Kentin son temsilcilerinden biri olan Ulucan, gelişen teknolojiye rağmen ata yadigarı zanaatını ilk günkü heyecanla sürdürüyor.
Küçük yaşlarda başladığı mesleğini aynı dükkanda devam ettiren Mehmet Ulucan, yük ve binek hayvanları için kullanılan semer, palan ve heybe gibi ekipmanları tamamen el emeğiyle üretiyor. Eskiden her köylünün bu ürünlere ihtiyaç duyduğunu belirten Ulucan, mesleğin değişimini şu sözlerle anlattı:
"Biz bu işi üçüncü kuşak olarak yapıyoruz. Babamızın, dedemizin mesleği. Geçimimizi bu işten sağlıyoruz. Bizim işimiz köylüyle. Köylü gelirse işimiz oluyor, gelmezse olmaz. Eskiden bu işler köylülerin eli ayağıydı. Bununla gider, bununla gelirdi, yükünü bununla taşırdı, geçimini bununla sağlardı ama şimdi teknoloji ilerledi, makineler çıktı. Haliyle bizim işlere olan ihtiyaç azaldı. Yine de tamamen bitmiş değil. Mesela traktörü olmayan, ekipmanı olmayan köylüler hala geliyor. Dağda gezen çoban, hayvanıyla birlikte dolaşırken heybesini atıyor, yiyeceğini içeceğini içine koyuyor, onunla geziyor. Biz de elimizden geldiğince bu mesleği yaşatmaya çalışıyoruz."
