6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremler; Hatay, Malatya, Adıyaman, Gaziantep, Osmaniye, Diyarbakır, Şanlıurfa, Kilis, Elazığ ve Adana’da büyük yıkıma yol açtı.
Afetin ardından Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından başlatılan yeniden inşa sürecinde binlerce konut etap etap tamamlanarak hak sahiplerine teslim edilmeye başlandı.
Ancak süreç, yalnızca binaların tamamlanmasıyla sınırlı kalmadı; yeni yerleşim alanlarının sosyal ve idari organizasyonu da eş zamanlı yürütüldü. Bakanlık yetkilileri, bu kapsamlı organizasyonu tüm detaylarıyla Eha Medya’ya anlattı.

Kurumlar arası koordinasyon İl Afet Toplantılarıyla yürütüldü
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla başlatılan yeniden inşa programı kapsamında; sosyal yerleşim süreci koordinasyonunun, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde yürütüldüğünü belirten yetkililer; “Geniş ölçekli yapılacak tüm iş ve işlemler Bakanımızın il ziyaretlerinde vali ve belediye başkanlarımız başta olmak üzere tüm yerel yöneticiler ve STK’ların katılımıyla düzenlediği İl Afet Koordinasyon Toplantıları ile şekillendi. Bu toplantılarda alınan kararlar doğrultusunda AFAD ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığımız başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşlar aksiyon alıp süreci nihayete erdirdi.” sözlerini kullandı.
“En kritik aşama sürecin hızlı başlatılmasıydı”
Yetkililer, yeniden yerleşim sürecinin en kritik adımının başlangıç aşaması olduğunu belirtti. Deprem sonrası geniş ölçekli bir yaşam kurma sürecine kısa sürede başlanmasının belirleyici olduğun altını çizen yetkililer, ilk temelin afetin 15’inci gününde atıldığı hatırlattı.
Sürecin yalnızca inşaat faaliyetinden ibaret olmadığı; hak sahipliği, planlama, teslimat ve sosyal donatıların devreye alınması gibi aşamaların eş zamanlı koordine edilmesinin operasyonun tamamlanmasında kritik rol oynadığı vurgulandı. İl bazlı yürütülen koordinasyon toplantılarının bu sürecin ana karar mekanizması olduğu belirtildi.

Sosyal donatılar konutlarla birlikte planlandı
Bakanlık yetkilileri, TOKİ ve Emlak Konut tarafından yürütülen projelerin yalnızca konut üretimi olarak değil, “yaşam alanı” perspektifiyle planlandığını ifade etti. Yetkililer, konut sayısına göre çocuk parkları, okullar, camiler, sağlık birimleri, yürüyüş yolları ve spor alanlarının sayısı ve büyüklüğünün proje başlangıcında belirlendiğini; sosyal donatıların inşasının konutlarla eş zamanlı başladığını ve teslim sürecinin paralel yürütüldüğünü belirtti.
Yetkililer ayrıca deprem bölgesindeki afet konutlarının da aynı planlama anlayışıyla inşa edildiğinin altını çizdi.
Kent meydanları “toplumsal iyileşme” alanı olarak görülüyor
Ortak yaşam alanlarının da kent için konutlar kadar önem taşıdığını belirten yetkililer, bu önemi “Depremin neden olduğu manevi yıkımın giderilmesi noktasında bu alanlar sosyal hayat için, yeniden ayağa kalkmak ve sosyal hayata karışmak için büyük önem arz eder.” diyerek açıkladı.
Ortak yaşam alanlarının hem toplumsal etkileşimi hem de ticari hareketliliği destekleyen merkezler olarak tasarlandığını bildiren yetkililer, “Sosyalleşmenin yanı sıra kentin ticari olarak canlanması için de bu yapılar çok önemlidir.” şeklinde konuştu.
Hak sahipliği süreci tapu kayıtları üzerinden yürütüldü
Sürecin en hassas noktalarından biri olan hak sahiplerinin belirlenmesinin hangi kriterlere göre yürütüldüğünü anlatan yetkililer; tespit çalışmalarının tapu kayıtları esas alınarak gerçekleştirildiğini, ayakta kalan yapılarda ise sahada yerinde inceleme yapıldığını aktardı.
Yetkililer, bağımsız birimlerde sürecin nasıl işlediğini ise “Bağımsız birimlerin belirlenmesinde, deprem bölgesinde yapının ayakta olması halinde sahada yerinde incelemeler gerçekleştirilerek; her bir bağımsız birim için kapı kapı ziyaret yapıldı,hak sahipliğine ilişkin bilgi ve belgeler talep edildi.” şeklinde açıkladı.
Süreç boyunca sahadan elde edilen verilerin kurumlardan temin edilen belgelerle karşılaştırılarak doğrulandığı belirtildi.
Hak sahipliği sürecinde itirazlar ve uyuşmazlıkların nasıl yönetildiğini de açıklayan yetkililer, tespitlerin tamamlanmasının ardından oluşturulan icmallerin askıya çıkarıldığını; hak sahiplerine belirlenen süre içinde kayıtları kontrol ederek itiraz etme imkanı verildiğini ifade etti. Yapılan başvuruların sunulan belgeler doğrultusunda yeniden değerlendirildiğini ve gerekli düzeltmelerin kayıtlara işlendiğini kaydetti.

