırabilecek ve farklı alanlarda yeni iş birliklerinin önünü açabilecek fırsatlar sunduğunu değerlendiriyor. Bununla birlikte, zirvenin uzun vadeli etkilerinin alınacak kararlar ve sonrasında yürütülecek diplomatik süreçlerle şekilleneceğine dikkat çekiliyor.
NATO’nun 32 üye ülkesinin devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getirecek zirvede; Avrupa güvenliği, Rusya-Ukrayna Savaşı, Orta Doğu’daki gelişmeler, terörle mücadele, savunma harcamaları, hibrit tehditler, siber güvenlik ve ittifakın gelecek dönem stratejisine ilişkin başlıkların ele alınması bekleniyor. Zirve kapsamında çok sayıda ikili ve çok taraflı görüşmenin de gerçekleştirilmesi öngörülüyor.
Ankara uluslararası diplomasinin merkezlerinden biri haline gelebilir
Dış politika uzmanları, uluslararası zirvelerin en önemli kazanımlarından birinin liderler arasındaki doğrudan temas imkanı olduğunu ifade ediyor.
Resmi oturumların yanı sıra gerçekleştirilen ikili görüşmelerde ülkeler, yalnızca NATO gündemini değil, karşılıklı ilişkileri ilgilendiren siyasi, ekonomik ve güvenlik konularını da ele alma fırsatı buluyor. Bu nedenle zirvenin Ankara’da düzenlenmesinin, Türkiye’nin diplomatik temas trafiğini önemli ölçüde artırabileceği değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Türkiye’nin son yıllarda Rusya-Ukrayna Savaşı, Karadeniz güvenliği, tahıl koridoru girişimi, Gazze’deki gelişmeler, Balkanlar, Kafkasya ve Suriye başta olmak üzere birçok bölgesel meselede aktif diplomasi yürüttüğünü hatırlatırken, NATO Zirvesi’nin bu girişimlerin liderler düzeyinde yeniden ele alınmasına zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.
Küresel medyanın gözü Ankara’da olacak
Uluslararası organizasyonların en önemli etkilerinden birinin de medya görünürlüğü olduğu ifade ediliyor.
Zirveyi takip etmek üzere yüzlerce yabancı gazeteci, televizyon ekibi, foto muhabiri ve uluslararası haber ajansının Ankara’ya gelmesi bekleniyor. Günler boyunca dünyanın önde gelen yayın kuruluşlarının Ankara’dan canlı yayın yapması ve gelişmeleri doğrudan aktarması öngörülüyor.
İletişim uzmanları, bu durumun Türkiye’nin ve başkent Ankara’nın uluslararası kamuoyundaki görünürlüğünü artırabileceğini değerlendirirken, organizasyonun başarıyla tamamlanmasının ülkenin uluslararası organizasyon düzenleme kapasitesine ilişkin olumlu bir algı oluşturabileceğini ifade ediyor.
Türkiye’nin NATO içindeki rolü yeniden gündeme gelebilir
Uzmanlara göre zirve, Türkiye’nin NATO içindeki konumunun da yeniden değerlendirilmesine katkı sağlayabilecek platformlardan biri olabilir.
Türkiye’nin ittifakın ikinci büyük ordusuna sahip ülkelerinden biri olması, Karadeniz, Balkanlar, Orta Doğu ve Kafkasya gibi stratejik bölgelerin kesişim noktasında bulunması nedeniyle NATO açısından önemli bir konumda bulunduğu belirtiliyor.
Analistler, zirve sürecinde yapılacak görüşmelerde terörle mücadele, savunma sanayii iş birlikleri, bölgesel güvenlik ve ittifakın caydırıcılık kapasitesine ilişkin başlıkların öne çıkabileceğini değerlendiriyor.
Ekonomik hareketlilik oluşturabilir
Ekonomi çevreleri ise zirvenin özellikle hizmet sektöründe kısa süreli hareketlilik sağlayabileceği görüşünü paylaşıyor.
Lider heyetleri, güvenlik ekipleri, uluslararası kuruluş temsilcileri ve yabancı basın mensuplarının Ankara’da bulunmasının oteller, restoranlar, ulaşım şirketleri, lojistik firmaları ve çeşitli hizmet alanlarında talep artışına katkı sağlayabileceği ifade ediliyor.
Bununla birlikte ekonomistler, bu tür organizasyonların uzun vadeli ekonomik etkilerinin sınırlı olabileceğini, ancak ev sahibi şehirde kısa vadeli ticari canlılık oluşturmasının beklendiğini dile getiriyor.
Savunma sanayii açısından yeni temaslara zemin hazırlayabilir
Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği yerli savunma sanayii ürünlerinin de zirve sürecinde uluslararası heyetlerin dikkatini çekebileceği değerlendiriliyor.
Savunma politikaları üzerine çalışan uzmanlar, NATO üyesi ülkelerin temsilcilerinin aynı şehirde bulunmasının mevcut iş birliklerinin geliştirilmesi ve yeni temasların kurulması açısından dolaylı fırsatlar oluşturabileceğini ifade ediyor.
Ancak uzmanlar, savunma alanındaki olası anlaşmaların yalnızca zirveye bağlı olmadığını, teknik müzakereler ve hükümetler arası süreçler sonucunda şekillendiğini de vurguluyor.
Ankara’nın organizasyon kapasitesi test edilecek
Büyük ölçekli uluslararası zirveler, ev sahibi ülkelerin güvenlik, ulaşım, protokol ve kriz yönetimi kapasitesinin de yakından takip edildiği organizasyonlar arasında yer alıyor.
Ankara’da zirve öncesinde yürütülen hazırlıklar kapsamında güvenlik planlamaları, ulaşım düzenlemeleri, uluslararası basın merkezinin kurulması ve diplomatik protokol çalışmalarının sürdüğü belirtiliyor.
Uzmanlar, organizasyonun sorunsuz şekilde tamamlanmasının Türkiye’nin gelecekte düzenlenebilecek uluslararası zirveler ve küresel toplantılar açısından önemli bir referans oluşturabileceğini ifade ediyor.
Uluslararası algıya etkisi süreç içinde şekillenecek
Uluslararası ilişkiler uzmanları, bir ülkenin küresel algısının yalnızca büyük organizasyonlara ev sahipliği yapmasıyla oluşmadığını, zirve sürecinde sergilenen diplomatik performans, liderler arasındaki görüşmeler ve sonrasında ortaya çıkacak iş birlikleriyle birlikte değerlendirildiğini belirtiyor.
Bu çerçevede Ankara’daki NATO Zirvesi’nin, Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünü artırabilecek önemli bir fırsat sunduğu ifade edilirken, ülkenin dış politika gündemindeki önceliklerini doğrudan muhataplarına aktarma imkanı sağlayabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan uzmanlar, zirvenin Türkiye’nin uluslararası konumuna ilişkin etkilerinin kısa vadede değil, zirve sonrasında yapılacak diplomatik temaslar, açıklanacak ortak kararlar ve ülkeler arasındaki ilişkilerin seyri doğrultusunda daha net ortaya çıkabileceğine işaret ediyor.
Türkiye’nin daha önce G20 Zirvesi, çeşitli NATO toplantıları ve uluslararası liderler buluşmaları gibi organizasyonlara ev sahipliği yaptığı hatırlatılırken, Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin de ülkenin diplomasi trafiği açısından önemli dönüm noktalarından biri olabileceği değerlendiriliyor.