Doğu Akdeniz’de savaşın ürettiği güvenlik riskleri artarken, Yunanistan’ın Güneydoğu Ege’deki Kerpe (Karpathos) Adası’na Patriot hava savunma sistemi konuşlandırdığına dair haberler gündeme gelmişti. Bu iddiaların ardından Türkiye itirazını yükseltmiş, Atina ise “savunma düzenimizi Türkiye ile müzakere etmeyiz” çizgisinde bir yanıt vermişti.
Tartışma ilk olarak Mart ayının ilk haftasında Yunan basınında çıkan haberlerle gündeme geldi. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Alpha TV’ye verdiği bir röportajda KerpeAdası’na Amerikan yapımı Patriot hava savunma sistemlerinin konuşlandırıldığına ilişkin haberleri değerlendirerek ülkenin hava savunma kapasitesinin güçlendirildiğini belirtmişti. Dendias, bölgede hava savunma kapasitesine sahip Yunan savaş gemilerinin de bulunduğunu söyleyerek “Ülkemiz korunmaktadır” ifadelerini kullanmıştı.
Ankara ise bu iddiaları uluslararası anlaşmalar çerçevesinde değerlendirmişti. Türkiye Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Kerpe’nin de içinde bulunduğu On İki Ada’nın statüsünün 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile belirlendiğini hatırlatarak adaların silahsızlandırılmış statüsüne dikkat çekmişti. Keçeli, Türkiye’yi “revizyonizm” ile suçlayan çevrelerin uluslararası hukuka aykırı adımlarının “yok hükmünde” olacağını ifade etmişti.
Atina cephesinin yanıtı
Yunan basınında yer alan haberler ise tartışmanın Atina cephesindeki yorumunu ortaya koydu. Ekathimerini’ye göre Yunan Dışişleri Bakanlığı, Kerpe’de Patriotkonuşlandırıldığına ilişkin Türk itirazını “asılsız” olarak nitelemiş, Ankara’nın Ege adalarının silahsızlandırılmasına ilişkin iddialarının “uzun süredir reddedildiğini” savunmuştu. Sözcü Lana Zochiou, Türkiye’nin “Ege adalarının silahsızlandırılması” konusundaki tek taraflı iddialarının defalarca reddedildiğini söylemişti.
Atina hangi gerekçeyi öne sürdü?
Ekathimerini’nin aktardığına göre Atina, adaların statüsünün Lozan (1923), Montrö (1936) ve Paris (1947) anlaşmalarıyla belirlendiğini savunmuş, ayrıca Türkiye’nin Paris Anlaşması’na taraf olmadığını vurgulamıştı. Bu çerçevede Yunan tarafı, “savunma düzenini Türkiye ile tartışmayacağını” açık biçimde ifade etmişti.
Ekathimerini ayrıca Türkiye’den gelen açıklamaların Yunanistan’ın “militarizasyon” politikasına itiraz niteliği taşıdığını yazmış, Atina’nın ise “meşru savunma” gerekçesiyle konuşlanmalarını sürdürdüğünü belirtmişti.
Ankara nasıl yanıt verdi?
Türkiye cephesinden gelen değerlendirmeler, meselenin yalnızca “Kerpe’ye Patriot” iddiasıyla sınırlı olmadığını gösterdi. Basına yansıyan değerlendirmelerde Yunanistan’ın “bölgesel krizlerden faydalanarak” adaların statüsünü zedelediği öne sürülmüş, bu tür adımların “komşuluk ilişkilerine zarar verdiği” ve gerilimi artırdığı vurgulanmıştı.

Kerpe neden stratejik?
