DMM tarafından yapılan yazılı açıklamada, iddiaların hukuki ve tarihi gerçeklerle bağdaşmadığı belirtildi. Harekâtın uluslararası hukuk zeminindeki dayanaklarına işaret edilen açıklamada, Türkiye'nin müdahalesinin meşruiyeti ve bölge demokrasisine katkıları hatırlatıldı.
"Uluslararası hak ve yükümlülükler çerçevesinde meşru bir zeminde yapılmıştır"
Açıklamada, Kıbrıs Barış Harekatı'nın ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Ada'daki varlığının yasal çerçevesi ile amacına dair şu ifadelere yer verildi:
"Ada'ya müdahale, 1960 Garanti Antlaşması'ndan doğan uluslararası hak ve yükümlülükler çerçevesinde meşru bir zeminde yapılmıştır. Harekat sayesinde Ada'nın tamamında barış tesis edilmiş, ayrıca 'Enosis' emelleri akim kalan Yunanistan'daki cuntanın devrilmesinin önü açılarak, Yunanistan'a yeniden demokrasinin gelmesi sağlanmıştır. Türk askerinin Ada'daki varlığı bir 'işgal' değil, Kıbrıs Türk halkının can güvenliğinin, egemenliğinin ve 1974'ten bu yana Ada'da hakim olan huzur ortamının yegane teminatıdır."
"Suçluluk psikolojisiyle yürütülen bir algı operasyonu"
Algı operasyonlarına karşı vatandaşların dikkatli olması gerektiği belirtilen açıklamada, Türkiye'nin hukuk sınırları içindeki hamlelerini hedef alan odakların dezenformasyon faaliyetlerine dikkat çekildi.
“Uluslararası hukuku, insan haklarını ve sınırları hiçe sayarak işgal ve ilhak politikası yürüten odakların, Türkiye'nin barışçıl ve hukuki hamlelerini hedef alan dezenformasyon faaliyetleri, suçluluk psikolojisiyle yürütülen bir algı operasyonundan ibarettir. Kamuoyunun bu tarz içeriklere itibar etmemesi önemle rica olunur.”