Bakan Gürlek, Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) çatısı altında gençlerle bir araya gelerek, bu kurumun Türk siyasi hayatındaki önemine dikkat çekti.
İstikamet tayin eden bir dava hafızası
Konuşmasında kurumun sadece bir eğitim yuvası olmadığını, aynı zamanda ülkenin geleceğine yön veren liderler yetiştirdiğini belirten Bakan Gürlek, şöyle devam etti:
"Bu çatı altında yetişen kadrolar Türkiye'nin kaderine yön vermiştir ve o kadroların en müstesna temsilcilerinden biri de aramızda bulunan Sayın İsmail Kahramandır. Kendisine sadece bir siyaset büyüğü olarak değil, bir istikamet ve bir dava hafızası olarak hürmetlerimi arz ediyorum."
Darbe vesayetine karşı milletin vakur duruşu
Türkiye'nin yakın tarihindeki siyasi krizlere ve milletin iradesine kurulan tuzaklara değinen Gürlek, demokrasinin sandık yoluyla her zaman galip geldiğini şu sözlerle aktardı:
"Yakın siyasi tarihimizde birçok trajediler vuku bulmuş, demokrasimiz ciddi rahatsızlıklar yaşamış, siyaset kültürümüz olgunlaşmaya bile fırsat vermeden yaratılan krizlerle karanlık dehlizlere doğru itilmiştir. Her defasında millet inancını korumaya devam etmiş, sabırla ve vakur bir şekilde siyasetin en önemli çıkış yolu sandıkta millet üzerine kurulu oyunları bozmayı becermiştir."
28 Şubat karanlığı ve kutlu yürüyüşün başlangıcı
1982 Anayasası’nın getirdiği kısıtlamalar ve 28 Şubat sürecinin toplumsal huzuru nasıl bozduğunu hatırlatan Bakan Gürlek, Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğindeki yükselişi şu cümlelerle özetledi:
"Cuntacıların '28 Şubat bin yıl sürecek' sözü Türk siyasi hayatına sürülmüş karanlık bir lekedir. Dönemin cuntacı anlayışı ile bu millete dayatılan 1982 Anayasası demokratik hayatımız, toplumsal huzurumuz ve gelişen Türkiye için şartları zorlaştıran, hukuki görünümlü vesayet olarak ortaya çıkmaktadır."
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul’dan başlattığı davanın, milletin bastırılmış özgüveninin bir yansıması olduğunu vurgulayan Gürlek, bu sürecin bir "sessiz çoğunluğun sesi" olduğunu belirtti ve ekledi:
"Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Biz bu yola kefenimizle çıktık.' sözü öyle klişe bir siyasi cümle değildir."
Oyun kuran Türkiye vizyonu
Gençlere hitaben siyasette muktedir olmanın önemini vurgulayan Gürlek, Türkiye’nin artık uluslararası arenada pasif bir aktör olmaktan çıktığının altını çizdi:
"Türkiye emir alan değil emir veren, kurulu oyun düzeninde pasif bir aktör değil kendi milli çıkarları için oyun kuran, içine kapanık halinden çıkarak dünyanın her yerinde konulara müdahale edebilen, fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir."
Adalet sisteminde kararlı adımlar ve yeni anayasa hedefi
Adalet Bakanı olarak öncelikli hedeflerini hukuk devleti ve vatandaşın haklarının teminat altına alınması olarak tanımlayan Gürlek, anayasa değişikliğinin neden kaçınılmaz hale geldiğini şu tarihi sözlerle ilan etti:
"Bugün geldiğimiz noktada ulusal güvenlik tehditleri, değişen dünya şartları, gelişen toplum yapısı, artan hak ve özgürlük talepleri karşısında mevcut anayasamız maalesef yetersiz kalmaktadır. Yeni bir anayasa zorunluluktur."
Bakan Gürlek, vesayet izleri taşıyan 1982 Anayasası’nın yerini, millet ve devlet arasındaki bağı ahlaki bir sözleşme ile güçlendirecek, çağa uygun ve sivil bir anayasaya bırakması gerektiğini vurgulayarak konuşmasını tamamladı.