Kerpe Adası’nın tartışmanın merkezine yerleşmesinin nedeni yalnızca bir savunma sistemi iddiası değil, aynı zamanda adanın Doğu Akdeniz’deki stratejik konumu. Rodos ile Girit arasında bulunan Kerpe, Ege’nin güney hattında önemli bir geçiş noktası olarak görülüyor. Türkiye’nin Muğla kıyılarına yaklaşık 90 kilometre mesafede bulunan ada, hava savunma sistemleri açısından geniş bir alanı kapsayabilecek bir konumda bulunuyor.
Patriot sistemlerinin kullanılan varyanta bağlı olarak 100 ila 160 kilometreye kadar hava savunma kapsaması sağlayabildiği biliniyor. Bu nedenle askeri analistler, Kerpe’yekonuşlandırılacak bir sistemin yalnızca adayı değil, çevresindeki geniş hava sahasını da kapsayabileceğine dikkat çekiyor.
Antlaşmalar ve statü tartışması
Kerpe üzerinden başlayan tartışma aynı zamanda Ege adalarının statüsüne ilişkin uzun süredir devam eden anlaşmazlıkları da yeniden gündeme taşıdı. Türkiye, Güneydoğu Ege’deki bazı adaların statüsünün Lozan ve Paris anlaşmalarıyla belirlenmiş olduğunu ve bu çerçevede söz konusu adaların silahsızlandırılmış statüde bulunması gerektiğini savunuyor.
Yunanistan ise bu yorumu kabul etmiyor. Atina yönetimi, Türkiye’den gelen askeri tehdit algısı nedeniyle adaların savunmasının güçlendirilmesini “meşru müdafaa hakkı”kapsamında değerlendirdiğini ifade ediyor.
İran savaşı gölgesi: Hava savunma satrancı büyüyor
Bu tartışma, İran-İsrail-ABD hattındaki savaşın bölgesel güvenlik dengelerini daha hassas hale getirdiği bir döneme denk geldi. Ekathimerini’deki haberlerde de Kerpe’ye yönelik Patriot iddialarının “mevcut kriz ortamı” ile birlikte anıldığı görüldü.
Bu süreçte ada ve üs güvenliği de öne çıktı. Reuters, Kıbrıs’taki İngiliz üssü Akrotiri çevresinde yaşanan dronesaldırısı ve ardından gelen ek güvenlik tedbirlerini haberleştirmişti. Bu gelişme, Doğu Akdeniz’de hava savunma hassasiyetinin yükseldiğine işaret eden bir başka başlık olarak değerlendirildi.
GKRY boyutu tartışmayı Doğu Akdeniz’e taşıdı
Kerpe–Patriot tartışması yalnız Ege ekseninde kalmadı. Cyprus Mail, İran yapımı olduğu belirtilen bir dronesaldırısının ardından Yunanistan’ın Güney Kıbrıs’taki Paphosbölgesine dört F-16 konuşlandırdığını yazdı. Aynı haberde Türkiye’nin KKTC’ye 6 F-16 konuşlandırmasının da bu askeri hareketlilik zincirinin parçası olarak görüldüğü aktarıldı.
Bu tablo, “Kerpe’ye Patriot” iddiasının yalnızca teknik bir konuşlanma tartışması olmadığını; savaş ortamında Doğu Akdeniz’de hava savunma hamlelerinin birbirini tetikleyen bir güvenlik denklemine dönüştüğünü gösterdi.
Sonuç: Tartışma sadece Patriot değil
Özetle Atina, Kerpe’de Patriot konuşlandırıldığına ilişkin Türk itirazlarını “asılsız” olarak nitelendirirken adaların statüsünü uluslararası anlaşmalarla savunduğunu ifade etti. Ankara ise Ege adalarının statüsü ve bölgesel krizlerin “fırsata çevrilmesi” iddiası üzerinden Yunanistan’ı eleştirdi.
Gelişmeler, Doğu Akdeniz’de yalnızca deniz yetki alanları veya enerji rekabetinin değil; hava savunma mimarisi, caydırıcılık ve askeri denge başlıklarının da yeniden merkez gündeme yerleştiğini ortaya koyuyor.