Dijital dünyadaki algı operasyonlarının temelinde "süper yayıcılar" (super-spreaders) olarak adlandırılan hesaplar yatıyor. Prof. Menczer ve ekibinin 2016-2017 yılları arasında Twitter'da paylaşılan 400 bin makaleyi ve 14 milyon mesajı incelediği devasa araştırma, sosyal botların düşük güvenilirlikli içeriklerin (yalan haber, komplo teorisi, çöp bilim) yayılmasında orantısız derecede büyük bir rol oynadığını kanıtlıyor.
Veriler son derece çarpıcı
Düşük güvenilirlikli haberleri paylaşan hesapların genel popülasyonu içinde botların oranı yalnızca %6 iken, bu küçük bot ordusu ilgili tüm tweet trafiğinin %31'ini ve makale paylaşımlarının %34'ünü tek başına üretiyor. Dahası, sahte içerikleri en aktif şekilde yayan "süper yayıcı" hesapların %33'ü sosyal botlardan oluşuyor. Örneğin, "beforeitsnews.com" gibi manipülatif içerik üreten platformlar, arkalarına aldıkları bu devasa otomatik bot desteğiyle organik bir popülerlik illüzyonu yaratıyor.
Gerçek değil, "etkileşim" kazanıyor
Botların amacı gerçeği bulmak değil, zaaflarımızı kullanarak içeriği "viral" hale getirmektir. Prof. Menczer'in araştırmasına göre, sosyal botlar sahte haberlerin yayılımında tesadüfi davranmıyor, son derece zekice tasarlanmış iki temel strateji izliyorlar:
- Erken amplifikasyon (Suni gündem yaratma): Bir yalan haber veya manipülatif makale yayınlandığı ilk saniyelerde, sosyal botlar anında devreye girerek içeriği yoğun bir şekilde paylaşıyor. İçerik henüz insanlar tarafından fark edilmeden önce yaratılan bu yapay yoğunluk, algoritmaları kandırarak haberin "popüler" olduğu yanılgısını doğuruyor ve haberin geniş kitlelere ulaşma (viral olma) şansını artırıyor.
- Fenomenlerin (Influencer) hedef alınması: Botlar, düşük güvenilirlikli içeriklerin linklerini paylaşırken özellikle çok fazla takipçisi olan nüfuzlu kişileri etiketliyor (mention/reply). Örneğin, milyonlarca yasadışı göçmenin oy kullandığına dair sahte bir haber, tek bir bot hesap tarafından art arda 19 kez dönemin ABD Başkanı Donald Trump (@realDonaldTrump) etiketlenerek paylaşıldı. Amaç, hedeflenen bu nüfuzlu kişilerin içeriği kendi takipçilerine yeniden yaymasını (retweet) sağlamak ve yalan habere prestij/güvenilirlik kazandırmaktır.
Algı enjeksiyonu: Zihninize nasıl sızıyorlar?
Sahte hesapların ve sosyal botların yarattığı bu dijital illüzyonun insan psikolojisi üzerindeki etkileri tam anlamıyla yıkıcıdır. İnsanlar, bilgi bombardımanı ve sınırlı dikkat kapasitesi (information overload and finite attention), doğrulama önyargısı (confirmation bias) ve seçici maruz kalma gibi bilişsel zaaflara sahiptir. Sosyal botlar, tam olarak bu zayıf noktalarımızı hedef alır. Sosyal çevremizde gördüğümüz veya popüler sandığımız bilgilere güvenme eğilimimizi kötüye kullanırlar.
En sarsıcı bulgu ise şudur: İnsanlar, yalan haberleri paylaşan sosyal botları da en az diğer gerçek insanlar kadar retweet etmektedir. Algılarımız o kadar kusursuz bir şekilde hacklenmektedir ki, kolektif olarak insan ile makine arasındaki farkı ayırt edemez hale gelmiş durumdayız. Sosyal botların paylaştığı her sahte içerik, insanlar arasında orantısız bir etkileşim tetiklemekte ve botların sesi insan eliyle devasa boyutlarda yükseltilmektedir.
Bugün sosyal medyada inandığınız, öfkelendiğiniz, desteklediğiniz ya da paylaştığınız fikirlerin kökenini bir kez daha sorgulayın. Çünkü dijital dünyada karşınıza çıkan o çok "popüler" fikirler, sandığınız gibi toplumun ortak sesi değil, algı enjeksiyonu yapmak üzere programlanmış, gölgelerin ardındaki bir bot ağının zihninize fısıldadığı manipülatif bir kod dizini olabilir.
Gerçek sessizliğe gömülürken, geriye sormamız gereken tek bir soru kalıyor: Zihninizdeki düşünceler, gerçekten size mi ait?