Azerbaycan'dan gelen bir hastaya uygulanan ve dünyada bir ilk olma özelliği taşıyan bu operasyon, ABD merkezli prestijli tıp dergisi JNS Case Lessons tarafından dünya literatürüne dahil edilmek üzere resmi incelemeye alındı.
Klasik yöntem tarihe karışıyor: Kesi yok, dikiş yok, iz yok
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emrah Çeltikçi ve Kulak Burun Boğaz (KBB) Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Melih Şahin, "köşe beyin tümörleri" olarak adlandırılan zorlu vakaların tedavisi için uzun süredir üzerinde çalıştıkları endoskopik yöntemi hayata geçirdi. Geliştirilen bu yöntemin klasik ameliyatlardan en büyük farkı, hastanın kafasında veya kulak arkasında hiçbir cerrahi kesi yapılmaması oldu.
Uyguladıkları cerrahi aşamayı dünyada daha ileri bir noktaya taşıdıklarını belirten Doç. Dr. Emrah Çeltikçi, geliştirdikleri yeni yöntemin benzersizliğini şu sözlerle ifade etti:
"Biz de bu aşamayı bir tık daha ileriye taşıdık. Daha önce literatürde rapor edilmiş herhangi bir vaka yok. Yayınımız, çok yakında çıkmak üzere. Çalışmalarımızı tamamladık"
Yüz felci ve işitme kaybı riski minimuma indirildi
Klasik beyin tümörü ameliyatlarında hastaların en büyük korkularından biri olan yüz felci ve kalıcı işitme kaybı riskleri, Türk hekimlerin geliştirdiği bu teknikle ortadan kaldırılıyor. Geliştirilen teknik, cerrahlara tümöre tam önden ulaşma imkanı tanırken, hayati önem taşıyan yüz sinirleriyle doğrudan temas kurulmasını engelliyor.
Beyin tümörü ameliyatlarındaki temel amaç olan beyin sapı üzerindeki ölümcül baskı, bu yöntemle operasyonun daha ilk aşamasında güvenle ortadan kaldırılıyor. Kritik bölgedeki baskı giderildikten sonra tümörün güvenli kısmı çıkarılıyor, kalan küçük dokuların ise radyocerrahi ve ışın tedavisiyle kontrol altına alınması hedefleniyor.
"Hastanın işitme ve yüz sinirlerini koruyabiliyoruz"
Yöntemin tesadüfen bulunmadığı, hekimlerin yıllar süren anatomik deneyimlerinin ve bilimsel çalışmalarının bir meyvesi olduğu belirtildi. Klasik kulak arkası ameliyatlarında çok sık yaşanan işitme kayıplarının önüne geçildiğini vurgulayan Doç. Dr. Melih Şahin, hastanın yaşam standartlarını korumanın önceliği olduğunu belirterek şöyle konuştu:
"Hastanın görerek geldiyse görerek gidebilmesi, yürüyerek geldiyse yürüyerek gidebilmesi. Hayatta kalabilmesi ama hayatta kalırken de yaşam standartlarının olabilecek en üst düzeyde kalabilmesi çok önemli."
Ameliyatın tamamen doğal kanallardan yapıldığını ve hastanın sosyal hayatına hızla dönebildiğini ekleyen Şahin, şu ifadeleri kullandı:
"Hastanın beyin sapındaki baskıyı kaldırırken işitme ve yüz sinirlerini koruyabiliyoruz. Aynı zamanda herhangi bir kesi, dikiş ya da görünür yara izi oluşmuyor."
Burun fonksiyonları ve solunum tamamen korunuyor
Cerrahi açıdan oldukça zor olan bu operasyonda, hastanın burun içi anatomisi ve fonksiyonları en üst düzeyde muhafaza ediliyor. Operasyon sonrasında hastanın nefes almasında veya koku almasında hiçbir bozulma ya da dikiş kaynaklı fonksiyon kaybı yaşanmıyor. Kafatası açılmadığı için hastaların yoğun bakımda kalma ve hastanede yatış süreleri de normal beyin ameliyatlarına kıyasla önemli ölçüde kısalıyor.