Kura ve teslimat fiziki gerçekleşmeye göre planlandı
Yetkililerden edinilen bilgiye göre; deprem bölgesinde yürütülen geniş ölçekli inşa faaliyetleri nedeniyle kura ve teslimat takvimi tek bir tarih üzerinden değil, projelerin fiziki gerçekleşme oranlarına göre kademeli biçimde planlandı. İnşaatı tamamlanan ya da tamamlanma aşamasına gelen bloklar önceliklendirilerek kura programları oluşturuldu. Böylece henüz bitmemiş projeler için hak sahipleri bekletilmezken, tamamlanan konutların da vakit kaybetmeden teslim sürecine alınması sağlandı.
Bu planlama modeliyle, aynı anda binlerce bağımsız birimin teslim edilmesi yerine, blok bazlı ve etaplar halinde ilerleyen bir takvim uygulandı. Kura çekimleri, tamamlanma seviyesine ulaşan projeler için ayrı ayrı organize edildi; anahtar teslim programı da her etabın fiziki durumu esas alınarak şekillendirildi.
Anahtar teslim süreci sahada adım adım yürütüldü
Kura işlemlerinin tamamlanmasının ardından anahtar teslim süreci sahadaki irtibat ofisleri üzerinden organize edildi. Kurada kendisine bağımsız birim isabet eden hak sahiplerine resmi bilgilendirme yapıldı ve gerekli belgeler tebliğ edilerek teslimat randevusu oluşturuldu.
Teslim günü öncesinde bloklarda son teknik kontroller gerçekleştirildi. Hak sahipleri irtibat ofislerine başvurduktan sonra kendilerine tahsis edilen bağımsız birim yerinde gösterildi ve daire bazlı inceleme yapma imkânı sağlandı. İnceleme sırasında tespit edilen eksiklikler teslim tutanağına işlendi ve yüklenici firmaya iletildi. Eksikliklerin giderilmesinin ardından daire teslim tutanağı düzenlenerek anahtar teslimi tamamlandı.
Bu modelle, hak sahiplerinin konutlarını yalnızca evrak üzerinden değil, fiilen görerek ve kontrol ederek teslim alması sağlandı.
Taşınma süreci etaplama ve randevu sistemiyle yönetildi
Teslimat sonrası taşınma sürecinin kontrolsüz yoğunluğa dönüşmemesi için projeler etaplar halinde planlandı. İnşaatı biten bloklar önceliklendirilerek teslim programı kademeli oluşturuldu; böylece aynı dönemde oluşabilecek altyapı ve ulaşım yoğunluğunun önüne geçilmesi hedeflendi.
Hak sahipleri randevu sistemiyle anahtar teslimine davet edilirken, saha irtibat ofisleri bilgilendirme ve yönlendirme merkezi olarak görev yaptı. Elektrik, su ve doğal gaz abonelik işlemleri ilgili kurumlarla koordineli biçimde planlandı; çevre düzenlemesi, yol bağlantıları ve ortak kullanım alanlarının hazır hale getirilmesi sağlandı.
Bu planlama sayesinde yeni yerleşim alanlarına geçiş sürecinin, ani nüfus yoğunluğu oluşturmadan, düzenli ve kontrollü bir takvim çerçevesinde tamamlandığı belirtildi.
“En zorlu aşama hak sahipliği oldu”
Yetkililer, sürecin en zor aşamalarından birinin hak sahipliği tespit çalışmaları olduğunu belirterek dijital tapu sistemleri ve kayıt altyapısının bu süreçte önemli rol oynadığı vurguladı. Bu zor süreçte, kapsamlı veri kontrolleri sayesinde; Kahramanmaraş’ta tüm ailesinin kaybeden 5 günlük bebeğin dahi hak sahipliğinin gözetildiğinin ve sürecin titizlikle tamamlandığının altını çizdi.