Bakan Fidan, İran'ın iç huzurunun önemine değinerek terör örgütü PKK'ya karşı ortak duruş sergilenmesi gerektiğini şu sözlerle hatırlattı:
"Bu çerçevede komşumuz İran’ın huzuru ve refahı bizim için de bölge için de büyük önem taşımakta. İran’da yaşanmakta olan gelişmeleri yakından takip etmekteyiz. Protestolarda meydana gelen ölümler nedeniyle derin üzüntü duyduğumuzu ve İran halkına başsağlığı dileklerimizi yinelemek isterim, dostuma da yineledim. Hadiselerin büyük ölçüde yatışmış olması memnuniyet vericidir. Sükunetin kalıcı olmasını diliyoruz. İran’ın iç meselelerinin dış müdahale olmaksızın İran halkı tarafından barışçıl şekilde çözülmesini temenni ediyoruz. Diğer taraftan PKK terör örgütünün son gelişmelerden istifade etmeye çalıştığını gördük. Bu durum PKK/PJAK terör örgütünün sadece Türkiye için değil, İran için de bir tehlike oluşturduğunu bir kez daha göstermiştir. PKK’ya karşı ortak mücadele sergilememiz gerektiğini bu vesileyle tekrar hatırlatmak istiyoruz."
Nükleer müzakereler ve askeri müdahale karşıtlığı
İran ile ABD arasındaki nükleer görüşmelerin yeniden canlanmasının önemini vurgulayan Fidan, Türkiye'nin askeri seçeneklere karşı olan net tavrını şu ifadelerle dile getirdi:
"İran ile ABD arasındaki nükleer müzakerelerin yapıcı bir zeminde tekrar başlaması bölgesel gerilimin azaltılması bakımından hayati önem taşımaktadır. Müzakereler aynı zamanda İran’a yönelik yaptırımların kaldırılmasının ve İran’ın uluslararası ekonomik sistemle bütünleşmesinin yolunu açacaktır. Bu adımlar tüm taraflara önemli kazanımlar sağlayacaktır. Gelinen noktada ilişkilerin yeni bir anlaşma zemininde normalleşmesi gerekmektedir. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere İran’a yönelik bir askeri müdahale karşı olduğumuzu her fırsatta tüm muhataplarımıza aktardık. Sayın Cumhurbaşkanımız bu sabah da Sayın Pezeşkiyan’la telefonda görüştüler. Buradan tekrar ediyoruz, sorunların çözümü için askeri seçeneklere başvurulmasına karşıyız. Bunun çok fazla işe yarayacağına da inanmıyoruz. Müzakereyi ve diplomasiyi savunuyoruz. Suriye'de, Irak'ta, Afganistan'da, Gazze'de yaşananlar hafızamızda tazeliğini korumakta. Geçmişin yaralarını sarmaya çalışırken bölgemizde başka bir yaranın açılması hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Bölge ülkeleri huzur, istikrar ve barış istemektedir. Bu bağlamda tarafları müzakere masasına çağırıyoruz. Müzakere masası kurulduğunda da sorunların ayrı ayrı ele alınmasının çözüme ulaşılmasını kolaylaştıracağını değerlendiriyoruz."
Suriye ve Irak'ta istikrar vurgusu
Suriye ve Irak'taki son gelişmeleri değerlendiren Fidan, iki ülkenin bölgesel önemine değinerek açıklamasını tamamladı:
"Bugün gündem maddelerimiz arasında Suriye de yer almakta. Suriye'nin toprak bütünlüğü ve birliğini hedef alan her türlü çabanın karşısında kararlılıkla durmayı sürdürüyoruz. Bilindiği gibi 24 Ocak'ta uzatılmış bulunan bir çatışmasızlık süreci yaşanmakta. Bugün de entegrasyon konusunda bir mutabakata varıldığını duyduk; gece itibariyle bize mesajlar gelmişti. Bu mutabakatı tabii ki yakından inceliyoruz. Gerçek bir entegrasyon Suriye'nin yararınadır. Bunun şartlarını zaten taraflar biliyor. Cezaevlerindeki tutukluların güvenli şekilde Irak'a transferinin tamamlanması büyük önem taşımakta. Diğer taraftan ortak komşumuz Irak'ta parlamento seçimleri sonrasında yeni hükümetin kurulmasına yönelik süreci de yakından takip etmekteyiz. Değerli dostumla Irak'taki güvenlik ve istikrar ortamının idamesinin hem ülkelerimiz hem bölgemiz için taşıdığı önemin altını da çizdik. Yeni kurulacak Irak hükümetiyle bu doğrultuda yakın çalışma arzusu ve iradesine sahibiz. Türkiye ve İran bulundukları coğrafyanın iki önemli aktörüdür. Bu çerçevede temasların devamlılığının sadece ikili ilişkilerimiz bakımından değil; bölgesel güvenlik ve refah için de yararlı olduğuna yürekten inanıyorum. Değerli dostum Sayın Arakçi'ye bugünkü ziyareti kapsamında yaptığı katkılar için teşekkür ediyorum. Bugün toplantımızdan sonra Cumhurbaşkanımız da kendilerini kabul edecekler. Ben bir kez daha bu vesileyle İstanbul'a, ülkemize hoş geldiniz diyorum."